1. can düşmanı neşeli edersin
    benim gibi nevayı ağlatırsın
    yabancılarla arkadaşlık etme
    bana dünyayı zindan edersin

    şeklinde türkçeleştirilebilen (ben yaptım oldu) eser.
  2. gündelik türkçeye uyarlamak yerine, ne anlatılmak istendiğini açıklamayı tercih edeceğim eserdir.

    "câna râkîbi hândan edersin". câna, sevgili anlamında. "hândan etmek" ise güldürmek anlamında. fakat, rakîb konusu enteresan. bildiğimiz "rakip", veya "düşman" demek asla değil. çok daha ince bir anlam saklı. eskiden evlerin küçük hanımları, yani hasta olunup yazılabilinecek güzel kızları, yolda sokakta, çarşıda pazarda yalnız dolanmazlarmış. yanlarında bir arkadaşları olurmuş. o arkadaş ki, yaşı küçük hanımdan biraz büyükçe bir nevî arkadaş-dadı rolünde olurmuş. kendisi ile gezer, tozar, eğlendirir bir yandan da yanlış yapmaması gereken konularda kendisine akıl-fikir kaynağı olurmuş. etraftaki tehlikelere ve yazılmaya çalışan delikanlılara karşı da dikkat etmesi de misyonlarından biriymiş. işte bu arkadaş-dadıya eskiden "rakîp" denirmiş efendim. bilmem anlatabildim mi? şarkımızın ilk mısrasında diyor ki : "câna rakibi hândan edersin". yani; sevgilim, canım ben senin yüzünden öyle bir durumdayım ki, şu rakîp olacak cadoloz karı halime gülüyor, "handan oluyor", iş mi şimdi bu, tadında bir serzeniş.

    "ben bî nevâyı, giryan edersin". nevâ, ses seda demek. bî neva ise, sessiz, sedasız, sakin, falan anlamına gelmekte. giryan etmek ise ağlamak oluyor. yani diyor ki delikanlı, benim gibi sessiz birini ağlatırsın, inletirsin...

    bîgâneler, yabancılar; ünisiyyet etmek ise, arkadaşlık, dostluk kurmak demek oluyor. yabancılarla dostluk etme be güzelim diyor 3. mısrada delikanlı kardeşimiz.

    ve ekliyor, bana diyor, cihanı zından edersin. eh bunu da açıklamayalım.