belki ilginizi çeker
  1. · kamyonlar kavun taşır
  2. · oteller hanlar hamamlar için sürekli şiir
  3. · güzelleme
  4. · anlarsın
  5. · bilinmeyen
  6. · dost
  7. · sen yokken
  8. · günler bana bir hikaye anlattı
  9. · istanbul
  10. · kayıp sevda
gündem
  1. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  2. · prison brake
  3. · sözlük yazarlarının itirafları
  4. · ibrahim üzülmez
  5. · dünyanın en seksi şarkısı
  6. · 29 şubat 1453 galatasaray fenerbahçe maçı
  7. · google wave
  8. · ağırlığınca altın
  9. · kişisel gelişim kitapları

cahit külebi  

  1. senin dudakların pembe
    ellerin beyaz,
    al tut ellerimi bebek
    tut biraz!

    benim doğduğum köylerde
    ceviz ağaçları yoktu,
    ben bu yüzden serinliğe hasretim
    okşa biraz!

    benim doğduğum köylerde
    buğday tarlaları yoktu,
    dağıt saçlarını bebek
    savur biraz!

    benim doğduğum köyleri
    akşamları eşkıyalar basardı.
    ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
    konuş biraz!

    benim doğduğum köylerde
    kuzey rüzgârları eserdi,
    ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
    öp biraz!

    sen türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
    benim doğduğum köyler de güzeldi,
    sen de anlat doğduğun yerleri,
    anlat biraz!
    (theother, 22.04.2004 01:29)
  2. cahit külebi dönemindeki çoğu şaire inat, istanbul dışını anlatan şairdir. bu açıdan daha doğal bir anlatımı ve sıcaklığı vardır. öğretmenlik ve müfettişlik yaptığı için türkiye'nin pek çok yerini gezmiş ve benimsediği anadoluyu şiirine aktarmıştır. istanbul üzerine yazdığı şiir bir anlamda onu dönem şairlerinden farkını gösterir.

    kamyonlar kavun taşır ve ben
    boyuna onu düşünürdüm,
    kamyonlar kavun taşır ve ben
    boyuna onu düşünürdüm,
    niksar'da evimizdeyken
    küçük bir serçe kadar hürdüm.

    sonra âlem değişiverdi
    ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    sonra âlem değişiverdi
    ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    mevsimler ne çabuk geçiverdi
    unutmak, unutmak, unutmak.

    anladım bu şehir başkadır
    herkes beni aldattı gitti,
    anladım bu şehir başkadır
    herkes beni aldattı gitti,
    yine kamyonlar kavun taşır
    fakat içimde şarkı bitti

    kamyonlar kavun taşır diye yaşar kurt şarkı yapmış bunu sonradan. güzelde olmuştur.
    (theother, 22.04.2004 01:37)
  3. cebeci köprüsü

    cebeci köprüsünün üstü
    karınca yuvasına benziyor.
    hamallar, körler, topallar
    oturmuş nasibini bekliyor.

    cebeci köprüsü yüksek,
    altından tren geçiyor.
    ya benim aklımdan geçenler?
    kimse bilmiyor.

    şu dünya güzelim dünya
    tıkır tıkır işliyor,
    insanlar insanlar insanlar
    neden böyle çekişir durur?
    aklım ermiyor.

    cebeci köprüsünün korkulukları
    kara boyalı.
    daha böyle köprülerden geçersin çok
    cahit külebi!
    (floydzede, 17.10.2005 17:02 ~ 26.10.2005 17:21)
  4. "20 aralık 1917'de zile'nin çeltek köyünde doğmuş, 20 haziran 1997 tarihinde ankara’da ölmüştür. kendisine mahmut cahit adı verilmiş, ailesi yasa çıktıktan sonra erencan soyadını almış, şair ise takma külebi soyadını sonradan "tescil" ettirmiştir.

    ortaöğretimini sivas lisesi'nde yapmış, istanbul yüksek öğretmen okulu'nu tercih etmiş ve buradan mezun olmuştur (1940). öğretmen okulu'nda iken reşit rahmeti arad'ın yardımıyla almanya'ya giderek fransızca'nın yanında almanca öğrenmiştir.

    askerliğini bitirdikten sonra (1942), antalya lisesi stajyer edebiyat öğretmenliğine atanmıştır (1943). daha sonra ankara devlet konservatuvarı edebiyat öğretmeni olmuş, aynı okulun müdür başyardımcılığına getirilmiştir (1951), ardından da ankara gazi lisesi edebiyat öğretmeni olmuştur (1954).

    külebi, millî eğitim müfettişliği yaptığı dönemden (1956) sonra, isviçre bölgesi öğrenci müfettişliği ve kültür ateşeliği'ne atanarak yurt dışına gitmiştir (1960). yurda döndükten sonra (1964), müfettişlik görevini sürdürmüş, bu görevdeyken birkaç kez devlet konservatuvarı müdürlüğü'ne vekâlet etmiştir. kültür bakanlığı müsteşar yardımcılığı'na getirilen (1969), bu görevinden ayrılarak (1971), eski görevi başmüfettişliğe dönmüş, kendi isteğiyle emekli olmuştur (1973).

    1972 yılında yapılan kurultay'da türk dil kurumu yönetim kuruluna seçilen külebi, emekli olduktan sonra kurumun yayın kolu başkanı olarak görev yapmış, daha sonra genel yazmanlık'a getirilmiştir (1976). 12 eylül'den sonra bu görevinden istifa etmiş (1983), sodep kurucuları arasında yer almış, ancak kurucu üyeliği veto edilmiştir.

    şiirleri ve yazın yaşamı
    cahit külebi, "ilk şiirlerini daha lise öğrencisiyken, sivas erkek lisesi'nin toplantı adlı dergisinde yayımlamış, yücel dergisinde 'sivas erkek lisesi-ahmet' imzasıyla bir şiiri çıkmıştır (mayıs 1935). istanbul'a geldikten sonra gençlik dergisinde mahmut cahit imzasıyla iki, nazmi cahit imzasıyla da iki şiiri yayımlanmıştır. daha sonra cahit erencan adıyla sokak, gençlik ve varlık dergilerinde de şiirleri çıkmıştır. bir ara babasının aile adı gullebi'den yararlanarak külebi adını kullanmaya başlamış, külebi'yi sonradan soyadı olarak tescil ettirmiştir." külebi 1940 edebiyat hareketi içinde etkin bir rol oynamamasına, hiçbir gruba ve eğilime katılmamasına rağmen şiirini kabul ettirmiştir.

    cahit külebi yeşeren otlar adlı kitabıyla türk dil kurumu edebiyat ödülü'nü (1955), yangın adlı kitabıyla da yeditepe şiir ödülü'nü (1981) kazanmıştır. külebi'nin bazı çevirileri de yayımlanmıştır.

    eserleri

    şiir
    adamın biri (1946)
    rüzgâr (1949)
    atatürk kurtuluş savaşında (1952)
    yeşeren otlar (1955)
    süt (1965)
    şiirler (1969)
    türk mavisi (1973)
    sıkıntı ve umut (1977)
    yangın (1980)
    bütün şiirleri (1982)
    güz türküleri (1991)
    bütün şiirleri (1997)

    anı
    içi sevda dolu yolculuk 1986

    düz yazı
    şiir her zaman 1985

    ödülleri
    1955 türk dil kurumu edebiyat ödülü yeşeren otlar ile
    1981 yeditepe şiir armağanı yangın ile "

    kaynak: www.istanbulpostasi.com
    (ichgeheindaskino, 19.11.2007 13:32)
  5. "hiçbir şair, şiiri bitirmeyi cahit külebi gibi bilemez." der cemal süreya.öyledir.şiiri bitirir bitirmez baştan bir daha okumak ister insan.çok güzel kurgular şiiri.anadolu'yu ve anadolu insanını anlatır.saz şairi gibidir.duru ve yalın bir türkçe demektir.
    (kramerica, 24.03.2009 17:52)
  6. çürüyen otlar

    ı

    bilinmez hangi şehirde
    yaşarsın aşktan habersiz,
    küçük çakıl taşım, nasıl bulayım!
    kaybolmuşsun bir kocaman nehirde.

    bu kimin çocuğu, der, seni görenler.
    benim çocuğum, diye, sesim gelir uzaktan.
    bunca kötülüğü bağışlatır bakışın
    yanakların kızarır ağlamaktan.

    bir gün sokakta rastlasam, ellerini
    alsam avuçlarıma okşasam.
    sıcaklığını tanır da mısralarımdan
    kız kardeşimsin sanırlar belki.

    son orada, ben burada
    birbirimizden habersiz
    ayrı yaylalarda yeşeren otlar gibi
    bekleye bekleye çürüyeceğiz.


    ıı

    senin oturduğun şehirde
    gökyüzü mavidir benimkinden,
    çiçekler daha taze
    kuşlar bile güzeldir birbirinden.

    şarkılar daha neşeli, daha mahzun
    akşamlar daha garipsi,
    umut alabildiğine geniş,
    umutsuzluksa denizler gibi;

    trenler bile daha sevinçli
    daha kederli gelir gider.
    gençler bütün haşarı
    yaşlılar büsbütün kederlidirler.

    kadınların sütü daha gür, daha ak
    çocukların iştahı, yerinde,
    gemiciler bile daha sarhoştur
    doğup büyüdüğün şehirde.

    garibim! nazlım! öksüzüm
    hayal rüzgarlarıyla emzir beni de
    uzak ya, kokunu duyuyorum
    gül gibi açıldığın şehirde.
    (magnetic resonance, 03.05.2009 21:41)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil