her insanın hayatında bir veya birkaç defa ev sahipliği yaptığı sivilce. zira aniden bir sabah uyanıldığında ayna karşısındayken farkedilen bu olay takip eden 2-3 gün dahilinde kişiye kadın ise cadı, erkek ise quasimodo görünümü verir. pek bir rezildir.
not: bana bu giriyi 2 yıl sonra düzelttiren camel'a enderun sevgilerimi gönderiyorum.
aynaya karşı sıktığınızda ''pat'' diye aynaya yapışacak olan sivilcedir. çirkin mi çirkin , kurşunlara gelesidir. fetişi olmayan belki de ender çirkinliklerdendir.
hayatın ne kadar ibne olduğunun anlaşıldığı anlardan birini daha yaşatan ikinci burundur. böyle ansızın çıkar ve hayattan soğutur. bir de sarıdır bir de büyüktür ki of ki ne of. el sürülmez, acıtır.
dokunsan patlatsan iz kalır. dokunmasan da hani şu yeni yetme yara bantlarından biriyle kapatmaya çalışsan daha komik olur. netekim tıbbın ve ilmin çaresiz kaldığı hastalıklardan biridir. hiçbir şey yokmuş gibi davranmaya çalışmakla da gizlenmez. karşındaki insanla konuşamazsın göz göze, çünkü bakmaz karşındaki şerefsiz gözüne, direk ikinci burna odaklanır.
ortaokuldayken japon çizgi filmlerindeki kızların burunlarını andıran şaheser bir burna sahip arkadaşımın başına gelmiş olay. lanet olasıca koskocaman ve kıpkırmızı sivilce o güzellikten zerre eser bırakmadığı gibi üstüne üstlük oldukça komik bir görünüm de vermişti. sabah sınıfa gelip arkadaşımı o halde görünce kendimi tutamamış ve yüzüne karşı kahkalarla gülmüştüm istemeden. gülerken neredeyse yerlere yatıyordum..kız şaşkın şaşkın suratıma bakıp; "ne oldu ki?" diye sormuştu sakince ve küsüp benle bir ay konuşmamıştı..şimdi böyle bir durumla karşılaştığımda, hep o zamanları hatırlar ve cahil bir çocukken yaptığım o hatadan utanırım..("aslında değişik bir hava katmış sana.cindy crawford'un beni, senin de sivilcen.." diye moral verici laflar ederim.)
insanı sınayan sivilce türüdür. zira sıkmadan kurumasını beklemek hakikaten de sabır işidir. eliniz habire üzerine gider, parmağınızla yumuşak bir şekilde o beyazlaşmış tepede daireler çizer durursunuz. aynaya bakar, şöyle bir iki yoklarsınız. bir yandan canınız yanar, diğer yandan onu pörtletip rahatlamak, ondan kurtulmak istersiniz. daha sonra "sıkarsam izi kalır" düşüncesiyle elinizi burnunuzdan uzak tutmaya çalışırsınız. bu sabırla koca sivilcenizle birlikte iş yerinize gidersiniz. akabinde sizinle konuşan ilk kişinin konuşma esnasında gözlerinize bakmak yerine neredeyse şaşı görünecek kadar belirgin bir biçimde burnunuza odaklandığının farkına varmanızla, soluğu tuvalette almanız bir olur ki esas kararı o iç boğucu tuvalet ortamında verirsiniz. dış mihraklardan gelen baskıya dayanamayarak sivilceyi itinayla pörtletirsiniz ve arkasından belirgin bir rahatlama hissiyle tuvaletten çıkarsınız. aynı durum bir başkasının burnunda çıkan sivilceler için de geçerlidir. örneğin sivilce sahibi patronunuz ise, size bir şeyler söylediğinde, siz onun burnundaki sivilcenin semizliğine bakmaktan ne söylediğini doğru dürüst dinleyemezsiniz. eliniz her an patronun kocaman burnuna gidiverecekmiş gibi olur, onu bir köşede sıkıştırıp, sivilcesini pörtletip rahatlamak istersiniz. lakin elinizden bir şey gelmez. "sabır ile koruk helva olur" diyerek patronunuzu rahat bırakmaya karar verirsiniz.
en zamansız çıkan sivilcedir.sömestir tatili boyunca cillop gibi bir suratla gezersiniz,evdesinizdir,tek başınıza güzelce dinlenerek zaman geçirmektesinizdir ama okulların açılmasına bir gün kala-stresten midir nedir bilinmez- kocaman bir kızarıklık beliriverir burnunuzun ucunda.sıkarsanız daha beter bir hal alacağını bildiğiniz için dokunamazsınız,onu öylece kendi haline bırakırsınız ve tatil dönüşü arkadaşlarınızın gözünde hiç de hoş olmayan bir görüntü oluşturursunuz.
ergenlik sivilcesi olarak adlandırılan sivilce gurubunun en çirkin ve rahatsız edici olanıdır, bir gece ansızın fışkırıverir, başlarda kıpkırmızıdır, ağrır, el değmez, bi iki gün içinde ucu sarılaşıp daha iğrenç bi görünüm alır aynı zamanda sıkılabilir konuma gelmiştir muhtemelen bunu farkettiğiniz an soluğu tuvalette alıp o şeyden kurtulursunuz fakat bu defada ağrısız bir kırmızılık sizinle bikaçgün dolaşır bu süreç içinde bazen onların varlığını unutmuş olsanızda yanınıza gelen insanlar durmadan bu sivilceden bahsedip kendi çaplarında espri yaparlar daha anlayışlı olanlarının gözlerinin bu noktaya kayması ise kaçınılmazdır
hemen herkesin yaşayacağı bi deneyimdir ki insanların her durumda espri yapılmaması gerektiğini anlamaları ve olgunlaşmaları adına önemli bişeydir
sivilce milletinin en arsız, yüzsüz bireyi olan sivilce türüdür. benmerkezcidir. konağının girdiği her ortamda bütün gözlerin üzerinde olmasını ister. istediği de olur. konakla konuşan insanların gözleri bu sivilceye odaklanır. sivilce net, diğer herşey fludur artık. bir süre sonra sivilce kişiselleştirilir, konakla konuşulduğu unutulur, ortamdaki diğer insanlar tarafından dev bir sivilceyle sohpet etmeye çalışan bir deli gibi görülmemek istendiğinden, ortam hızlı adımlarla terk edilir...
şaka gibidir.
özellikle dışarıya gezmeye çıkacağınız, birisinle randevunuz öncesi olur bu durum.
daha bir iki gün öncesine kadar herşey süperken o sabah kalktığınızda vücudunuz size güzel bir süpriz yapıp
o güzel burnunuza küçük ama kıpkırmızı bir sivilce hediye etmiştir.
saklamak için her yol denenir ama nafiledir, ne kapatıcı ne fondöten kurtaramaz durumu. çıkmıştır bir kere geçmesini beklemek zorunda kalırsınız.