şiire meraklı olduğunu öğrendiğim dördüncü nesil yazar. bilinmeyen şiirleri sağdan soldan bulup çıkartıyor. bir nefes oluyor insan için. tebrik ediyor, çalışmalarının devamını diliyoruz.
olası şiir ismi olan başlıkları gördüğümde ve özellikle başlığın yeni açıldığını farkettiğimde tıklarken "kesin yine şiirdir, kesin yine o eklemiştir" diyorum, nitekim haklı da çıkıyorum. teşekkür ve tebriklerimi sunuyorum.
4. yıl zirvesinde tanışmış olduğum elit 4. nesil yazar, nesildaş.
mekana alınmadan önce yaklaşık 30 dakika kadar süren birlikteliğimizde (merdivenlerde!) bana engin kitap, sinema ve şiir bilgilerinde seçmeler sunan. hamlet'ten, sersem kocanın kurnaz karısı'ndan tiradlar okuyan nispeten yaşıtım (7 yaş küçük benden) değerli insan.
mekana girmeden ayak üstü sohbet ederken bana türlü türlü kitap isimleri, şiir isimleri saydı durdu bu. yok budd schulberg'i bilir misin? yok efendim hiç hamletizledim mi? yok efendim rıhtımlar üzerinde'yi izlememişsem adam diilmişim falan. ne derse desin "aaa saçmalama tabi ki izledim", "hahaha tabi ki gördüm" falan diyorum ama siksinler beni dediklerinden tek kelime anlıyorsam. "tabi o filmde bogart* iyiydi" diyorum "marlon brando'ydu o!" diyor, othello'daki savaş sahnesi harikaydı" diyorum, "hamlet??!!" diyor. ama ben yılmıyorum "hı-hı, tabi ki, haklısın" demekten kendimi alamıyorum. merdivenlerdeki bekleyiş uzadıkça uzuyor, tam sona yaklaşıyoruz ki!
var olmak mı, yok olmak mı, bütün sorun bu!
düşüncemizin katlanması mı güzel,
zalim kaderin yumruklarına, oklarına,
yoksa diretip bela denizlerine karşı
dur, yeter! demesi mi?
ölmek, uyumak sadece! düşünün ki uyumakla yalnız
bitebilir bütün acıları yüreğin,
çektiği bütün kahırlar insanoğlunun.
uyumak, ama düş görebilirsin uykuda, o kötü!
çünkü o ölüm uykularında,
sıyrıldığımız zaman yaşamak kaygısından,
ne düşler görebilir insan, düşünmeli bunu.*
diye haykırıyor! millet bize bakıyor ama durmuyor
"artık kendimiz yoğuz, seyircilerimiz de kalmadı. ama repliklerimiz, fısıldaşır dururlar sabaha kadar.
gün ağarır, temizliyiciler gelir, replikler yerlerine kaçışır. perde."*
diye patlatıyor tiradları. diyorum harika can yücel şiiri mi bu? diyorum kırmıyor beni, küfretmiyor en azından. yüklendikçe yükleniyor bana.
nihayet mekana giriyoruz yüksek müzik sesi az da olsa engelliyor onu. bir bira içiyoruz lavaboya gidiyor, ikinciyi yuvarlıyoruz "biraz turlayayım" diyor, üçücü de gözden kayboluyor.
gecenin ilerleyen saatlerinde pistte yılan dansı yaparken görüyorum onu!! kıvrım kıvrım oluyor. az önce tiradlar patlatan adam el çırpışları arasında alnına para yapıştırılmasını bekliyor. "heyhat!!" diyorum. "hamlet de olsa othello da olsa insan her yerde insan". saat 9'dashakespeare olan insan 01:30 itibariyle fatih ürek olmuş! yılan dansı yapıyor.
bu sözlük yazarı yazmaktan çok daha güzel şeyler yapabiliyor. konuşabiliyor mesela. çok da etkileyici. aynı zamanda komik. camelle birlikte "entelektüel absürdizm" adını verdik yaptığı şeye. ne zaman ironi yapıyor, ne zaman ironinin ironisini yapıyor anlamıyorum. gerçi çokça pek bir şey anlamıyorum. mütemediyen gülüyorum. evet yazısını beğenmiyorum. sıkılıyorum çoğunlukla. vel hasıl-ı kelam, sohbet edilmeli sessiz bir ortamda. siz de anlayamayacaksınız.