görseller
casino royalecasino royale
  
belki ilginizi çeker
  1. · james bond klişeleri
  2. · erkekleri ağlatan şeyler
  3. · q
  4. · daniel craig
  5. · carry on
  6. · moneypenny
  7. · bugün olsun gene izlerim
  8. · the bourne ultimatum
  9. · you know my name
  10. · marc forster
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · tadı harika olan yiyecek kombinasyonları
  2. · köpekbalığı görünce yapılması gerekenler
  3. · annenin gençlik fotoğrafları
  4. · bir kadının bilmesi gerekenler
  5. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  6. · aklidengegorecelibikavramdir
  7. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  8. · dombalaction ve döneklik hakkında
  9. · karanet

casino royale  

 sayfa  / 2
  1. valla film nasıl olur onu bilemem ama yeni james bond'un* tipinden, tarzından gördüğüm kadarıyla bir şey söyleyebilirim:

    yapımcılar bu filmde termodinamik kol düğmeleriyle dünyayı kötülerin elinden kurtaracak bir bond'dan ziyade bond kızını becermeye odaklanmış bir bond yaratmaya çalışmışlar..

    yani şuna bir bakın ve kararı siz verin..

    http://img159.imageshack.us/...
    (rafael, 22.08.2006 02:11 ~ 21.01.2007 12:42)
  2. efendim trailer henüz applea düşmediğinden özürlerimle:
    http://www.imdb.com/...
    kendimi affettirmek için:
    http://www.apple.com/...
    aynı zamanda:
    http://www.sonypictures.com/...
    şimdi daniel craig abimizin oyunculuğuna pek bir lafım yok. ancak kendisini sarışın olması babında bond olarak pek gözüm tutmamıştır. malumunuz bir sean connery dururken. ancak şu ana kadar en çok bond filmi çevirmiş olan roger mooreun da bir sarı kafa olmasını göz önünde bulundurarak daniela tekrar bir alıcı gözüyle bakarsak kötünün iyisi olduğunu görebiliriz. burada aç parantez roger mooredan hiç hazzetmediğimi de eklemek isterim. kapa parantez.
    konuya gelirsek. şimdi bu daniel pierce brosnandan sonra pek çömez kaçtığından, kendisini alemlerin kralı, ortalığı yemiş bitirmiş bond olarak göstermeyi yapımcıların götü yememiştir. bu yüzden hikayeye baştan başlamayı tercih etmişler. yani bu filmde james bondu çiftsıfırlı rakama yeni terfi etmiş bir yarıçömez olarak göreceğiz. kendisi yaşınında getirdiği gazla ortamlardan ortamlara aksiyondan aksiyona zıplayacaktır zannımca. zira pierce brosnan göbek yapmıştı en son hatırlarsanız. bond kızı olarak eva greeni görür gibi oldum, mesut oldum. judi denche ancak şapka çıkarabilirim zaten. uzun lafın kısası casino royale eğlencelik, patlamış mısır filmi olarak göründü bana burdan. 17 kasımda gelecekmiş. hayırlısı.

    edit: eşşeklik etmişim efendim, buyrun:
    http://www.apple.com/...
    (telperion, 26.08.2006 12:27 ~ 13:14)
  3. bond kızı: gözümü hükümetin paralarından ve mükemmel şekilli kalçalarından ayırmayacağım.
    (ekrana denizden çıkan bir adet james bond gelir.)
    james bond: demek farkettin?

    yaz-zıklar olsun. koskoca james bondlan bu.
    (twinkle, 15.11.2006 02:56 ~ 10:22)
  4. filmin yönetmeni martin campbell'ın goldeneye'dan sonraki 2. james bond filmi olacak. goldeneye pierce brosnan'ın ilk 007 filmiydi bu film ise daniel craig'in ilk 007 filmi.
    (ben bilmem beyim bilir, 15.11.2006 10:00)
  5. ian fleming'in bu ilk bond romanı evvelden televizyona uyarlanmış (1954) ve daha önemlisi 1967'de aynı isim ve zengin bir kadroyla parodik komedi tadında filme çekilmiş. david niven'ın bond'u oynadığı filmde peter sellers, ursula andress (ilk bond kızı), orson welles, woody allen, deborah kerr, jean-paul belmondo gibi büyük yıldızlar mevcut. isimlere göz gezdirince merak ettim açıkçası. bulup buluşturup seyretmek lazım bir ara.

    malumunuz yan sanayi ürünler hariç 21. bond olarak bilinen casino royale başrol seçiminden ötürü tek sahnesi dahi çekilmeden yargılandı ve çöpe atıldı. hakikaten de sean connery ile karşılaştırılan ve tipiyle karaktere cuk oturan pierce brosnan'dan sonra daniel craig'in yaşadığı büyük talihsizlik. kendisini ilk kez bond tanıtımında görenlerin yadırgaması ve şövmesi çok doğal. ne var ki baştan söylemeliyim craig bütün handikaplarına rağmen kalıbının çok çok ötesinde bir performans sergileyerek karaktere kendini başarıyla oturtmayı becermiş.

    her ne kadar imtina etsem de burdan sonrasında spoiler mahiyetinde bilgiler, detaylar sunabilirim. takıntılı olanların zaten başlıkta ne işi var he mi?

    fleming'in ilk bond hikayesi olması hasebiyle film, bir nevi batman begins konseptinde, köklerine inerek adeta sıfırdan başlıyor. (lan bu "adeta" da ne pis bir kullanıma büründü. kullanamıyoruz gönül rahatlığıyla. adeta gerçek mk.) siyah-beyaz sahnede james'in "00" (double-oh) statüsüne yükselişini görerek giriyoruz. bilmeyenler bu titrin mi6 için öldürme yetkisine (bkz: license to kill) sahip üst düzey seçkin ajanları simgelediğini öğreniyor. ardından madagaskar'da bombacı rolündeki sebastien foucan muhteşem atletizm hünerlerini [(bkz: parkour) ya da (bkz: free running)] görkemli sahnelerde sergilerken seyircinin ağzını açık bırakıyor. işte burada daha filmin ilk sahnelerinden james bond'un aksiyon konusunda koşmaktan öteye geçemeyen sınırlı duruşu yıkılıyor ve baştan tanımlanıyor. daniel craig'in yapılı ve atletik biçimi foucan'ın peşinde sırıtmadan başarıyla işlevini görüyor. sinema seyircisinin istekleri doğrultusunda gerçekleşen bond'un karakteristiklerindeki ana değişim teknolojik zamazingo ve silaha dayalı aksiyon anlayışının gerçek hayata yakınsıyarak fiziki aksiyona ağırlık vermesi. bu bağlamda film boyunca q'nun da görünmemiş olması fark ediliyor. aksiyon sahnelerindeki fiziğin önemi ve hareketin zorluğu (extreme-sports, parkour tatları), yakın dövüş, delilik derecesinde gözü karalık, kontrol sorunu gibi niteliklerin vin diesel'in xxx'indeki "yeni nesil ajan"dan -filmin başarısı üzerine- aparıldığı inkar edilemez. craig'in de ihtiyaçlar gereği yeniden tanımlanan karakterle uyumu burda. çok yönlülüğü (bkz: versatile) sayesinde smokin içinde özgüveni yüksek, kültürlü, soğuk snobu, kan ter içindeyse güçlü, çevik, cesur atleti perdeye yansıtabiliyor; hem emmeye hem gömmeye gelebiliyor (bkz: 2 in 1). kontrol sorunu, acemiliği, yanlış tercihleri gibi önceden alışık olmadığımız için eğreti karşıladığımız durumlar da bond'un hikaye gereği "00" statüsünde ilk zamanları olmasıyla açıklanıyor.

    oldukça yüksek tempolu ilk bölüm, casino royale'in ağır ama sürükleyiciliğin düşmediği kumar ve strateji kısımlarıyla devam ediyor. sponsor firma ürünlerini, aralarda bol bol markaları göze sokulacak şekilde kullanıldığından, kaçırmak imkansız.

    her bondseverin ilk sahnelerden yadırgayacağı daniel craig, çok kısa sürede karakteri hakkıyla etüt ettiğini ve özümsediğini belli eder şekilde bond ismini sırıtmadan hatta yeniden tanımlanan öğelere uyarak başarıyla taşıyor. bakışları ve mimikleri james'in zeka pırıltısını, cazibesini, karizmasını oluşturmakta mükemmelliği yakalamış. aktör-karakter tezatının dikkat çektiği filmlerde yaşananın aksine karakterden kopup, filmin çekiminden uzaklaşarak kendisini yer yer aktörden ibaret görmek oldukça güç. seyredenlerin büyük kısmı, hakkını teslim edip en iyi bond olarak lanse edilen emektar sean connery ile karşılaştırırken, kimileri de hala dış görünüşe kitlenmiş biçimde serinin yüz karası olan timothy dalton'la yarıştırıyor. elbette gönül ister ki brosnan suretinde craig vücudunda muhteşem bir oyuncumuz olsun, bond karizmasını havada karada yaşatsın. ammaa brosnan ya da connery'nin yakaladığı ilk bakışta bondla özdeşleşmeyi sağlayamaması burun kıvırmak için yeterli değil paşalar.

    bond kızlarına gelicek olursak burda da belirgin bir değişim söz konusu. nefes kesen fiziksel güzelliklerin vurgulandığı sahneler gitmiş. oyuncu seçiminden direkt teşhis edilebileceği gibi daha doğal, daha dokunulabilir, hissedilebilir, gerçek hayattan tipler üzerinde çalışılmış. serinin genel konseptinde modifikasyona gidilerek görkemli sahnelerle, teknoloji ve etkileyici güzellik gibi yan öğelerle hikayenin ön plana çıkarılması bırakılmış. gerek bond'da gerek kızlarda karakter üzerine biraz yoğunlaşılarak kurgudaki eskiye nazaran daha gerçekçi bir dünya ortaya çıkarılmış. özellikle james'in soğukluğu yer yer yumuşatılmış. trendeki diyaloglarında vesper'ın gözlem ve tahminlerini hatırlatırım: öksüzken seçilerek özel eğitim gören, özel kuvvetlerde yer alan ve ajanlığa geçmiş biri. işte eva green de senaryonun ilerleyişiyle aşama aşama burnu havada tripleri, sarkastik zekayı, samimiyet, masumiyet ve yanıltıcılığı yansıtmayı kotarmış. yine de bondsever olarak kızlardan yana tatmin olamadım. oldschool veya değil, en azından araya şöyle göz dolduracak birkaç güzellik eklenebilirdi. quench my desire diyorum, datmin edin diyorum.

    efendime söyleyeyim, geleneği bozulmayarak açılış sekansında duyulan theme song, you know my name. chris cornell'in seslendirdiği parça vurucu değil, büyük bir hit olmayacak ama (loopa alıp onlarca kez) dinledikçe güzel tatlar veriyor. cornell seçimi memnun etti beni.

    uluslararası piyasada tanıtımı nasıl gerçekleşti takip edemedim ancak türkiye'de maalesef filmin hakkının verilmediğini söylemek zorundayım. yeri gelmişken kritiğini okuduğum alin taşçıyan'a seslenicem. alin abla, ablam, kıvırcığım, gözünü seveyim festival filminden başka bir şey yorumlama rica ediyorum. her film berbat, hiçbir şey olmamış. ama avrupa'dan ne kadar absürd film gelirse başının tacı. her basit sahneye binlerce anlam yüklemede bu kadar başarılısın bonduma niye aynı özeni gösteremiyorsun. samimi ol canımı al.

    bottom-line, sinemadan mutlu ayrıldım. gidip önyargılarınızın yerle yeksan edilmesine fırsat tanıyın. sıkmayın kendinizi.
    (spyder, 20.11.2006 20:29 ~ 20:41)
  6. tempoyu yüksek tutan bir film. daniel craig'in bond'un gençlik dönemi için iyi bir seçim olduğu gözlerden kaçmıyor. film bitti sanılırken, büyük sürprizler çıkıyor meydana. poker sahneleri çok süper çekilmiş, kovalamaca sahnelerinden daha heyecanlıydılar bence.
    (twinkle, 20.11.2006 23:58)
  7. you know my name adlı theme şarkısı eşliğinde sunulan giriş jeneriği etkileyicidir. iskambil kartları, kupa, maça, karo, sinek figürleri ile oluşturulan konsept şahsi kanaatimce oldukça başarılıdır. bunun herhangi bir filmde değil de, bir bond filminde yapılması ise ayrıca övülmelidir.
    madagaskar'daki kovalama sahneleri ise bond filmlerine getirilmiş bir yenilik olarak göze çarpar zira free running mefhumu son yıllarda popüler olmuş ve kendisini bir bond filmine kadar sokmayı başarmıştır.
    007 konseptinden hoşlanan kişiler tarafından mutlak seyredilmesi gereken, diğer sinemaseverler için ise patlamış mısır* eşliğinde izlenmesi gayet uygun olan bir filmdir.
    (esbjorn, 23.11.2006 16:56)
  8. güzel film, iyi film ama bir bond filmi değil. öncelikle bu adam james bond değil, hem hikayede hem perdede. davranışları, tepkileri, lafları bambaşka. filmin sonunda ihanete uğrayıp, sevdiği kadını da kaybedince bildiğimiz hale geliyor -öyle olsa gerek yani- ama bu hali benim bildiğim 007'ye inanılmaz uzak. çok üzgünüm ama karizma sıfır. kavga sahnelerinde iyi kapıştı hakkını yemeyeyim ama karizma, zerafet hiç yoktu. duvarların içinden falan geçti ki, oha dedim. ha... amma??! hikayede de böyle biri, yeni terfi almış, çaylak çift sıfırlı bir ajan; daha kalbi ölmemiş. işte bu noktaya inandığım için hala craig'e kötü demiyorum. sonrak filmde de böyle oynarsa olmaz ama. bond demek karizma demek.

    başta ki koşturma sahnesi iyiydi de aklıma hep yamakasi geldi. garipti yani, bu filme hiç uymamış.
    kötü adam, kötü adam değildi. nerdeyse acıyacaktım adama. bond filmlerinin kötü adamında olan ürkünç özellik vardı hatta bayağı iyiydi de kullanım yeri kötü idi. tam dünyayı yok edecekken falan olmalı o gözyaşı, poker masası ne yahu, alla alla. ayrıca bond kanasta oynar.
    bond kızı süperdi, her haliyle. çok güzel, çok seksi, çok masum kesinlikle bravo. ikinci bir bond kızı daha vardı ama hem racona uygun şekilde kötü değildi hem de cart diye öldü. ıvana milicevic gözüktü biraz ama o da aktif değildi.
    jeffrey wright hoş bir süpriz oldu. kendisini yine göreceğiz sanırım.
    jaguar'lar, aston martin'ler filme yakışır seviyede idi. anahtarlık kötüydü yanlız. o ne lan, küçük araba figürü.

    bir de, ayrı paragrafta şu söylenmeli ki, şarkı çok ama çok hatta iğrençlik seviyesinde kötüydü. bu ne lan. bond şarkısı dediğin gümbürder böyle. sesler zirve yapar falan. lan en kötü bağrılır. berbattı. normal bir şarkı için bile çok kötüydü. yeterince kötü diyemem, o derece. kötü.
    (fizban, 28.11.2006 23:48)
  9. tarihi bir diyalog içerir

    barmen- shaken or stirred?
    bond, james bond- who gives a fuck?

    sırf bu kısa diyalog için izlenilesi film
    (panavision, 08.12.2006 18:15)
  10. bildiğimiz bond filmlerinden biraz farklı bir film.filmin başındaki kovalamaca sahnesini görünce aklıma(sahnelerin uzunluğundan dolayı) saving private ryan geldi(elbette kıyaslanamaz).ama onca hengâmeden sonra esas oğlanın başında ufakcık bir çizik olması kastırmış,"hadi leeen" tepkisi verdiriyor elbette(artık normal bunlar,hangi filmde abartı yok ki).

    en çok canımı sıkansa cânım güzelim aston martin'in tırt bir araba olarak gösterilmesi.elemanı sağa sola götüren otobüsten farkı yok.önceki bond filmlerinde öyle miydi?yeri geldiğinde sancaktan roket filan atan,görünmez bile olabilen araba gitmiş;yerine 2.defa sürüldüğünde haşatı çıkmış bi' araba gelmiş.q'nun filmde olmaması buna etken olabilir ama gönül isterdi ki o sağlam araba ecza dolabından farklı bir şey olsun.
    (stone cold, 25.12.2006 12:45)
  11. bu filmdeki james bond smokini 12 bin sterline müzayede de satılmış. elde edilen para telefon hattı aracılığıyla problemli çocuk ve gençlerin sorunlarıyla ilgilenen yardım kuruluşu childline adlı yardım kuruluşuna bağışlanmış.

    kaynak: cnnturk.com
    (chixculub, 08.01.2007 16:59)
  12. 21. bond filmidir. daniel craig in bond olamayacağını, bir türlü benzetemediğimi söyleyip durdum ben de evet. ama filmi izlediğimde gördüm ki her ne kadar james bond a benzemesede çaylaklık dönemini oynaması için iyi biri seçilmiş. bir defa, yok canım bu diyaloglar nedir, bond filmi değildir bu diyenleri anlayamıyorum. zaten bond daha yeni 00 (çift sıfır, ya da sıfır sıfır) ön adını alıyor. çok iyi bir ajan olmasına rağmen çok tecrübesiz. bu filmde bond'u bond haline gelirken görmeye başlıyoruz. vodka martini içerken shaken veya stirred olması umurunda bile değil henüz. sürekli dayak yiyor, bol bol kan revan içinde kalıyor.

    benim fikrim, bond'un çaylak dönemleri ele alındığında filmin çok iyi yapılmış olduğu. tamam çok iyi, zeki, vs bir ajan olduğu gösterilmiş ama beceriksizleri üstüne de çok gidilmiş. hele ki güzelim aston martin den füze, taramalı tüfek, görünmezlik vıdısı gibi şeyler çıkmaması bile memnun etmeye yetti. bond kızı da masum görünüşlü, çok güzel bir kız seçilmiş * ki normalde vamp karakterleri ya da silahlara alışkın kızları görürüz. daniel craig ise bence çok iyi oynamış ve benzemeyişini biraz da olsun kapamış. genel olarak baktığımda tatminkar bir bond filmi ile karşılaştım.

    ilerideki bond filmlerinde de bond'un sallama teknolojik aletler kullanması yerine küçük ve akıllıca ajan hareketlerine girişmesini diliyorum.
    (pedagojik formasyon, 18.01.2007 13:16 ~ 13:18)
  13. bir adet aston martin vanquish nasıl mundar edilir sorusunun cevabı niteliğinde bir sahneye sahip film.
    (marauder jingo, 21.01.2007 12:02)
  14. james bond'un film boyunca pozitif hiçbir katkısının olmadığı film. bir el kazanıyor o da şansına. soruyorum size bu adam film boyunca başka ne yapıyor. tamam daha yeni ne adını söylemesini biliyor ne ne içeceğini. ama sokaktan adam tutup da 007 yapılmaz ki arkadaşım. filmin başında m yapıyor zaten en güzel yorumu: "seni çok erken terfi ettirmişim". bitti o kadar.
    (togisama, 19.02.2007 11:22 ~ 11:22)
  15. bond'un hayatı boyunca prezervatif kullanmayacağını öğrendiğimiz film..
    (fevkelbeşer, 03.03.2007 18:55)
  16. filmin başında çalan (bkz: you know my name)şarkı ve ilk baştaki jeneriği filmin kendi kadar güzel olan filmdir.

    film oldukça güzel.şunu farkettim nasıl batman begins diğer batmanlerden bir şekilde ayrılmaktaysa bu film de diğer james bondlardan aynı şekilde ayrılmalıdır.
    (dexter, 03.04.2007 23:49)
  17. (bkz: kraliyet gazinosu)
    (azman, 04.04.2007 23:36)
  18. sırf başındaki kovalama sahnesi için bile gidip izlenilebilecek bir filmdir kendileri. daniel craig beklediğimden daha iyiyidi. daha iyisini de yapabilirdi bence.filmin ilk yarısı çok iyi olmasına rağmen,ikinci yarısında aşk yaşayan bir bond vardı karşımızda.filmi bütün olarak ele aldığımızda diğer bond filmlerinden daha fazla aksiyon içerdiğini söyleyebilirim.yani iyi bir aksiyon filmi olmuş aslında. teknolojik saçmalıklara girilmemiş filmde.ayrıca film başlarken chris cornell ın you know my name i ..filmin jeneriği ile acayip uyum sağlamıştır,helal olsun dedirtmiştir bizlere.bond tarihinin en iyi jeneriklerinden biridir aynı zamanda. bir de eski bond filmlerinin havası yakalanılmaya çalışılmış filmde.bond karakteri insanlaştırılmış pek iyi olmuş.
    (internetchip, 02.06.2007 19:16)
  19. pek bi numarası olmayan filmdir.
    spoiler---------------------------------------
    film başında yer alan kovalamaca ve büyükelçiliği havaya uçurma sahnesi dışında pek bi göze batan sahne yok.
    m16 için çalışan ajanımızın görevi 11 eylül saldırılarından önce borsa'da ki uçak hisse senetlerini satan ve böylece büyük bir vurgun vuran uluslararası terör şebekesini çökertmek. şiffe(türkçe yazımı) diye bi adam var, teröristlerin bankacısı, bond'da onun peşinde. gerisini izleyin görün. neredeyse bir yıl oldu zaten.
    spoiler--------------------------------
    (cool, 24.06.2007 15:47)
  20. bir sitede 1280 x 575 çözünürlüklü videosunun rapidshare'a 81 part olarak upload edilmiş linklerini bulduğum, james bondserisinin son filmi. 8,1 gb ediyor yanılmıyorsam.

    (bkz: ohannesburger)
    (henry gale, 24.06.2007 17:45)
  21. eva green'e hayran kaldığımız daniel craig abimizinde bond rolüne cuk oturduğu oldukça güzel bir aksiyon filmidir..isminin hakkını fazlası ile vermektedir,ayrıca en iyi bond filmidir..

    if you take a life,do you know what you'll give.....
    (jose, 30.07.2007 01:47)
  22. sadece eva green'li 1,5 saat kadar kısmını izlediğim film (daniel craig mi izleyeceğim, gerisini anlattılar bana).
    kanımca son zamanlardaki en iyi bond filmidir, ya da die another day'den sonra geldiği için bana öyle gelmiş olabilir. en sonunda bir bond filminde bir süper-kötü yok, buna sevindim. bond severim, ama bu filmde gerisi hikaye

    (bkz: eva green)
    (kısaveacısız, 07.08.2007 02:44)
  23. çok insancıl,duygusal,korkak,bazen fazla saldırgan bir bond izledim..yani çok daha inandırıcıydı..bu açıdan beğendim ben filmi..aksiyon ve takip sahnelerine bayıldım..özellikle filmin başında inşaatta geçen sahne..o sahneyle zaten en iyi dublör ödülü'nü kazandı ekip..bilgisayar filan değil adam ciddi ciddi vinçten filan atlıyodu..
    fakat bond kızı tek kelimeyle vasattı..sanki köylü güzeli gibi..gayet avam,özelliği yok,fiziği sıradan..o konuda pek ısınamadım..bu arada yeni bond filminin çekimlerine de başlanmış duyduğum kadarıyla..
    (dream with the fishes, 14.08.2007 10:25)
  24. güzel ama bütünlük olarak hissedilir derecede kopuk film.

    --------------------------------- spoiler ------------------------------

    tüm bond filmlerinde olduğu gibi; "nefes kesen aksiyon" ardından gelen "dingin bond karizması", peşinden yine "aksiyon" sistemi başarıyla kullanılmış. ve bu hem görsellik, hem de senaryo bakımından desteklenmiş. özellikle filmin başlarında "yamakasi" setinden fırlamış adamla yapılan kovalamaca adrenalin pompalayan cinsten. sonra kumarhane sekansında izleyicinin heyecanını canlı tutmak adına verilen gereksiz aksiyonlar (parasını kovalayan terörist obanno'nun ortaya çıkışı.. ) amacına ulşıyor. ancak bütüne bakıldığında birinden diğerine geçerken oluşan ufak boşluklar filmin genelinde adı konamayan delikler oluşturmuş. aralara serpiştirilmiş sürpiz ayrıntılar, insancıl değişimler de bu boşlukları örtmeye yetmemiş. sonuçta çok iyi olabilecekken, eh işte olmuş bir film. bond filmi.

    son olarak filmin sonu ile ilgili beni deli eden bir noktaya dikkat çekmek istiyorum:

    ah be dünyalar güzeli vesper meleği. hangi "erkek arkadaş" 100 milyon dolar + bond ediyordu da sattın gül gibi adamı? kimdir bu bilinmez adam, senin için ne yapmıştır? mesele aşk ise en kaltak halinde bile senin için canını veren, evinin ajanı olmak adına koskoca bond efsanesini bir kalemde bitirmeye hazır dalyan gibi delikanlının aşkı neyine yetmemiştir. o aşk ki ... ya ben lan neyse bisey demiyorum....

    -------------------------------- end of spoiler ---------------------------
    (atropos, 02.09.2007 10:11 ~ 10:13)
  25. filmin basrolunde oynayan daniel craig ile kurtlar vadisinin psikopatı memati arasındaki benzerlik inanılmazdır.inanmıyosanız bakın

    http://www.dvdrama.com/... craig

    http://www.thewallpapers.us/...
    (eomer, 02.09.2007 14:28 ~ 14:28)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil