|
|
- dini imanı para olan anlayışın sırada bekleyen procesi. istanbul sayesinde bütün borçları ödeyecek kaynak beklenmektedir. ülkesini pazarlamakla mükellef praym ministr ve ekibinin 16 milyonun gazıyla yapmasını arzuladığımız eylem.
- akarsuların bile özelleştiği günümüz koşullarına yakışan bir projedir. aslında böyle bir atağı hükümetimizden bekliyoruz. zaten camileri devletin işletmesi gibi komünist bir anlayış akp gibi mslüman bir partiye hiç mi hiç yakışmıyor. böylece kapitalizme yakışan bir din anlayışı gelişir. parası olmayan ibadet dahi edemez, cennete de gidemez. önce bu dünyada para sahibi olmak gerek.
bu süreç önce mevcut camilerin özelleştirilmesiyle başlatılabilir. her caminin mülkiyeti devlete ait olmak üzere işletmesi özel şirketlere devredilir. camiyi devralan şirket, imamdan müezzine kadar kadrosunu alır gelir. bu bir anlamda bir taşla iki kuştur. hem imam hatipli insanlara özel şirketlerde iş imkanı sağlanır, hem de şu an devletin sırtında ekonomik yük olan camiler yük olmaktan çıktığı gibi kâr bile ettirir. politikacılar bile bu büyük pastadan pay alır. mesela maliye bakanı, fatih cami'nin işletmesini kırkdokuz yıllığına kendi oğluna ihale eder. bunun dışında şirketler kendi arazisine kendi camisini inşa edip, diyanet işlerinden ruhsat alıp cami işletme işine de girebilir.
camiler artık insanların ekonomik sınıflarına göre de ayrılmış olur. yani seksenli yıllarda evinin balkonunda namaz kılan, şimdilerde türbanlı kızı jiple gezen neo-dinci amcamız amelelerle aynı mekanda namaz kılmak zorunda da kalmamış olur böylece. zaten üst sınıf camilerde ayak kokusunu emüle eden seccadeler kullanılır ve havadar, rahat bir ortamda ibadet yapılabilir.
namaz tarifeleri çeşitli kriterlere göre tasnif edilir ve bizzat diyanet tarafından belirlenir. ücretler rekat başı alınır. her vakit namaz rekat sayısına göre fiyatlandırılır. kandiller, cumalar vs. gibi camilere talep yüksek olan zamanlarda ücretler çok daha fazla olabilir. tabi günün vakitlerine göre de değişebilir. örneğin, yatsıyla öğle namazı arasında da bir fiyat farkı olabilir. bir de bayram namazı meselesi var. işte bunun için fahiş fiyatlara rezervasyon yaptırılır ve rezervasyonu olmayan giremez ve elit camilerde kontenjandan fazla insan alınmaz.
camiler, ek fasiliteler sunarak da insan çekerler. camilerin kapısında "camii şerifimiz klimalıdır" türünde yazılar görebiliriz. ya da sesi çok güzel olan müezzinler uçuk fiyatlara çalışabilir. hatta "fatihteki bilmemne camine bu akşam müezzin mahmut geliyomuş gidelim de dinleyelim" türünde halkı camiye gitmeye özendirecek değişik yöntemler geliştirilir. cami aboneğili de olur. yeşl renkli "hacı kart"lar girişlerdeki turnikelere okutularak içeri girilir. tabi çeşitli indirimler de olabilir.hatta sosyal bir sorumluluk olarak alt sınıf camiler altmışbeş yaş ve üstüne bedava olabilir. cenaze vs. gibi aktivitelerden de ekstra gelirler gelebilir. böylece bir cenazeyi teşvikiye cami'nde kaldırmanın gerçekten bir havası, bir manası olur.
hem bu durum akp'nin işine de yarar. camiye girerken para vermeye alışan cemaate seçim zamanı beleş girme hakkı tanınarak kömür ve makarna ekolüne birşey daha eklenir.
- (bkz: otu boku özelleştiren iktidar modeli)
- (bkz: camilerin özelleştirilmesi ne lan)
- camiden burs alanların götünde patlayacak hadisedir muhtemelen. dedesinin 5 vakit namazını teminat göstererek tırtıkladığı cami burslarını içkili alemlerde, rock barlarda yiyen zihniyete müstehaktır, ohh olsundur. muhtemelen yeni düzenlemede transkript istenecektir, olmadı her cuma namaza beklendiği yetmiyormuş gibi, kişinin her hafta farklı bir dua ezberleyip gelmesi istenebilecektir. özelleştirme böyle bi şeydir.
- okulları hastaneleri hatta dereleri bile özelleştirmeyi planlayan bir devlet için gayet doğal bir eylem sayılabilir.
o değilde halkı özelleştirmeselerdi bari.
- camiye gidemeyecek kadar zavallı müslümanların cami yaptırmayı kutsal saydığı şu günlerde, yapılsa ne olur yapılmasa ne..
- türkiye'nin borçlarını kapatmasında etkili olacak özelleştirmedir.
4 temmuz 2008 tarihine göre türkiye'de 79.096 cami varmış. her birini 10 milyon $ dan satsan, 80 milyar $ eder. oh yes!
kaynak: radikal
- kim düşündüyse aklımı okumuş. ben de tam kemal unakıtan hocama bu konu hakkında brifing verme telaşesi içindeyken bu konunun gündeme gelmesi ilaç gibi geldi. kemal abi onca işin gücün satışın arasında deli gibi sözlük okuyor. bakan lan ayağınızı denk alın!
cami dediğin yerler kamusal alan değil mi birader? mü'minler cevap verin... evet kamusal alan. ben cuma günleri muhtelif camilerde değişik kesimlerden imamların hutbelerini dinliyor, kendimce küçük notlar alıyorum. hemen hepsi camilerimizin elektrik, su, o, bu faturasını yatıramayışından, imkanların kısıtlılığından şikayetçi. hutbeyi bağış dilekleri ile tamamlıyor adamcağızlar. kestirmeden söyleyeyim. camilerimiz zarar ediyor...
diğer zarar eden kamu kurum ve kuruluşlarını hatta kar edenlerini bile sattığımıza göre camilerin de tez elden satışa çıkarılması gerekiyor. ben ilk olarak tarihi değeri olan camilerden başlanması taraftarıyım. süleymaniye, selimiye artık allah ne verdiyse iyi bir fiyata satarız yavaştan. özel sektörün elinde sihirli değnek olduğundan bir anda deli gibi kar eden ticarethanelere çevirirler buraları.
daşşak geçmiyorum bu çok ciddi bir öneri. aynı zamanda bir alevi açılımı. camiler özelleşince ne olacak? camiyi satın alan özel ya da tüzel kişiler camisinde kendi imamını, müezzinini, ibrikçisini, gasilcisini çalıştıracak. yani diyanet işleri başkanlığı sakıt olacak. daha doğrusu böyle bir kuruma ihtiyaç kalmayacak. ancak denetleme görevini sürdürmesi yönünde teklifler olursa değerlendirmeye alınabilir. diyanet küçülecek ve nokta şeklini alacak. yıllar yılı diyanetin lağvedilmesi talebinde bulunan alevilerin özlemi giderilmiş olacak. ne şi ne de kebab yanacak...
bitmedi. bence kutsal emanetler de özelleştirme kapsamına alınıp pazarlanmaları için start verilmeli. hepimiz biliyoruz ki cari açık denen bir illetle yaşıyoruz. bu açığın finanse edilmesi gerekliliği göğsümüze çökmüş durumda. ben topkapı sarayına gelen ziyaretçilerden alınan paralarının yek'ununu hesap ettim. bayağı iyi bir meblağ tutuyor. ancak sıcak para lazım. kutsal emanetler artı ayasofya bir paket halinde sunulabilir. ihalelere uluslarası sermayeli büyük şirketlerin, tröstlerin girmesinde de en ufak bir beis görmüyorum. adamlar camileri sırtlayıp memleketlerine götürmeyecekler ya...
ayrıca ayasofya'nın yunan veya güney kıbrıslı rum kardeşlerimize servis edilmesi ege'nin iki yakasında kalıcı barışın sağlanması ve kıbrıs sorunun çözümünde somut adımların atılması gibi gündem maddelerinde lehte bir ivme kazanılmasına vesile olacaktır. saydığım bütün bu yararlar ve bazı zorunluluklar da açıkça gösteriyor ki camiler haraç-mezat, üç beş demeden satılmalıdır.
şimdi ulusalcılar camilerimizi satamazsınız diye vaveyla koparacaklar biliyorum. biz islamcılar olarak, anadolu kaplanları olarak, global dünyaya eklemlenmeyi amaç edinmiş, kapitalist üretim biçimlerine teveccüh etmiş bilinçli yurttaşlar olarak bu ergenekoncu bozması zırtapozlara asla taviz vermeyeceğiz. camileri parasını verene çatır çatır satacağız inşallah...
- cemaate performans değerlendirmesi yapılması, başarısız bulunanların camiye alınmaması, cemaat içinde rekabet yaratarak herkese birbirine çelme takma ve birbirinin kafasına basarak yükselme eğiliminin aşılanması ile sonuçlanabilir.
- üzerimizdeki imam maaşı yükünü toptan kaldıracak proje. ilk defa özelleştirmeye evet diyorum. çünkü, benim paramla bana yalan anlatılmasını, benim paramla sabah akşam 5 vakit rahatsız edilmek, benim paramla toplum içinde saygın biriymiş gibi dolaşılmasını ve son olarak benim paramla çocuklarımızın ölmesini istemiyorum.
(bkz: 1 ağustos 2008 konya da öğrenci yurdu nun çökmesi)
- icmi diye bir şirket olur mesela. istanbul cami ve mescit işletmeleri. bu şirkete bağlı olan camiler olur; camiler zinciri, nasıl ki benzinlikleri bp, shell, po vs. görür gözmez anlıyorsun, onun gibi. sonra yeşil renkli hacı kartında (atıyorum) üçyüz rekat yüklüdür. öğlen namazına girerken, kapıda basarsın ve on rekat düşer. kaza namazları zamlı olur. mesela bir rekat fazla alır. bir de sevapmetre vardır. senin o firmada kıldığın namazların toplam sevabına göre yaklaşık bir tahminde bulunur. tabiki de sevapmetre sevap miktarını günah işlemeyecek, allah'ın işine karışmayacak şekilde söyler. mesela, hacı kartınızı sevapmetreye dokundurunca "sümmehaşa, 21 sevap kazanmışsınız lakin günahlar ve diğer kesintiler dahil değil" diye rapor verir.
(agaton, 01.08.2008 21:37 ~ 21:42)
- gurbetteki vatandaşlarımızın avrupada uyguladığı yöntemdir.
-nurcuların camisi(kombineler tükendi)
-süleymancıların camisi
-selametçilerin camisi
-ali babanın çiftliği
gibi.
yok mu lan allahın camisi(mecaaz, 01.08.2008 21:44 ~ 21:45)
- bir imamın devlet memuru olmasından daha garip olmayan durumdur. laikliğin din üzerinde tahkküm aracı olarak kullanılmasının önüne geçebilecek ender çözümlerden biri olacaktır.
ya da şöyle yapalım; var olan camiler var oldukları şekilde kalsınlar ancak yeni bir cami yaptıran dernek, vakıf vs. kendi camisine kendi imamını tayin edebilsin. diyanetten emir, para, hutbe almadan camideki ibadeti organize edebilsin. bu dini özgürleştirici durumu göze alabilecek bir siyasi iktidar, bir devlet anlayışı bulmak mümkün olur mu bilemem ancak bunu göze alabilecek halk da bulmak mümkün olmayacaktır. ülkedeki müslümanların "allah diyanet işleri başkanlığından razı olsun, biz camii yaptık onlar hoca gönderdi" anlayışını kırabilmeleri kısa ve orta vadede imkan dahilinde görünmemektedir.
- eğer ihaleyi koç grubu alırsa sakallı ne kadar hacı varsa hepsinin göte geleceği durum.
o zaman onlar da süleyman demirel'in dediği gibi suudi arabistan'a ve o tarz yerlere giderler.
ve ayrıca eğer yabancılar satın alırsa camiyi,o zaman ne olacak?imam sünnetsiz ve de cenabet mi olacak?
hem o kadar özelleştirdiler diyelim.e ek hizmetler yapılmayacak mı?ne bileyim caminin yanına kerane gibi.(evet,bunu 2-3 sene önce isvisçre'de mi nerde olduğunu duymuştum.)
abicim caminin özeli olmaz.sonra cennette devremülk satmaya başlarlar.
- iyi hafızlar ve hocalar bonservis ücreti karşılığı camiden camiye transfer olur devlete vergi kalemi açılır.
namaz ücretli hale gelir, camiler para kazanır gelirden vergi alınır.
cami reklamı yapılmaya başlanır, reklam ücretleri vergiden düşülür.
sonuç itibari ile vergilendirilmiş kazanç daha bi kutsal olur.
|