bu konuda ki engin bilgisiyle şahsımı ters köşeye yatırmıştır. bu bilgisi, başta sorduğu sorulara, ilkokul öğrencisine verilebilecek seviyede verdiğim cevaplardan beni fena halde utandırmış, sohbetin ilerleyen kısımlarında beni kendisine soru sormak durumunda bırakmıştır. havacılığın içinde olup da bu işte çalışanların bile edinemediği kültüre sahiptir bu konuda. bu sebepten en sonunda kendisine -gel yarın başla- dedik ama, kendisi bu işi hobi olarak devam ettireceğini beyan edip, teklifimizi geri çevirdi. bize de kendisine –en yakın zamanda seni gerçek pistlerde de görmek isteriz- demek düştü.
ayrıca, çok da güzel hikayeler yazar. okuyanı bazen çocukluğuna götürür. kimi zaman güldürür, kimi zaman hüzünlendirir, eskilerden kalma bir şarkıyı hatırlatır. yazılarında çoğu zaman her ne kadar konuşma diline ağırlık verse de, ağırbaşlı ve olgun kişiliğini eserlerine yansıtır. içinden geldiği gibi uzun uzun yazmayı sever. bu uzun yazıları okurken asla sıkılmazsınız. içten ve samimi oluşlarının göstergesi sanıyorum.
kendisine buradan uçuş denemelerini sözlükte asla yapmamasını, diğer zamanlarda pist ışıklarının hiç sönmemesini, iniş takımlarının zeval görmemesini ve türbülanslardan uzak durmasını diliyorum.
evliya çelebinin 21.yy daki tezahürü, gezmeyi çok sevmesine rağmen yay burcu olmayan, sözlük aleminin geç bulduğu, ama çabuk kaybetmeyeceği, 4.nesil yazar...
an itibariyle yazılarını keyifle okuduğum yazar. kendisine de msj attım alem adamsın (*) diye. çünkü karnıma ağrılar girdi gülmekten.pozitif enerjisini ve içtenliğini yazılarına yansıtmış. hayata bakış açısı, bir baba olarak gerçekten takdire şayan.* ne diyelim merakla takipteyiz.
@1964008 nolu girisiyle akşam akşam apartman kapısına takmış yazardır.
bu konuda yaptığımız uzun postane mesajlaşmalarından sonra kendisini ikna edemediğimden, buradan çekeceğim ayarı kendisine armağan ediyorum. ne de olsa kankalar bugünler içindir.
bak kankacım. apartman kapıları genelde apartmanın içine doğru açıldığından ve sen de dışarda olduğundan - ki bunu da sana camdan atılan anahtardan anlıyoruz- apartman kapısını açmak için yapacağın kendine doğru çekme hareketi nafile bir harekettir. kapıyı içeri doğru iteceksin ki kapı açılsın. yoksa sabaha kadar kendine doğru çeksen açamazsın. huriye ablayı beklersin orda gelsin de kapıyı açsın diye. benden söylemesi.
attığı her mesaj yaran postane mesajlaşmalarına girebilcek kapasiteye sahip yazar.samimi sıcak sohbetiyle moralinizi anında düzeltebilen,sizi tanımasa bile, size değer verdiğini bir şekilde hissettirebilen ve kimseye yavşamayan yazar..
250 kişiye tek tek mesaj atarak bayramlarını kutlamış yazar. tabi aynı sayıda geri dönüşü hesaplayamamış, çok kişiyle aynı anda konuşmaktan kiminle ne konuştuğunu şaşırmış, bu sayede bir çok kişiye saçmalamıştır.
sürekli gezmektedir bu yazar kişisi, iş gereği. altında araba, antalya senin, izmir benim, kocaeli, bursa, ankara sürünür durur.* yolunun bizim o tarafa da düştüğünü öğrenip, yapmış olduğum okkalı çay davetimi de:
" ne arkadaşlarım çağırıyo da gitmiyorum" diyerek reddetmiştir.
insan böyle mi davet reddeder? görgüsüz.
teklif vardır, ısrar yoktur. kendi bilir. buradan duyurula.
doğum gününü kutlamayı unuttuğum cici mi cici, şirin mi şirin insan. ajan da olabilir, ne olduğu bilinmez ama tek bir gerçek vardır, o da ben doğum gününü unutmuşumdur. özür dileyerek geç de olsa ( 4 günlük bir rötar) şöyle desem:
iyi ki doğdun busburaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaaak
iyi ki doğdun busburaaaaaaaaaaaak
( bak ya koca adam doğum gününü kutlamadım diye kırılcak diye düşünüyorum, ne kadar da inceyim ne kadar da naif ve zarifim )
nasıl konuşacağımı bilemediğim bir abi. sürekli geyik yapıyor.
görgülü bir takım diyaloglardan sonra benden yaşça büyük olduğu için saygıda kusur etmeyeyim, bir yandan da "evet sepet abi" olmasın diye geyiğidir, entelektüelimsi sohbetidir girmeye çalışıyorum, yok. "sonuç yok" ya da varsa da "yaklaşık". *