canterbury tales 

adana çık aradan

  1. 14. ve 15. yüzyıl ingilzi edebiyatına damgasını vurmuş öyküler. farklı sosyal sınıflardan, canterbury'ye ibadet için gelen insanların yaşadıkları ya da kurguladıkları hikayeler.

    alakalı olarak (bkz: geoffrey chaucer)
    (palanthaser, 07.03.2005 21:22)


  2. orta dönem ingilizcesi olarak bilinen dilde yazılmışlardır. küçük bir örnek vermek gerekirse :


    whan that aprille with his shoures sote / when in april the sweetest showers fall

    the droghte of marche hath perced to the rote / and pierce the drought of march to the root and all

    and bathed every veyne in swich licour / the veins are bathed in liqour of such power.

    ...


    ek : eski ingilizce demişken madem (bkz: beowulf)
    (palanthaser, 07.03.2005 21:28 ~ 31.12.2007 15:58)
  3. nedense bunu yüksek sesle okurken garip bir zevk alır insan. ingilizcede kafiye olayı zayıftır tezini çürüten bir eserdir.
    (wondrous, 07.03.2005 21:31)
  4. ingiliz dili ve edebiyatı bölümünde okuyan her öğrencinin birinci sınıfta karşılaştığı ve muhtelif zamanlarda karşısına çıkan edebi şaheser. seyahate çıkan hacıların her birinin giderken ve dönerken olmak üzere yol boyunca anlattığı hikayelerden oluşur. hikayelerde ve karakterlerde hristiyanlıktaki ölümcül günahlara sembolik göndermeler vardır. insanın düşününce tekrar üniversite sıralarına dönesini getiren eser de diyebiliriz kendisine kısaca.
    (dulcinea, 20.04.2007 21:37)
  5. bitmemiş eserdir. bir takım sebeplerden bir araya gelen insanların hikaye anlatmaları bakımından decameron öykülerine benzer. ilginç bir şekilde hrıstiyanlık propogandası gibi görünen hikayelerle karşılaşırız. anlatan karaktere veririz chaucer ı aklarız mutlu mesut yaşarız
    (mara despina, 03.06.2007 01:38)
  6. britanya'daki hristiyanların haccı sayılan canterbury yolunda orta ve üst sınıfın dindar görünümleri altında ne kadar yozlaşmış hayatlar yaşadıklarını ironik bir dille anlatan chaucer eseridir.
    (truman, 03.06.2007 01:48 ~ 02:14)
  7. aşk, evlilik, ihanet ve din konularında birbirinden kopuk kısa filmler havasında ama filmin genelini bozmayan bir şekilde çekilmiş geoffrey chaucer'ın hikayelerinden uyarlanan 1972 yapımı pier paolo pasolini filmi.

    pasolini'yi filmde anlatıcı geoffrey chaucer rolünde görmek mümkün. filmde karakterlerin derinliğine kitaptaki kadar inilmediği muhakkak. ama zaten pasolini'nin de böyle bir derdi yoktu sanırım.
    (velvetrevolution, 31.12.2007 15:52 ~ 15:53)
  8. (bkz: the wife of bath's tale)
    (the artful dodger, 31.12.2007 15:57)
  9. pasolini'nin filmi için (bkz: i racconti di canterbury)
    (theredintheskyisours, 31.12.2007 15:59)
  10. decameron öykülerine benzeyen, 14. yüzyılda geoffrey chaucer tarafından biraya getirilen hikayeler topluluğu. bu arada küçük ama önemli bir not, dacameron öykülerinin binbir gece masallarından etkilendiği iddia edilmektedir.
    (endoplazmik retikulum, 20.02.2008 16:58)
  11. canterbury' den, hacıdan dönen insanların hikayesini anlatır eser. chaucer eseri on dört yılda yazmıştır lakin bu on dört yıl eseri tamamlaması için yeterli olmamıştır.

    "then people long to go on pilgrimages strands
    and palmers long to seek the stranger
    of far off saints, hallowed in the sundry lands,
    and especially, from every shire's end
    in england, down to canterbury they wend
    to seek the holly blissful martyr, quick
    to give his help to them they were sick."


    burada gördüğümüz gibi chaucer canterbury kentine hacı olmak için giden insanlardan bahsediyor. ve bu insanların kara ölüm(black death) hastalığından muzdarip olduğundan bahsediyor.


    "speaking of his equipment, he posessed
    fine horses, but he was not gaily dressed.
    he wore a fustain tunic stained and dark
    with smudges where his armour had left mark;
    just home from service, he had joined our ranks
    to do his pilgrimage and render thanks."


    bu bölümde de o zamanlar giyim insanların sosyal statüsünü gösterdiği için chaucer şövalyenin kıyafetini tasvir ediyor. ve toplumdaki çöküşü göstermek istiyor.


    "there also was a nun, a prioress.
    her way of smiling very simple and coy.
    her greatest oath was only "by st loyl"
    and she was known as madam eglantyne."


    biraz da ironiden bahsedelim.


    "a monk there was, one of the finest sort
    who rode the country; hunting was his sport.
    a manly man to be an abbot able;
    many a dainy horse he had in stable,
    his bridle when he rode, a man might hear
    jingling in a whistling wind as clear."


    "there was a plowman with him there, his brother.
    many a load of dung one time or other
    he must have carted through the morning dew.
    he was an honest worker, good and true,
    living in peace and perfect charity.
    and, as the gospel bade him, so did he,
    loving god best with all his heart and mind."
    (lastrose, 20.07.2008 14:30)
  12. okumayın zaman kaybıdır. özellikle ilgilendiğiniz bir mesele yoksa tabi. "dacemeron" ya da "binbir gece masalları'nın" yanında esamesi bile okunmaz. edebi değer olarak zayıftır. hani bu tür eserlerde bir gelenek vardır; ders verme verdiği dersi de ibretlik ya da çarpıcı yönleri ile verme; gel görki bu kitapta böyle bir özellik ne yazık ki yok. benzetme ve metaforlar çok zayıf ve klişe.
    (rakibini operek olduren kunkfucu, 20.07.2008 21:35)