pek çok efsane savunma oyuncusu gibi sağ kanatta başlayıp savunmanın ortasına kaymıştır. çok başarılı olmasına karşın hal ve hareketleri bülent korkmaz'a aşırı benzediği için hayli antipatimi kazanmıştır. adam gibi, yalnızca top oynamaya odaklanmak varken sürekli artiztik peşinde koşması, yapılan her hareketi, bire bin katarak hakemin gözüne sokmaya çalışması, en sevdiğim takımın* kaptanından nefret etmeme sebep olan kişidir.
saçlarını çok sevdiğim, futbolunu beğendiğim, barcelonanın şimdiki abisi, real madridli michael salgodo ile birlikte geçmişte olsalardı herhalde asil ispanyol şovalyeleri olurlardı diye düşündüğüm, düzgün vücutlu, çirkin suratlı -ki bu suratla forvetleri kaçırıyor- yine de asil ispanyol adam.
carles puyol (d. 13 nisan 1978) ispanyol savunma oyuncusu. şu anda fc barcelona takımının formasını giymektedir. ispanya milli futbol takımı'nda da yer almaktadır.
barcelona'da forma şansı bulmaya başladığı ilk zamanlarda, sağ bekte pek etkili görünmeyen, hatta kimi zaman yürekleri ağza getirebilen bir futbolcuyken, defansın ortasına alınması ve tecrübe kazanmasıyla dünya'nın sayılı stoperleri arasına girmiş futbolcudur...
gabriel milito'nun barcelona'ya gelmesiyle birlikte defansın ortasında iki uzun-kıvırcık saçlı oyuncu olmuştu ve bu durum sıkıntı yaratıyordu. spikerler ve izleyenler, "acaba bu puyol, mu milito mu?" diye sorguluyorlardı. ama bunun böyle gitmeyeceğini düşünen frank rijkaard çözüm geliştirerek puyol'u sağ beke çekti. milito'nun yanına da rafael marquez'i alarak bütün karışıklığı halleti.
bir de şöyle bir diyalog olduğu rivayet edilir:
xavi : lan olum topu niye milito'ya atıyon?
iniesta: baba ben puyol'a attım.
xavi : lan get militoya attın!
iniesta: nerden biliyon milito'ya attığımı. hem milito'ya atsam ne kızıyon?
xavi : yaw adam topu oyuna sokamıyo!
iniesta: he puyol sokuyo, ama milito sokamıyo. öyle mi?
xavi : lan bi get manyak adam, dalıcam şimdi!!
rijkaard: ayırıyom lan bunları. puyol bundan böyle sağda oynuycak. anlaştık mı?
xavi : aklınla bin yaşa be frank. bu manyak artık karıştırmaz heralde.
öncelikle bunu söyleyebilmek için futbolcunun meziyetlerini ve zaaflarını iyi bilmek gerekiyor. bunun için de kolay zor ayırt etmeden oynadığı bütün maçları izlemek lazım. yıllardır izlediğimiz şampiyonlar ligi ve ispanya ligi maçları sonucunda bu yargıya varmak mümkün.
carles puyol'un meziyetleri bitmek tükenmek bilmeyen enerjisi, hırsı, bacağı kopsa oynayacak kadar profesyonel oluşu, tekmeye kafa sokması ve yenilgiye tahammül edememesi. bunlar bir futbolcu için çok önemli özellikler. ancak zaafları arasında topu oyuna iyi sokamaması, hırsı nedeniyle soğukkanlı olamaması, kimi pozisyonda zamanlama hatası yapması gösterilebilir. bu da şunu gösteriyor ki meziyetleri çok önemli olsa da zaafları da bir savunma oyuncusunda olmaması gereken zaaflar. özellikle soğukkanlı oynayamayan oyuncular sık sık hata yaparlar. puyol da sıkı sık bu hataları yapıyor. müthiş mücadelesiyle herkes onu alkışlıyor ancak yenilen bir goldeki zamanlama hatasını kimse görmüyor.
iyi bir maçına denk gelip hatasız oynadığında dünyanın en iyi savunma oyuncularından biri puyol. ona diyeceğim yok. ancak büyük oyuncu olmak için küçük bir takımı da başarıya ulaştırmak gereklidir. yanında thuram, önünde marquez, xavi varsa bir oyuncunun zaten o oyuncuya fazla iş düşmez. maksat savunması, orta sahası zayıf bir takımın savunmasında önemli oyuncu olabilmektir. iddia ediyorum carles puyol türkiye birinci lig takımlarından birinde oynuyor olsa mücadelesi ile dikkat çeker ancak hiç kimse onun dünyanın en iyi savunmacılarından biri olduğunu düşünmez. oynadığı takımın bu popülaritesindeki payı da çok büyük.
barcelona'nın 2005-2006 sezonunda kazandığı şampiyonlar ligi kupasında barcelona savunmadan çok hücumu düşünen bir takımdı. topu ayaklarında çok tuttukları için rakibe fazla hücum şansı vermiyorlardı. bu nedenle bu savunmada puyol'un hataları çok fazla sırıtmıyordu. ancak barcelona'nın 2007-2008 sezonu gerçekleri gün yüzüne çıkardı. puyol galatasaray'ın efsane kaptanı bülent korkmaz gibi. müthiş mücadeleci ama sık hata yapıyor. çok iyi kademeye giriyor . kendisinin bir özelliği yanındaki stoperin açıklarını kapatması. lakin dağınık oyunu onun da açıklarının oluşmasına neden oluyor ki bu da yanında onun da açıklarını kapatabilecek bir oyuncuya ihtiyaç duyulmasına neden oluyor.
kısacası carles puyol mücadelesi ile her zaman alkışlanmayı hak eden, ancak savunma oyuncularında mutlaka bulunması gereken bazı meziyetleri taşımadığı için gereğinden fazla abartılan bir futbolcudur.
barcelonalı defans oyuncusu.barcelona formasını giyme hikayesi de bir hayli ilginç…
her şey 1999’un sıkıcı bir öğleden sonrasında başladı.o dönemin teknik direktörü louis van gaal o gün takımının neredeyse yarsının grip salgınına yakalandığını ve hafta sonu yapacakları lig karşılaşmasında oynayamayacaklarını öğrenir.bu durum üzerine b takımının teknik direktörü,hollandalı teknik adama cuma günü paf takımla bir maç yapmalarını ve ikici takımdan performansını beğendiği oyuncuları takıma alarak eksiklerin yerini doldurmayı önermişti.bu sayede cuma günü saha kenarında luis vaan gaal de vardı.maçın başlamasıyla önlibero bir oyuncu dikkatini çekti ve yanındakilere sorunca…”haaa o mu?1978 doğumlu 17 yaşındayken altyapıya katıldı ve üç sezondur takımımızda fakat performansını yeteri kadar beğenmiyoruz.malaga’ya göndermek üzereyiz” yanıtını aldığı futbolcu iki gün sonra barcelona a takımı formasıyla ilk maçına çıkacaktı.hollandalı teknik adamın tabiri caizse kapıdan çıkarken yakaladığı o oyuncudur carles puyol.tam malaga’ya gidecekken barcelona a takımında dünya futbolunun yıldızlarından biri olmuştur.
sol ayak bileğindeki bir sakatlıktan dolayı 3 hafta sahalardan uzak kalacağı açıklanan futbolcu.28 marttaki ispanya türkiye maçında kart cezalısı olmasından dolayı zaten yer alamayacaktı.yetişirse 4 nisandaki maçta oynayabilir.
halı saha maçlarında 5 kişi forvetteyken, defansta bekleyen, kimse bi gol atamazken bi gelip golü atıp geri dönen, sizden yaşça büyük, olgun ama gene de amına koyim demekten vazgeçmemiş esnaf abiler vardır ya, onun güvenini veren adam...
geçtiğimiz sezon ispanya ligindeki maçlarda barcelona'da adam gibi forma giymemiş futbolcudur. guardiola centre back'te piqueve marquez'e görev verdi sürekli olarak. milito'da keza öyle. halbuki bu puyol köpek gibi yapışan bir defans oyuncusuydu. ama artık yavaş yavaş yaşlandığını söyleyebiliriz. bir efsane olmuştur.