hakkında çok iyi şeyler duymadığım,çalışanlarına eziyet ettiği öne sürülen gazeteci mi sunucu mu yoksa yapımcı mı olduğuna tam olarak karar veremediğim kişi.
bu gece 2000.programı sunacak olan başarılı televizyoncu. ilk 1000 programı kaçırmadan izliyordum, genç kızlık işte insan televizyondaki ünlüler için benim aşık olduğumda bu zat-ı muhterem. hsbc patlamaları olduğunda (20 kasım 2004-sinagog) tesadüfen orada olan ve dünyadaki tüm kanallara haberi geçen kişi. banka binalarından herkes dışarı doğru koşarken, içeri giren ve ayağına batan çiviye karşın birilerini kurtaran iyi yürekli, iyi yazan ve konuşan adam. asker çocuğu olduğunu sık sık dile getirir, hatta babası ile bir haber de yapmıştı geçmişte. çocukluğunda modern-müslüman bir ailenin ferdi olarak bir tahtın sağında peygamberimizi, solunda atatürk'ü konumladığını anlatır onlarlaydım ama onlardan değilim isimli embedded gazetecilik macerasını anlattığı kitabında.
izlerken enerjisi izleyene geçiyor, aradığınızda telefonlarınıza geri dönüyor falan.
meltem cumbulla uzun süre aşk yaşamıştı ayrıca geçmişte.
iyi niyetli bir haberci. iliştirilmiş habercilik tanımıyla türkiye'de özdeşleştirilmiş olması büyük bir talihsizlik. bir savaşın ortasına gitmesine gerek yok çünkü haber yapması için. senelerdir 5n1k'yı sürdürebilmesi ve soner yalçın ayrılığına rağmen bunu yeni ekibiyle de başarabilmesi kendisinin başarısının bir göstergesi.
sevdiğim bir insan. gerek konulara bakış açısıyla,gerek programında ağırladığı konuklarına sorduğu cesur sorularla,gerekse aşka kadar her konuda yazdığı yazılarla takip ettiğim biri. 5n1k'da da izleyen insan en küçük bi samimiyetsizlik olmadığını görür zaten.. ama en çok da o doğal ve sinirli halini seviyorum sanırım. hepimizin anlam veremediği,insanlığımızı sorgulamamıza neden olan konulardaki duyarlılığı ve bunu içinden geldiği gibi,tepkisini durup ölçmeden milyonların önünde canlı yayında dökebildiği için seviyorum. en son programına rastladığımda yine birşeylere kızmıştı,hatta o kadar kızmıştı ki kıpkırmızı kesilmişti, bir an tv ekranını yarıp çıkacak sandım. bir de şu ağırladığı müzisyen konuklarına çektirdiği işkenceler olmasa.. olm cüneyt,yazık insanlara be. dinlemiyosan da bu kadar belli etme kafa bulduğunu*
olaya piyasa denkleminden bakarsak, tv pazarındaki en büyük rakibi can dündar'dır.
can dündar'ın pazar payı bayaa yüksektir ve müşteri profili daha bir akademisyendir. ne dinlediğini bilendir.
yanlış anlaşılmasın. cüneyt özdemir de kesinlikle pazar doldurmaktadır.
hak yenmemelidir.
ama can dündar'dan daha az kalitede olduğu bir gerçektir.
tıpkı bu gün 5n1k da dtp konuşmacısına "siz hala rojinle küsmüsünüz" gibi ucuz ilgi uyandıran soru sormasi gibin.
daha çok okumak. daha bir düşünmek. daha bir soğukkanlılık.
gece uyurken odasında gördüğü gölgenin hırsız olduğunu anlayıp ''uleyyyynnnnnnnnnn'' diye yataktan fırlamış ve üzerinde ki che tişörtüyle merdivenlerde hırsızı kovalamış fekat yakalayamamış kişidir.bu olayı blogunda anlatmıştır.
iyi gazeteci. artist martist ama güzel işler yapıyor. 5n1k alanında gördüğüm en iyi program. guantanamo'ya girmesi falan zaten başlı başına olay. biraz daha az artist ve daha çok cumhuriyetçi olursa daha da çok seveceğim.
''ne olur uçaklarda kürtçe anons yapılsa.?''şeklinde televizyon konuşması yapabilmiş şahıs.adama sormazlar mı o zaman.'' trafik anonslarıda hem türkçe hem kürtçe oluversin. belediye hoparlörlerinden mümkünse on, on beş lehçede duyurular yayınlanıversin.''önerdiği çözümün nerelere gideceğini ve başka ülkelerde örneğinin bulunup bulunmadığını düşünemeyecek kadar dünyadan bihaber televizyon çocuğu.
türkiye'de 10 yıl süren 5n1k kalitesinde bir program daha var mı? yok.
dinamik haberciliğin türkiye'deki yeni öncüsü. ekibinde çalışabilir miyim bilemem; ama bu adamın işlerini takip etmeye hep devam edeceğime eminim. kimi zaman deli gibi eleştirdiğim gibi bazen de helal olsun demekten kendimi alamadığım haberci!
bir zamanlar ekibine dahil olduğu 32.gün programından, hazırladığı haberlerin enterasan yaklaşımlarıyla kendisi ön plana çıkaran ve şu an 5n1k programı ile tanıdığımız kişidir.
kamera önünde gördüğünüz kişinin, kamera arkasındaki davranışları her zaman aynı değildir.
program ekibinde çalışanları bilmem ama teknik ekipte çalışan personele hiç de iyi davranmadığına şahitliğim olmuştur. ama bu olay, zat-ı muhteremin ünlü olduktan sonraki davranışı değil, şu ana kadar gözlemlediğim davranışıdır.
bu davranış nasıl diye sorarsanız; zaman gazetesinden "mehmet kamış" ın cüneyt özdemir hakkındaki düşüncelerindeki gibi bir davranış.
5n1k programı yayın akışında genelde dış yapım olarak değerlendirilir. yani, haber bantları şirket bünyesi dışında, ya da şirket cihazları kiralanarak hazırlanmaktadır ve her yayında muhakkak teknik bir problem yaşanır. emin olun ki problem yaşanmaması adına ne kadar önlem alınsa da kaçınılmaz bir sondur. belki de personelin düşüncesinde "kesin bir aksilik çıkacak" fikrinin, program yapımcı ve sunucusunun personelin beynine bu fikri kazımış olmasından kaynaklı da olabilir.
yazı biraz uzun oldu fakat olayları objektif olarak aktarmaya çalışıyorum.
program sırasında herhangi bir problem olduğunda cüneyt özdemir;
- biliyorum, bu programda bilinçli olarak sorun yaratıyorsunuz!
gibi cümlelerle, çalışan persone ön yargılı bir yaklaşım sergileyerek, personelin etik davranmadığını iddia ediyor. sonraki günlerde de teknik sorun hangi sebepten kaynaklıysa o bölümde görevli personelden yönetim tarafından savunma isteniyor. (cüneyt özdemir'in yönetime daha yakın olması). bu olay personelin kovulmasına kadar uzanabiliyor.
zaten üç kuruşluk maaşla çalışmakta olan personelin ne kazancı olabilir ki. personel "bu program yüzünden, kovulmadan daha ne kadar devam edebilirim!" düşüncesiyle zaten gergin bir çalışma ortamında, bir şeylerin düzgün gitmesine çaba sarfediyorken, bu davranışla karşılaşması, şahsı tamamen iptal ediyor.
unutulan nedir biliyor musunuz? program sunucusu kadar çalışan personelin de "yayın sorumluluğu" vardır ve bu sorumluluk çalıştığı tv kanalındaki ömründen de fazladır. aradaki farklar ise; birinin kamera önünde, diğerinin arkasında çalışıyor olması ve birinin çok para kazanırken, diğerinin az para kazanmasından ibarettir...
ortaokul yıllarımda onu çok izlerdim. daha doğrusu aşıktım. aval aval bakardım tvde görünce. sonra kendime gelmem yarım saati alırdı. kaçırmadan izlediğim zamanlarda türkçe sınavına çalışmamış, kompozisyon kısmında verilen başlıksız sınavda o hafta işlediği duvara karşı filmi hakkında, (o sıralar altın ayı almıştı ve türkiye'de hakkettiği değeri görmüyor tarzında bir muhabbeti vardı.) onun ağzından bir yazı yazmıştım. çokta cesur bir yazıydı. güveniyordum sonuçta ve 30 tam puan almıştım. evet bunu ona borçluyum. ama sınavın geri kalan dil bilgisi bölümünden * feragat edememiştim. peki bunun telafisini bana nasıl yapacak diyerek senelerdir kara kara düşünmeme sebep olan kişidir. evet hala onu gördüm mü kendime gelmem yarım saatimi alıyor.