|
|
- lat. savaş olasılığı, savaş durumu. savaş sebebi anlamında da kullanılır.
casus: olasılık, durum
bell/um -i: savaş
türkçe kelime grubuymuş gibi okunduğunda daha bir manidar oluyor.
- geçerli savaş sebebi demektir.
- kasus belli diye okunur. europe universalis oynarken osmanlı'yı alırsanız belli tarihler içinde tüm balkan ülkeleri ile orta doğu ülkelerine saldırmanız için gerekli casus belliler çıkar karşınıza..
- casus'un kim olduğu bilindiği durumda söylenecek söz.
- "casus belli" diplomaside kullanılan bir tabirdir. bir ülke, istediği
bir durumu savaş sebebi sayabilir. örneğimizde türkiye, birleşmiş
milletler bünyesinde imzalanan ve deniz ve hava sahanlığı konusunu düzene
bağlayan anlaşmayı imzalarken, " bir ülkenin karasularının ve
havasahanlığının, o ülkenin topraklarının bitiş çizgisinden itibaren 12 mil olması"
maddesine bir çekince koymuş ve özellikle ege'de böyle bir girişimin
yapılması halinde bunu "casus belli" olarak değerlendireceğini, yani
savaş sebebi sayacağını ilan etmiştir.
"casus belli", latince bir tabirdir. "casus", "kasus" okunur ve
ingilizce'deki "cause"un karşılığıdır. "belli" de latince bir tabir olup, yine
ingilizce diplomasi literatüründeki "savaş halinde bulunan iki ülke"
anlamına gelen "belligerent" kelimesi ile ilişkilendirilebilir.
buradan hareketle, "casus belli" tabiri en yalın türkçe ile "savaş
sebebi" olarak söylenebilir. diplomatlar arasında konuşulan ortak dilde
"casus belli" denebilir, ancak gazetelerde manşete taşırken belki "savaş
sebebi" yazıp, altına minik puntolarla açıklama notu olarak "casus
belli" yazılabilirdi.
başar c.münir
- örneğin truva savaşı'nın görünüşteki casus bellisi helen'in kaçırılmasıdır.
alışkanlık yapan bir kelime öbeğidir casus belli. her yerde kullanmak, sürekli söylemek istersiniz casus belli lafını.
- ilk gördüğümde "ne oluyoruz yahu" diye tepki vermeme sebep olan latince isim tamlaması. anlamı "savaş sebebi" imiş.
şimdi almışım bir sabah x gazetesi ve yolda yürüye yürüye okumaya çalışıyorum (dabakhaneye doğru gidiyordum), manşetinde "casus belli" yazıyor. altta yunanistan'la ilgili bir yazı (sadece büyük puntolu yazılara göz gezdirmişim), birkaç f 16 fotoğrafı, bir ege denizi haritası, iki de paşa resmi. "eyvah" dedim, "bizim orduda yunan casusu varmış"...
pek zeki bir insan olduğumu iddia edemem, ama sanırsam uluslararası ilişkiler okumamak, bu hususa zerre ilgi duymamak ve latince bilmemek ve dolayısıyla bu latince tamlamayı tam da yazıldığı gibi okuyup mevzuyu tersten anlamak benim suçum olmasa gerek.
bu vesile ile artistlik yapıp böyle manşet atan ve yazının geri kalanında "casus belli"nin türkçe anlamına dair bir açıklama yapmayı çok gören basınımıza "yuh" diyor ve kendilerine şu veciz sözü armağan ediyorum:
"allah cezanızı verecek" by ibrahim tatlıses
- yunanlıların tırsıp da deniz mili sınırını bir türlü 12 mile çıkaramadığı bi nevi ultimatom biçimi.. kendilerinde o göt olmadıgından dolayıdır ki, mıızıkçı çocuklar gibi olayı büyük abileri olan ab ye abd ye iletmekte ama gene de deniz mili sınırı aynı kalmaktadır. kendilerinde hâla o göt yoktur yalnızca birilerine şikayet etmesini bilirler.
tipik yunan siyaseti işte.. vur ve kaç..
- eğer casus belliniz olmadan birisine dalarsanız halk çok pis mutsuz oluyor ve düzeltene kadar ananız ağlıyor (europa universalis'te böyle ise gerçekte de böyledir.). onçün diyorum ki ileride bir gün devletiniz olursa ve bir başka devlete saldırmak isterseniz evvela ne yapın edin, saldırmak için geçerli bir neden bulun. yoksa halkınız "ya niye savaşıyoruz ya" deyip mızır*.
- (bkz: casus foederis)
(kl7mu, 26.02.2008 17:15)
|