• isle of dreams
    itü sözlük yazarlarına özel %20 indirimli biletler için son tarih 19 temmuzkayıt ol
  • görseller

    • cahit külebi
    • cahit külebi
    • cahit külebi
    • cahit külebi
    • cahit külebi
  1. cahit külebi dönemindeki çoğu şaire inat, istanbul dışını anlatan şairdir. bu açıdan daha doğal bir anlatımı ve sıcaklığı vardır. öğretmenlik ve müfettişlik yaptığı için türkiye'nin pek çok yerini gezmiş ve benimsediği anadoluyu şiirine aktarmıştır. istanbul üzerine yazdığı şiir bir anlamda onu dönem şairlerinden farkını gösterir.

    kamyonlar kavun taşır ve ben
    boyuna onu düşünürdüm,
    kamyonlar kavun taşır ve ben
    boyuna onu düşünürdüm,
    niksar'da evimizdeyken
    küçük bir serçe kadar hürdüm.

    sonra âlem değişiverdi
    ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    sonra âlem değişiverdi
    ayrı su, ayrı hava, ayrı toprak.
    mevsimler ne çabuk geçiverdi
    unutmak, unutmak, unutmak.

    anladım bu şehir başkadır
    herkes beni aldattı gitti,
    anladım bu şehir başkadır
    herkes beni aldattı gitti,
    yine kamyonlar kavun taşır
    fakat içimde şarkı bitti

    kamyonlar kavun taşır diye yaşar kurt şarkı yapmış bunu sonradan. güzelde olmuştur.
  2. cebeci köprüsü

    cebeci köprüsünün üstü
    karınca yuvasına benziyor.
    hamallar, körler, topallar
    oturmuş nasibini bekliyor.

    cebeci köprüsü yüksek,
    altından tren geçiyor.
    ya benim aklımdan geçenler?
    kimse bilmiyor.

    şu dünya güzelim dünya
    tıkır tıkır işliyor,
    insanlar insanlar insanlar
    neden böyle çekişir durur?
    aklım ermiyor.

    cebeci köprüsünün korkulukları
    kara boyalı.
    daha böyle köprülerden geçersin çok
    cahit külebi!
  3. "20 aralık 1917'de zile'nin çeltek köyünde doğmuş, 20 haziran 1997 tarihinde ankara’da ölmüştür. kendisine mahmut cahit adı verilmiş, ailesi yasa çıktıktan sonra erencan soyadını almış, şair ise takma külebi soyadını sonradan "tescil" ettirmiştir.

    ortaöğretimini sivas lisesi'nde yapmış, istanbul yüksek öğretmen okulu'nu tercih etmiş ve buradan mezun olmuştur (1940). öğretmen okulu'nda iken reşit rahmeti arad'ın yardımıyla almanya'ya giderek fransızca'nın yanında almanca öğrenmiştir.

    askerliğini bitirdikten sonra (1942), antalya lisesi stajyer edebiyat öğretmenliğine atanmıştır (1943). daha sonra ankara devlet konservatuvarı edebiyat öğretmeni olmuş, aynı okulun müdür başyardımcılığına getirilmiştir (1951), ardından da ankara gazi lisesi edebiyat öğretmeni olmuştur (1954).

    külebi, millî eğitim müfettişliği yaptığı dönemden (1956) sonra, isviçre bölgesi öğrenci müfettişliği ve kültür ateşeliği'ne atanarak yurt dışına gitmiştir (1960). yurda döndükten sonra (1964), müfettişlik görevini sürdürmüş, bu görevdeyken birkaç kez devlet konservatuvarı müdürlüğü'ne vekâlet etmiştir. kültür bakanlığı müsteşar yardımcılığı'na getirilen (1969), bu görevinden ayrılarak (1971), eski görevi başmüfettişliğe dönmüş, kendi isteğiyle emekli olmuştur (1973).

    1972 yılında yapılan kurultay'da türk dil kurumu yönetim kuruluna seçilen külebi, emekli olduktan sonra kurumun yayın kolu başkanı olarak görev yapmış, daha sonra genel yazmanlık'a getirilmiştir (1976). 12 eylül'den sonra bu görevinden istifa etmiş (1983), sodep kurucuları arasında yer almış, ancak kurucu üyeliği veto edilmiştir.

    şiirleri ve yazın yaşamı
    cahit külebi, "ilk şiirlerini daha lise öğrencisiyken, sivas erkek lisesi'nin toplantı adlı dergisinde yayımlamış, yücel dergisinde 'sivas erkek lisesi-ahmet' imzasıyla bir şiiri çıkmıştır (mayıs 1935). istanbul'a geldikten sonra gençlik dergisinde mahmut cahit imzasıyla iki, nazmi cahit imzasıyla da iki şiiri yayımlanmıştır. daha sonra cahit erencan adıyla sokak, gençlik ve varlık dergilerinde de şiirleri çıkmıştır. bir ara babasının aile adı gullebi'den yararlanarak külebi adını kullanmaya başlamış, külebi'yi sonradan soyadı olarak tescil ettirmiştir." külebi 1940 edebiyat hareketi içinde etkin bir rol oynamamasına, hiçbir gruba ve eğilime katılmamasına rağmen şiirini kabul ettirmiştir.

    cahit külebi yeşeren otlar adlı kitabıyla türk dil kurumu edebiyat ödülü'nü (1955), yangın adlı kitabıyla da yeditepe şiir ödülü'nü (1981) kazanmıştır. külebi'nin bazı çevirileri de yayımlanmıştır.

    eserleri

    şiir
    adamın biri (1946)
    rüzgâr (1949)
    atatürk kurtuluş savaşında (1952)
    yeşeren otlar (1955)
    süt (1965)
    şiirler (1969)
    türk mavisi (1973)
    sıkıntı ve umut (1977)
    yangın (1980)
    bütün şiirleri (1982)
    güz türküleri (1991)
    bütün şiirleri (1997)

    anı
    içi sevda dolu yolculuk 1986

    düz yazı
    şiir her zaman 1985

    ödülleri
    1955 türk dil kurumu edebiyat ödülü yeşeren otlar ile
    1981 yeditepe şiir armağanı yangın ile "

    kaynak: www.istanbulpostasi.com
  4. "hiçbir şair, şiiri bitirmeyi cahit külebi gibi bilemez." der cemal süreya.öyledir.şiiri bitirir bitirmez baştan bir daha okumak ister insan.çok güzel kurgular şiiri.anadolu'yu ve anadolu insanını anlatır.saz şairi gibidir.duru ve yalın bir türkçe demektir.
  5. cahit külebi yalın ve duygulu bir şairdir. insanı garip bir şekilde hüzünlendirir. en çok "kamyonlar kavun taşır ve ben daima onu düşünürüm" diye başlayan şiirini seviyorum. sait faik gibidir o da. insanın insanlığını destekleyip, geliştiren bir ruhtur. yaşamış, yazmış ve göçerken bize tatlı esintiler bırakmıştır.
  6. 8.sınıfta bi arkadaşımız türkçe sınavında cahit külebey yazmıştı bu yüzden hep böyle aklımdadır kendileri.
  7. dişleri papatyadan beyaz.
    bu muhteşem benzetmenin şairi.

    1917 tokat
    1997 ankara
    şiirlerinde yurt, insan, doğa sevgisini işlemiş büyük şairdir.

    bildim ki nasibim yalnız sen,
    ekmeğim senden gelirmiş,
    insan uyuyabilirmiş
    izin verirsen.
    dolaşamıyorum sokakta
    rüzgarla serinleyemiyorum,
    esneyip gerinemiyorum
    upuzun yatamıyorum parkta.

    bir mavi balon mudur bu yaz
    içi sevda dolu yolculuk,
    kurtar beni artık ey çocuk!
    dişleri papatyadan beyaz!


    cahit külebi
  8. dost adında bir şiiri var.
    şöyle ki:

    "bir gece habersiz bize gel
    merdivenler gıcırdamasın
    öyle yorgunum ki hiç sorma
    sen halimden anlarsın
    sabahlara kadar oturup konuşalım
    kimse duymasın
    mavi bir gökyüzümüz olsun kanatlarımız
    dokunarak uçalım.

    insanlardan buz gibi soğudum
    işte yalnız sen varsın
    öyle halsizim ki hiç sorma
    anlarsın."

    nokta.
  9. senin dudakların pembe
    ellerin beyaz,
    al tut ellerimi bebek
    tut biraz!
    benim doğduğum köylerde
    ceviz ağaçları yoktu,
    ben bu yüzden serinliğe hasretim
    okşa biraz!
    benim doğduğum köylerde
    buğday tarlaları yoktu,
    dağıt saçlarını bebek
    savur biraz!
    benim doğduğum köyleri
    akşamları eşkiyalar basardı.
    ben bu yüzden yalnızlığı hiç sevmem
    konuş biraz!
    benim doğduğum köylerde
    şimal rüzgarları eserdi,
    ve bu yüzden dudaklarım çatlaktır
    öp biraz!
    sen türkiye gibi aydınlık ve güzelsin!
    benim doğduğum köyler de güzeldi,
    sen de anlat doğduğun yerleri,
    anlat biraz.

    şairdir.