masum insanların can ve mal güvenliği hatta huzurlarından sorumlu polislerin ancak türkiye sınırlarında çekinmeden gerçekleştireceği eylemdir. yemekten bu sefer tokat çıkmıştır.
1 mayıs mitinglerinde hızını alamayan bir polisin ara sokakta bir cafeye dalarak orada yemek ihtiyacını karşılayan vatandaşın "sen işine bak..." sözleri karşısında attığı tokatı yeme durumu.
polisin görevini yerine getirişinin gerçek hayata yansımasıdır. zaten polis dediğinin asli görevi insanları coplamak, ağzına yüzüne biber gazı sıkmak ve hayatı onlara dar etmektir. böylece insanlar korkacak ve her şey güllük gülistanlık gözükecektir. öyle değil mi ama?
haber hakkında yorum yapacak durumum yok, kimin ne bok yediği açıkça ortada.
benim derdim, onlarca görüntüye rağmen halen "o gazete tekzip rekoru kıracak. inanmayın öyle şeylere." diyerek kafasını kuma gömen devekuşları ile. gerçekten de inanmıyorum. inanasım gelmiyor böyle bir cehalete.
olayın kahramanı(?) türk polisi ise hiç de şaşmayacağım eylem. genelleme yapmayayım diyorum ama bir değil iki değil adeta genlerine işlemiş teşkilat olarak. (ya da belki millet olarak?) tekrar tekrar ve de üzülerek (bkz: burası türkiye)
polis gününde şov yapmaktan, billboardlara artık hiç kimsenin inanmadığı "yanınızdayız" mesajı veren reklamlar koyup göz boyamaktan öte gidemediği aşikar olan polis teşkilatına mensup, silahını, copunu aldığı andan itibaren insanlığını unutan polistir bu eylemde bahsedilen..
görevi toplum vicdanını rahatsız eden şiddeti törpülemek, toplum düzenini, kalıcı barışı sağlamak olan 162 yılık bir kurumun üyesi, empati yoksunu bir üniformalının içindeki bastırılmış şiddeti fütursuzca sağa sola attırmasından nasiplenmektir. ha belki bir sonraki seçimde iktidarın değişmeyeceğinden emin biri de olabilir. bilemiyorum...
abisi çevik kuvvet polisi olan kız arkadaşınızla cafede yemek yerken başınıza sıkça gelebilecek hadise...
"eyvah abim! "
"napıyorsunuz burda! şraaakk!"
konuya dönersek:
evinde karısını , çocuğunu bırakıp ateş ortasına sürülmüş polis memurunun gösterdiği bu tür bir davranış tabii ki kabul edilemez. bu görüntüden anlaşıldığı üzere hala olaya müdahale konusunda, polis eğitimi, konsantrasyonu ve rehabilitasyonu konusunda ciddi eksiklikler vardır.
olaya karışanla,bir kenarda yemek yiyip birşeyler içen vatandaşı ayıramıyorsa memurumuz...
sinirine ve gerginliğine hakim olamıyorsa...
psikolojisi hala hazır değilse değişik durum ve tepkilere...
bu ciddi eksikliklere bir an önce çözüm getirilmelidir.yoksa polis-vatandaş elele düşüncesi polis-vatandaş karşı karşıyaya hep dönüşecektir.
örneğin psikologlara da çevik kuvvet elbisesi giydirilip, polisle beraber olaya gönderilebilir:
"komiserim, onlar yemek yiyiyor; sakin ol. bana çocukluğundan bahset. bırak tokat atma , yanlış bir davranış"
"kendimi gergin hissediyorum doktor.baksana üzerimize üzerimize taş,molotof atıyorlar yaa!"
"sakin ol, bunlar işinin parçası. biraz profesyonel düşün. korkmana gerek yok, can yeleğin, panzerin, jopun, takviye birliklerin var. relax ol"
"s...cem terapini doktor ya. ben bir iki tokat atıp, yatışayım bari"
kendi halinde yemeğini yemekte olan bir vatandaşımıza, yüzünü saklayarak tokat atıp kaçan, muhtemelen yüzündeki maskenin ve sırtındaki üniformanın koruyuculuğuna güvenerek bu hareketi yapan cahil ve kişiliği tam gelişmemiş bir polis memurunun gerçekleştirdiği fiildir. kınanması gerekir.
ancak asıl kınanması gereken, bu fikir yapısına sahip bir (veya birkaç) cahil meslek mensubu yüzünden bütün meslek mensuplarına kin ve nefret kusanlardır. bu memlekette yemeğini yerken tokat yiyen vatandaşın yanında; devriye atarken kahpe teröristlerin kurşunlarına hedef olan, eve giderken çapraz ateşte can veren, şerefsizlerin peşinde koşarken sırtından vurulan nice yiğit, namuslu ve şerefli polisler vardır. bunlar da unutulmamalıdır.
münferit,ama üzücü.bence üç kuruş maaşla,bunca sitres içinde günde 16 saat çalıştan,eğitimi,güvencesi olmayan ve hatta akşama evine döneceğini bile bilemeğen orada terör örğütü mensuplarına karşı gönderilen bu kişileri yıpratmamak lazımdır.kolay değil yaptıkları,molotof kokteyli ile yakılıyorlar,taşlanıyorlar,öldürülüyorlar,iyiki varlar,münferit olay,üzüldüm,allah polisimizin yardımcısı olsun,bunu yapan polis,eminim oda üzgün. "
bu dahil bütün genellemeler yanlıştır sözünü hatırlatmış hadisedir. e be kardeşim neden benim başıma gelmez böyle enteresan hadiseler de hep başkalarının başına gelir. demek ki bu tür hadiseleri yaşayanlardan daha fazla yaşamayanlar var. benim yanımda diyarbakırlıyı ayakta tutup da bana otur diyen bir polis memuru olmadı hiç.
madem genelleme yapılıyor. biraz ben de genelleme yapayım. o diyarbakır'da vatanımıza açık açık saldıranlar, askerimizle çatışanlar var değil mi? şimdi bu diyarbakır'lıyı ayakta tutan polis memuru bir genelleme yapmış ve o adamı da terörist olarak düşünmüş olamaz mı? koskoca entelektüel, okul okumuş, üniversite görmüş sözlük yazarları bile bunu yapıyorsa sıradan bir polis memuru neden yapmasın?
bir de türk polisi kavramı var. türk polisi bunu yaparmış şaşırmamak gerekirmiş. amerikada avrupada polislerin yetkilerini ve yeri geldiğinde neler yaptıklarını bilmiyor olsam ben de saydıracaktım "türk polis"lerine ama televizyon var, internet var, sırf siyahi olduğu için polisten ölesiye dayak yiyenler var, sırf müslüman olduğu için evinden tekme tokat alınıp beş gün sonra suçsuz olduğu anlaşılıp evine gönderilenler var. hem de bunları yapan polis "türk polis"i değil.
kimsenin bu ülkede doğru düzgün işini yapmadığını kanıtlayan bir hadise daha. söylenecek çok fazla söz yok. türk polisinin her zamanki gibi nerde ve ne zaman nasıl davranıcağını bilememesi.
vahim hadise. münferit bir olay olması, genelleme yapılmasına engel teşkil etmez. bir kendini bilmezin ayıbı diyerek konu kapatıldığı vakit, polis teşkilatı bir gıdım daha düzelme gayreti göstermez. bu sadece polis ile ilgili değil, her kurum ve kuruluş için geçerli. 10 yıl boyunca alışveriş ettiğim bakkal bir gün bana kurtlu çikolata verirse, o bakkalın bendeki imajı bozulur. güvenim azalır. önceki 234.675 alışverişi beyin unutur. ayrıca ürün veya hizmet kötüyse, gerçeğe dayanmayan bir sloganla yapılan reklamlar, reklamverene daha fazla zarar verir. doğru düzgün eğitim almayan ya da o eğitime elverişli olmayan, buna rağmen toplum düzenini ve güvenliği sağlaması için görevlendirilen bir polis, polis teşkilatını temsil etmektedir. yani bu tokatı atan halkın gözünde türk polisidir. güleryüzle tanıtım broşürü dağıtmak hiç bir işe yaramaz. belki bu kendini bilmez şahsın kim olduğunu kendi amiri tespit ederek gerekli cezanın verilmesini sağlayacaktır. olabilir. ama yeni bir reklam kampanyası yapmanızı istemiyoruz. eğitimli, insan haklarının ne olduğunu algılayabilmiş güvenlik güçleri istiyoruz. imajı eğitimle düzelteceksiniz.
1 mayıs günü binlerce insanın başına bu binlerce münferit olay gelmiştir. gelmeye de devam edecektir. taksimde çocuklar ve turistler bile dayak yemiştir. hem de bir insanın bir insana vuramayacağı acımasızlıkta.
teşkilat içine gelmiş yeni adamlardan onlara uyum sağlayanı içinde tutar, uymayıp karşı koyanı * ya da leş düzene kafa tutanı dışlar.
örneğin karakolların yakınlarında fuhuş yuvaları, uyuşturucu satıcıları, korsan cd satıcıları vs. görebilirsiniz.
karakola bir şikayet için gittiğinizde köpek muamelesi görürsünüz. şikayet ettiğinize edeceğinize pişman ederler.
iyileri var mıdır? muhakkak vardır ama ben hiç rastlamadım. hele de 1 mayıs 2007yi gördükten sonra iyice tiksindim.
tokadı atan türk polisi değildir sadece bir polis memurudur. yarın bir yerde bir barış elçisi gidip anlık öfkesini küçük bir çocuktan çıkarttığında tüm barış elçisi sıfatı taşıyanlar şöyledir böyledir demekten farksızdır türk polisi şöyle böyle diyerek genellemeler yapmak. kesinlikle sosyolojik ve de psikoljik boyutu olan, önemli sorunların belirtisi olan bir davranıştır ama devletin temel kurumlarından biriyle özdeşleştirilmemesi gerekir.
ayrıca o tokadı atan üniformalı hayvanın da allah cezasını versin! onun gibi şerefsiz, onursuz, beyinsizler yüzünden nice halk kahramanlarının adları karalanıyor!