gündem
  1. · günün tek cümlelik özeti
  2. · 29 kasım 2009 sivasspor beşiktaş maçı
  3. · fotoğraf makinası olmayan japon
  4. · 22 kasım 2009 izmirlilerin pkk tepkisi
  5. · ezel
  6. · sözlük yazarlarının itirafları
  7. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  8. · mallory wilson knox
  9. · nefes alan kızlar

cağaloğlu yokuşundaki arkeoloji kazısı  

  1. bugünlerde yeni bir kılığa bürünecek olan, son beş aydır gizliden takibe aldığım kazı çalışması.

    efendim, cağaloğlu yokuşundan son beş ay içinde geçenler biliyorlardır, valiliğin oraya doğru yol tek şeride indirildi ve tek yön hakkı verildi. yolun en geniş yerinin yarısı metal perdelerle kapatılıp içeride gizli işler çevrildi. gizli iş dediğim arkeoloji kazısı işte: hani yapılsın diye o trafik cehennemini yaşamaya göze aldığınız, farkında olmasanız da ödediğiniz vergilerle yapıldığından bir bakıma işvereni olduğunuz kazıydı o. işte bu başlığımızda bu kazıyı anlatacağım.

    yaza girerken, çoktan beri sürdürülen tarihi yarımada metro fizibiliteleriyle ilgili aslında kazı, ancak caddeye daha ilk kazma vurulduğunda alttan bilmediğimiz bir şehrin üstü kapatılmış duvarları, kemerleri, revakları filan çıkınca arkeoloji kazısına dönüştürüldü. müze müdürlüğü, arkeoloji müdürlüğü, kültür bakanlığı yetkilileri filan toplaştılar bölgeye, etrafını çevirip kazın dediler. işte her şey böyle başladı.

    etrafı çevrilince işler iyice şenlikli hale geldi bölgede. yedi sekiz işçi vardı bu metal duvarların çevirdiği kazı bölgesinde. çalışma düzenleri de şu şekildeydi bunların. sabah 10 gibi işbaşı yapıyorlar, öğleleri iki üç saat ortadan kayboluyorlar, ikindi vakitlerinde üç beş kazma daha vurup 4 gibi paydos ediyorlardı. ve efendim, işbölümünü de şu şekilde yapmışlardı: altı kişi uyuyacak, bir kişi çalışacak. evet, sırayla çalışıyordu arkadaşlar, biri iki üç dakikada bir kazı bölgesine bir kazma vururken diğerleri açtıkları çukurların içine girip çevredeki binalardan görünmeyecek şekilde uyuyorlardı. nöbetçi kazma saatini doldurduktan sonra uyuyanlardan birini uyandırıyor ve günler böylece geçiyor, geçiyor, geçiyordu.

    neyse efendim, bunlar dört ay gibi bir sürede yaklaşık beş metreye on metrelik (elli metrekarelik) bir bölgeyi yer yer iki metreye varacak derinlikte, ama çoğunluğu bir metre kadar olmak üzere kazdılar ve kazdıkları yerlerden duvar, tünel, odacık vesair şeyler çıktı. bu bölümlerin kazılmamış alanlara doğru ilerlediği de ortadaydı. hemen söylemeliyim ki hani o belgesellerde gördüğümüz tüyle, fırçayla filan kazmadılar bu alanı, efendi gibi kazmayla kürekle girişti amcalar. neyse efendim, bir ay önce de hep birlikte ortadan kayboldular. kazı alanı öyle sahipsiz, kendi başına kaldı.

    olayı izleyen bizler anladık ki adamlar burayı kazdıklarına kazacaklarına pişman oldular. çünkü derine indikçe de, kenarlara yayıldıkça da devam ediyordu alttan çıkan gizli şehir. kazıya devam etmek için çevredeki binaları yıkmak gerekiyordu ki tabi bu biraz maça istiyor da olabilirdi. en sonunda ne yapacaklarını bilmez bir halde bölgeden kaçmıştı amcalar.

    sonunda çareyi de buldular. iki hafta önce kamyonlar mıcır döktüler kazının üstüne. mıcırı silindirle ezip üstüne bir de asfalt döktüler. sanıyorum bugün yarın yolu açıp bu olay hiç olmamış gibi davranacaklar.

    benimse vergi ödediğim cebimde garip bir kaşıntı var.
    (muzevir, 13.10.2005 14:51)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil