bir zamanların meşhur çizgifilm yıldızı.küçükken hep şeker kız candy olmak isterdim.çünkü onun ikinci sevgilisi terry'e aşıktım.candy'i çok kıskanırdım ve kızardım ona.bulmuş bunuyo derdim.hala da bazıları var candy gibi kızdığım bulmuş bunuyo dediğim...insan 7sinde neyse 22sinde de o oluyo..
küçük ibo vardı bir de bize küçüklüğümüzün armağanı. o da bir zamanların meşhur dizi-film oyuncusuydu ve ben hep küçük ibo olmak isterdim çünkü bir necmiye vardı ibo'nun uzatmalı yedinci sevgilisi ona aşıktım ben. çok kıskanırdım ibo'yu ve kızardım ona buldu da bunuyo sefa pezevengi diye. var aslında etrafımda da buldu da bunuyo diyerek içerlediğim hatta kızdığım bir takım insanlar. insan 11inde neyse 19unda da o oluyormuş.
(bkz: kusmak)
(bkz: viola)
(bkz: spyder)
2 eroinman aşığı anlatan film 3 bölümden oluşuyor. cennet, dünya ve cehennem. elbette film klasik bağımlı iki insanın, para bulmak için yaptıklarını ( fahişelik, hırsızlık, borç alma ), bu illetten kurtulma çabalarını ve bir gram mal için birbirlerine girişlerini her eroin konulu filmde olduğu gibi tekrar ediyor. ama filmin kesinlikle bir büyüsü var; filmdeki gerginlik size kesinlikle yansımıyor, içinize herhangi bir sıkıntı oturmuyor, onların bağımlılıklarını sevişleri sizi de bunu kabullenmeye itiyor.
oyuncular ve oyunculukları süper; konu güzel, çekimler şahane. kesinlikle izlenesi bir film...
filmin bir atmosferi var sizi içine alan , bu yüzden başarılı bence. kalabalık bir grupla gittik ve beğenen sayılı insanlardan biriydim. gerekçelerini "klasik uyuşturucu temalı film işte" veryansınlarıyle ifade ettiler, e haklı oldukları noktlalar vardır. kahramanlarımızın kusmuklarından salyalarına kadar alışılmış eroinman sahneleri mevcut.
lakin film beni içine aldı. ben orda 3 bölümden*** oluşan bir bağımlılık öyküsünden ziyade bir aşk öyküsü gördüm. heath ledger ile abbie cornish in oyunculuklarının ikisinide başarılı buldum. yani ikiside sanki gerçekten birbirlerine aşıklarmışda filmi çekerken hiç sıkıntı çekmemişler gibiydi. helal olsun.
bu üç bölüm-türkçeye çevrildiklerinde;cennet, yeryüzü ve cehennem- bütün ilişkilerin geçirdiği safhalar. çok tanıdık bize, aşklarımıza. film bağımlı iki gencin aşkını anlatırken güzel yansıtmış bu safhaları kesinlikle. bir şeyin bağımlısı olmak- hem bir insanın/ ya da bir maddenin- , bağımlılık kavramı, insanların kendilerini bile bile süreklediği yollar, ve bu bilebile sürüklemelerinin nedenleri üzerine gayet düşündürdü beni. birde dediğim gibi aşk üzerine... ve kaçınılmak etki olarak; bağımlı olduğunu bildiğiniz ve sevdiğiniz bir arkadaşınız varsa tanıdık, "annaa olum tüü bee,sonu böle mi olacak" geyikleri döndürüyor ortamda.
bence gidilip görülmesi, bitince beni sürürklediği düşünceleri göz önüne aldığım zaman kesinlikle vakit kaybı değil. ben sıkılanlarında, neden sıkıldıklarını anlamadım zaten.
----spoiler----
evet, prematüre doğmuş ölü bebeğimizin bedenini görmek hepimizin içini acıttı. hayır gerçek beden miydi o diye hale düşünmekteyim. gerçeğini bulmak zor olmasa da, fake idiyse çok başarılı bir üretim olmuş.
büyük bir aşk, küçük bir zaman dilimine sığdırılmış büyük bir hayat, uyusturucu, her kaçışlarında daha büyük bir hüsran. dünyada en çok seven birbirini seven ama en çok da birbirine zarar veren iki aşığın filmi.
en etkili sahnesi belki de candy'nin sinir krizi geçirdiğinde evlerinin duvarlarına dan'e tüm nefretini kustuğu sahneydi. candy o an akli dengesini kaybetmeye başladığı için mi o kadar yazabildi duvarlara yoksa bir insan sevdiğinden o kadar nefret edebilir mi bilmiyorum.
bu film iki junkie nin aşkını anlatır aslında...
yapıtın ilginç yanı yaşamı "cennet", "dünya" ve "cehennem" olarak 3 e ayırmasıdır. maliyetinin hollywood yapıtlarına nazaran düşük filme bi dezavantaj sağlamamış. aşkın seyirciye yansıtılış biçimi hiçte alışıla gelmiş biçimde değildir. bunun sebebide zaten kahramanların normal bir hayatları olmayışıdır. geçtiğimiz günlerde başrol oyuncularından olan heath ledger hayatını kaybetmiştir.onun filime çok şey kattığını söyleyebiliriz, tabi abbie cornish in oyunculuğunu unutmamak gerek.
gösterişten uzak, requiem for a dream gibi filmleri abartılı bulanların kaçırmaması gereken samimi ama bir o kadarda anlaşılması zor hayatların filmi....
it's a rainy afternoon
in 1990
the big city geez it's been 20 years-
candy-you were so fine
beautiful beautiful
girl from the north
you burned my heart
with a flickering torch
i had a dream that no one else could see
you gave me love for free
chorus
candy i can't let you go
all my life you're haunting me
i loved you so
candy i can't let you go
life is crazy
candy baby
yeah, well it hurt me real bad when you left
i'm glad you got out
but i miss you
i've had a hole in my heart
for so long
i've learned to take it and
just smile along
down on the street
those men are all the same
i need a love
not games
not games
filmin başlarında ağzınıza her ne kadar requiem for a dream tadı gelmeye başlasada, filmin belli bir yerinden sonra ağız tadınız tamamen değişiyor, zaman zaman gözleriniz doluyor, bazen de geriliyorsunuz o iki bağımlı insanın psikolojisini hissederek, yaşamlarını nasıl uçuruma sürüklediklerini görüyorsunuz.. filmin sonuda hiç öyle düşündüğünüz gibi bitmiyor, basit, bir o kadar da düşünerek kapatıyorsunuz filmi..izlemeye değer filmlerden biri en azından oyuncular mükemmel performanslarıyla göz dolduruyor.
luke davies'in yazdığı koridor yayıncılık tarafından ülkemizde basılmış olan üçyüz dört sayfalık kitap. heath ledger'ın başrolünü oynadığı aynı isimli filmin kitabıdır. zaten kitabın kapağında da heath ledger'ın filmden bir kare fotoğrafı basılı.oldukça hüzünlü bir hikaye, sürükleyici.
------------------çok az bilgi içerir. okumanın bi sakıncası yoktur.-----------------------------
beni en çok etkileyen şeylerin başında, ''gözünün önünde kızarkadaşının başkası ile yatmasına ses çıkarmayan/çıkaramayan adam'' sahneleri gelir. resmen içim cız eder, daralırım. geçmişimde böyle bi şey olduğundan falan değil. sadece adamın yerine kendimi fazlasıyla koyarım o an.
işte bu filmde de bu türden sahneler bolca vardı. kız uyuşturucu parası bulabilmek için defalarca erkeklerle yatıyor, erkek de bunu biliyor. hatta bir sahnede şuna benzer bir diyalog bile geçiyor:
kız(abbie cornish)- kaldır o kıçını da biraz da sen para kazan! (''ben çok vurdurdum, biraz da git sen vurdur'' diyor yani)
erkek (heath ledger)- yapamam. nasıl yapılacağını bile bilmiyorum. homoseksüel bile değilim. senin için bi sorun yok. sen heteroseksüelsin zaten. (yani diyor ki ''senin fahişe olman da bi sorun yok''.)
ben hiçbir filmde bu kadar gebeş bir adam görmedim. pardon pardon, gördüm. yine aynı filmde heath ledger'ın babası gibi yakın bir rol oynayan geoffrey rush oğlundan üç kat daha gebeşti. daha bi gevşekti.
sahnenin birinde kızla oğlan geoffrey rush'ın evine gelir. o arada evin bir köşesinde üzerinde sadece slip don ile uzanmış bir meksikalı görünür. geoffrey, genç elemanı bize tanıştırır:
-ismi roberto. çok az ingilizcesi var. ama kocaman bir penisi var. (çoçuğa seslenerek) diil mi roberto!..
filmi şuan izlemiş biri olarak, söyleyebileceğim tek şey: tanrım beni böyle bir beladan korusun!...
uyuşturucu olmadan böyle bir aşk yaşamak mümkün değil midir acaba?! tüm bu entrikaların sebebi uyuşturucu mudur acaba? bu 2 genç insan, uyuşturucu kullanmayan 2 genç insan olsalardı, ilişkileri bu derece ilerleyecek miydi acaba? belki de herşeyin sebebidir uyuşturucu.. belki de hiçbir şeyin... birbirlerine mi bağımlılardı, yoksa maddeye mi? veya maddenin kafasıyla birlikte yarattıkları sahte 2 kimliğe mi? hep bunu düşünürüm böyle filmler izlediğim zaman..
ikisinin de oyunculuğu inanılmaz olmuş. ancak bu kadar "doğal" oynanabilinirdi.. helal olsun..
ve yeniden tekrar etmek istiyorum: tanrı, insanları böyle belalardan korusun...
bağımlılık riskinin en yüksek olan uyuşturucunun aşk olduğunu ve uyuşturucu madde kullanımının bu temel uyuşturucuyu bırakılması imkansız duruma getirdiğini anlatan film. son batman'in şimdiden efsane olmuş jokeri heath ledger'i henüz tanımamışken bu filmde izlediğim de hemen, bakalım kimmişş diye araştırmaya daldığım film. ayrıca filmde onca berbat olayın hep güneşli muhteşem havalarda geçmesinin, uyuşturucunun insanı dibe çektiği tabusunu hemen yıkıp göğe çıkardığı gerçeğini işlemesiyle alakalı olduğunu bildiğim film. güzel film.
joker heath ledger'in kendi altın vuruşundan 2 yıl önce oynadığı bir bağımlılık filmi. film sadece eroine olan bağımlılığı değil aynı zamanda bir sevgiliye, bir aşka ve bir hayata olan bağımlılığı da anlatıyor. sevgilisinin başka erkeklerle yattığını bilip susma, temizlenmeye çalışırken devamlı açık olan televizyon gibi sahneleriyle requiem for a dream'i anımsatsa da requiem for a dream etkisi yaratmadığı için tüyleriniz diken diken olmuyor. bu kötü bişey değil, tam tersi iyi bişey çünkü filmi izledikten sonra hayattan soğumuyorsunuz.
oyunculuk takdire şayan, yönetmen etkileyici, senaryo pörfekto.
uyuşturucu bağımlılığının insanı ne hallere sokabileceğini, bu uğurda neler yapılabileceğini ve nelere katlanılabileceğini tokat gibi insanın yüzüne çarpa çarpa anlatan çok güzel bir film. fakat ben yönetmen olsam sonunu bu şekilde bitirmezdim. o kadar zorluklara göğüs gerip sonunda bu şekilde ayrılmak bana biraz bu filme hafif kaçmış bir son gibi geldi. zaten diğer yorumlardan da anlaşılacağı üzere requiem for a dream filmini kusursuz ve vurucu yapan kişilerin bu uğurda can vermekten beter hale düşmeleridir bence. keşke candy filmininde sonu filmin diğer kısımları gibi vurucu bitseydi. filmlerin sonunda sıradışı sürpriz son ile mal gibi kalmak en büyük hobim olduğu için, böyle filmler istiyorum. mutlu sonla bitmesin filmler lütfen.
paolo nutini parçasıdır kendisi bilmesenizde olur ama bilirseniz güzel olur..
ve sözler geliyor..
i was perched outside in the pouring rain
trying to make myself a sail
then ı'll float to you my darlin'
with the evening on my tail
athough not the most honest means of travel
it gets me there nonetheless
i'm a heartless man at worst, babe
and a helpless one at best..
darling ı'll bathe your skin
i'll even wash your clothes
just give me some candy
before ı go
oh, darling ı'll kiss your eyes
and lay you down on your rug
just give me some candy
after my heart..
oh, and ı'm often fals explaining
but to her it plays out all the same
and although ı'm left defeated
it get's held against my name
i know you got plenty to offer baby
but ı guess ı've taken quite enough
well ı'm some stain there on your bedsheet
you're my diamond in the rough..
darling ı'll bathe your skin
i'll even wash your clothes
just give me some candy
before ı go
oh, darling ı'll kiss your eyes
and lay you down on your rug
just give me some candy
after my heart
i know that there're writtings on the wall
but darling i'll bathe your skin
i'll even wash your clothes
just give me some candy
after my heart..
oh, and ı'll be there waiting for you
i'll be there waiting for you
oh, ı'll be there waiting for you
oh, then ı'll be there waiting for you
i'll be there waiting for you
oh, then ı'll be there waiting on you
ı'll be there waiting for you..