''nasıl'' olabileceği konusunda sadece varsayımlar yürütebildiğim bir sendrom bu.. netice itibariyle bir kutup ayısı değilim, olsa olsa bahtsız bir bedevi olur benden..
eski bir sevgiliyle telefonda konuşurken, bir noktada eski sevgilinin ''çok sıcaklandım, klimanın kumandasını bulmam lazım canım.. izin verir misin?'' demesiyle, içimden tekrarladığım bir cümle.. ''oysa ben buzulları erirken izleyen kutup ayısı sendromu yaşıyorum..''
hadi kendimi kutup ayısına benzetmemi anlarım.. bembeyaz, yakışıklı bir hayvan kutup ayısı, karizma desen o da var.. yavrusu olan dişi kutup ayılarıyla cinsel ilişkiye girmek için yavrularını öldürme çabalarını görmezsek sevecen de bir hayvan.. (en azından görünüş itibariyle) bahtsız bedevi olmaktansa...
buzulların erimesi de üzücü bir durum.. küresel ısınma vs.. ve kutup ayıları için de tehlike yaratan bir durum..
lakin buzulları erirken izleyen bir kutup ayısı, ve yaşadığı sendrom, onu ifade ediş tarzı.. bu durum insanların ve yarattıkları sorunların, hayvanları ne derece çileden çıkartmaya başladıklarının da bir göstergesi olsa gerek.. ne yapsa azdır bu hayvan tıpkı artvinli bir çiftçinin bal kovanlarından uzak dursun diye elektroşoklu çit yaptırması gibi.. oradaki ayıda da baş gösteren durum.. elektroşoklu çiti izleyen boz ayı sendromu..
dünyanın yok oluşuna tepki gösteren "dünyam insanının" son dönemde yakalandığı sendromdur. (yurdum insanından sonra dünyam insanı ile ince bir ayar vermek mi istedim, ne istedim?)