çirkin ama çok karizmatik, denebilecek nadir insanlardan. ve insanların onu böyle gördüğünün ziyadesiyle farkında. darbukaya vururken parmaklarını takip etmekte epey zorlanıyorsunuz ama o size yardımcı oluyor hemen; bırakıyor çalmayı,yaslanıyor sandalyesine ve sahnede dans eden kızı güzelce süzüyor. arada şöyle sesler duyuyorsunuz;
-yaktın bu gece bizi necla
*
sonra devam ediyor çalmaya, yıkılıyor ortalık, tabiri caizse döktürüyor. sonra başka bir kız çıkıyor sahneye. burhan öçal yine bırakıyor çalmayı, kızı seyrediyor, arada birde kalabalığa gaz veriyor;
-hadi arkadaşlar, çığlıklar atalım ki, kız daha hararetli dans etsin.
aynen de öyle oluyor. ama uzun bir gecenin sonunda şu sonuclar çıkıyor ortaya;
çok iyi bir müzisyen, alanına ziyadesiyle hakim, bir o kadar da çapkın, kendisinin ve bulunduğu yerin farkında ve bunun nimetlerinden gayet güzel bir şekilde faydalanıyor. ama mesafeli ya da kibirli değil, sıcak kanlı, sohbetsever.
ve son derece profesyonel, sahnede cıkan yangının paniğini seyirciye yaşatmamak için elinden geleni yaptı, hatta bir ara insanlar "yangın var, yangın var, ben yanıyorum" diyerek halay çekiyorlardı, o da kahkahalarla gülüyordu.