görseller
casablancacasablanca
casablancacasablanca
belki ilginizi çeker
  1. · gone with the wind
  2. · unutulmaz film replikleri
  3. · play it once sam
  4. · unutulmaz film sahneleri
  5. · aşk acısı çekenlerin izlemesi gereken ilk 5 film
  6. · efsane aktörler
  7. · kısa öykü denemeleri
  8. · peter lorre
  9. · michael curtiz
  10. · casablanca
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · ezel
  2. · marjinal isim meraklısı aile
  3. · beşiktaş
  4. · aylin aslım
  5. · günün tek cümlelik özeti
  6. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  7. · 27 yaşında olduğu halde bir hayat kuramayan insan
  8. · anlamsız roman
  9. · çilek reçeli

casablanca  

 sayfa  / 2
  1. 1942 yapımı olup gelmiş geçmiş en iyi filmlerden biridir. ilk olarak michael curtis'in yönetmenliğinde, humprey bogart (rick), ingrid bergman (ilsa), paul henreid (victor laszlo)'in başrollerini oynadığı filmin daha sonra onlarca tekrarı ve taklidi çekilmiştir. her bir karesi ve repliği hafızalara kazınan gerçek bir efsanedir.
    (kahraman, 17.04.2004 17:58)
  2. fas'ın bir şehri.
    (kahraman, 17.04.2004 17:59)
  3. xx. yüzyılın en iyi filmi seçilmiştir.
    (assyrian, 16.01.2006 17:04)
  4. (ben ihsan değil hilmiyim, 02.03.2006 02:58)
  5. aşkı, hayalkırıklığını, kahramanlığı harmanlayan ölümsüz film. 1942 yapımıdır.
    (alexandrian, 17.04.2006 01:18)
  6. ilsanın ricki sevmesinden dolayı hayal kırıklığı yaşadığım film yani tamam sempatik adam ama öbür tarafta da almanlarında yanında la marseillaise söyleyen victor var.
    (julien sorel, 20.04.2006 02:04)
  7. lilyuma benzeyen fakat daha büyük olan bir tür çiçektir.
    (rubi, 20.04.2006 02:17)
  8. belki fransızlar ve amerika'lılar için çok şey ifade eden bir filmdir. güzel bir filmdir, oyunculuk, senaryo, reji herşey güzeldir ama bendeki etkisi ancak 'güzel bir film' dedirtecek kadar olmuştur. mesela victor laszlo'nun alman marşını durdurup la marseillaise söyletmesi benin hislerimi hiç coşturmamıştır, ve fakat kurtuluş filmini izlerken gazi paşa'nın azerbaycan büyükelçiliğinde izmir'in kavaklarını söylettiği yerde tüylerim ürperir, milli duygularım coşar. nedense başka milletlerin destanları salt sanatın ötesinde bir etki bırakmaz bende.
    (organometallic complex, 23.04.2006 13:44)
  9. beyaz ev manasına gelmektedir
    (hepten aykırı, 23.04.2006 13:45)
  10. yerli ramboların erkeklik tasladığı günümüzde, humprey bogart'ın delikanlı erkek nasıl olunur o günlerden gösterdiği filmdir. bir centilmen ya da mahallenin ağır abisi; kim olursa olsun, bu karakteri bir kez izlemesi ve irdelemesi gerekir. bir aşk faciasi yaşamak ama herşeye rağmen sağduyusuyla hayal kırıklığını içine atmak.
    (bkz: mutlu ol yeter)
    (alexandrian, 21.12.2006 12:00)
  11. casablanca şüphesiz gelmiş geçmiş en başarılı filmlerdendir.bu seviyeye yükselmesinin nedenlerinden belki de en önemlisi sahip olduğu kusursuz oyunculuklardır.hele bir humphrey bogart var ki...söz konusu kişinin adeta ders niteliğindeki oyunculuğu beni derinden etkilemiştir.sayın bogart ın canlandırdığı richard blaine karakteri de sineme tarihinin en politik karakteridir kanımca.
    (floydzede, 21.12.2006 12:59)
  12. ingrid bergman ve humphrey bogart'ın harika oyunculuklarına sahne olan sinema tarihinin en iyi filmlerinden biri.casablanca savaşın gölgesinde yaşanılan bir dramı gözler önüne sererken,başkalarının mutluluğu için kendi mutluluklarını hiçe sayan insanlarıda resmeder bize.müziğin ve senaryonun(sanılanın aksine klasik değildir,ki çekim yılı 60 küsür sene önce düşünün artık)başarısı ve buruk final sahnesi ile bizlere unutulmayacak hisler uyandırır.
    (betatron, 05.01.2007 17:01)
  13. bodrum/turgutreis'de ingilizlere hitap eden bar& restaurant.
    (kunduz, 08.02.2007 21:31 ~ 28.03.2007 01:45)
  14. bu ara seyrettiğim klasik filmler arasında ikincisi olan film birincisi için gone with the wind.
    özellikle eski filmlerde dikkatimi çeken bir şey var. eskiden filmler, sadece aşk meşk filmleri değilmiş. yani rüzgar gibi geçti için de aynı şey söylenilebilir. evet, seyirci dikkati çekilmesi için filmde aşk var ve yine bilmem hangi kasıtla sonunda kavuşulmayan aşklar. ama asıl konu, filmlerin her ikisi için de geçerli bu: arka planda büyük bir savaş ve o savaşın insani acıları da çok ön planda. bir nevi tarih dersi veriyor bu filmler bir yandan. casablanca'nın çekildiği tarih de ikinci dünya savaşıyla yakın olduğundan savaşın iç yüzünü bilmeyen amerikalılar'a başta ve sonra tüm dünyaya insanların ne sıkıntılar çektiğini gösteriyor.
    sinema ilk ortaya çıktığında insanlara topluca mesaj gönderebilmek, dert anlatabilmek, tarihi gerçeklere (tabii ki onların çizdiği) insanları tanık edebilmek için bir araçtı. ama bir süre sonra o kadar rağbet gördü ki, bir ticari kuruluşa döndü. ve şimdi özellikle 20 yüzyılın ilk yarısına tekabül eden bu filmleri seyrettiğimiz de konu yüzeyde sadece bir türlü kavuşamayan aşıklar görülse de alttan alta verilen mesajlar malum.
    "ben iyi bir sinema izleyicisiyim" diyen herkesin görmesi gereken filmlerden biri.
    (serpico, 26.04.2007 00:32)
  15. görülüp görülebilecek en eli yüzü düzgün,kaliteli filmlerden birisi.hiç eski,sıkıcı bir his uyandırmaz,aksine sürükleyicidir ve tarz sahibi bir filmdir.
    (darksideofthemoon, 12.06.2007 18:23)
  16. bir zamanlar beyaz badanalı balıkçı evlerinden dolayı beyaz ev anlamına gelen casablanca şehri afsın ve belki dünyanın en güzel sayfiye şehirlerinden biri olup görülesi, yaşanası ve yerleşilesi bir yerdir.
    (bilge, 12.06.2007 19:11)
  17. sinema tarihinde içinde en fazla sigara içilen filmdir ayrıca. bu yüzdendir ki tiryaki birisi için filmi baştan sona hiç sigara içmeden seyretmek oldukça zordur.
    (yorkshire, 05.07.2007 12:22)
  18. atılgan gümüş'ün rick'i, yeşim salkım'ın ilsa'yı canlandırdığı müzikal. konusu malumunuz klasikleşmiş bir aşk hikayesi. atılgan gümüş sesiyle oynadığı rolün hakkını verirken yeşim salkım için aynı şeyi ne yazık ki söyleyemeyeceğim. yeşim salkım'dan önce sibel bilgiç bu müzkalde rol almış ama sanırım o da ilsa'nın rick ve laszlo arasında kalmışlığını iyi yansıtamamış olacak ki yerini yeşim salkım'a bırakmış. yani şöyle diyeyim; bir an kendimi yeşim salkım konserinde hissettim ve açıkcası anında çıkmak istedim. karanlıktı, sonra çıkışı bulamam diye vazgeçtim...
    (malpolitikası, 10.02.2008 17:16 ~ 11.02.2008 01:30)
  19. insanı, insanlığı anlatan hollywood filmi.
    dünyanın bütün insanları toplanmıştır. ne güzel! bütün milletten insanlar yan yana yaşamaktadır. peki nedir neden? tüm dünyayı felç eden ikinci dünya savaşı.

    marş sakıncalı mıdır? belki. peki ya söyleyen naziler ise? kesinlikle evet. bir marşa karşılığı marş ile vermek anlamsız değil midir? belki. peki ya bu işgal altındaki fransa'nın marşıysa? kesinlikle hayır.

    bir kadın bir adamı sever. adam ölür, başkasını sever. adam dirilir, o başkasını terk eder. aşkı fısıldamak büyülü olması için midir yoksa kolay silinmesi için mi? yağmurun kemirdiği veda mektubu gibi...

    kimsenin rahat uyuyamadığı, en büyük sermayenin ve en değersizinin insan olduğu bir coğrafyada zor mudur ruhu fırlatıp atmak bedenden ya da gömmek kimselere göstermeden? ve doldurmak bedeni tastamam bir ruhla ve çıkarmak ruhu gömüldüğü yerden hayatı ve aşkı pahasına?

    her şey sıkışıp kalıyor casablanca'da ve birbirine karışıyor.

    gidiyorsun, dönmeyeceksin. paris işgal edildi yakıldı, yıkıldı. ama hala bizim, gözün aydın olsun güzelim.
    (hiçmiyok, 22.06.2008 17:52 ~ 03.01.2009 14:51)
  20. sinema tarihinde görülmüş en karizmatik karakteri (rick blaine) barındırdığı için kendisini her seferinde hayranlıkla izleten film.
    (walkingwounded, 29.06.2008 17:25)
  21. aşkın ve imkansızlığın daha güzel anlatıldığı bir film çekilemez sanıyorum... aşka dair tüm güzellikleri ve imkansızlıkların insanda yarattığı insanda yarattığı o tarif edilemez burukluk hislerini muhteşem anlatan bir filmdir.
    (martılarasimitatarkenkendihayallerindeneksilenadam, 04.08.2008 23:47)
  22. (bkz: @2808177)
    (ahmak ı hayal, 05.11.2008 12:47)
  23. "as time goes by" dinlerken ingrid bergman a aşık olunan filmdir.

    bir erkeğin nasıl ve ne kadar aşık olabileceğinin görüldüğü filmdir. sevdiği kadın onunla gelmedikten sonra, casablanca da kendi kafesini açan rick blaine , sam e tek bir şarkıyı söylemesini yasaklamıştır.. as time goes by .. ve bir gün aşık olduğu kadın ılsa gelip, sam den o şarkıyı as time goes byı çalmasını ister.. melodiyi duyan rick blaine in kızgınlıkla sam in yanına gelmesi, onu tekrar ılsa ile görüştürür.. işte ılsa yı gördüğü anda beliren surat ifadesi ve mimikler bir erkeğin bir kadına duyabileceği gerçek aşkın tanımıdır..
    (robi ve cuma, 01.01.2009 21:42)
  24. fasın okyanus kıyısındaki koskoca hassan ıı camisinden başka hiçbirşeyi olmayan şehri. içinde yaşayanların aynı adı taşıyan filmden dolayı yatıp kalkıp humphrey bogarta teşekkür etmesi gereken şehir. yoksa bu kadar dandik bir şehir asla bu kadar bilinmezdi. ziyaret ettikten sonra "bu mu yani" tepkisi verilmesi muhtemeldir.
    (joeykeys, 01.01.2009 22:21)
  25. en meşhur repliğinin* tamamen tesadüfler eseri seyirciye ulaştığı filmdir.

    şöyle ki, montaj sırasında yönetmen michael curtiz söz konusu sahneyi beğenmemiş ve değiştirmek istemiştir. ancak o sırada aktris ingrid bergman for whom the bell tolls filminin çekimlerine başladığı ve bu film için saçlarını kestirdiği için sahnenin yeniden çekilmesi mümkün olmamış ve curtiz içine sinmediği halde bu sahneyi olduğu gibi bırakmak zorunda kalmıştır.
    (feklavye, 01.02.2009 14:27)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil