ofiste boş boş otururken, mesai bitimine saatler varken, arkadaşlarınızın arayıp "ben de sahildeyim" ya da "şimdi motorla dolaşıyorum" dediğinde, bilgisayarınız birazdan elinizden alınıp başka bir yere taşınacağında, önünüzde yemek yerine plastik bir kapta salata ve içecek fantadan başka birşey yokken,tuvalette bulduğunuz kırmızı ojeyi sürüyorsanız girilecek en uygun şeydir.. *
bunalım
olmazları ekiyor, olurlar biçiyorum
anılar arasında , güzeli seçiyorum
şimdi ne kendimi ne kimseyi düşünüyor
sularda bir yosun gibi hıçkırmak istiyorum
gelmeyişini bekliyorum, dönmeyişini özlüyorum
gülmeyişine ağlıyorum, seni seviyorum
ben böylemiydim gör beni
eğilen selvi gibi
ben böylemiydim gör beni
eriyen bir mum gibi
yarattığım bir dünyada seni yaşıyorum
bilmediğin insanlarla koşuşuyorum
bilmediğin bir dilden, konuşuyorum
yinede anlarsın diye seviniyorum
hayatınızın bir süre sonra monotonlaştığının farkına varırsınız.artık hiç bişey eskisi gibi değildir.hatta en yakın arkadaşlarınız bile size çok uzaktır.devamlı uyumak istersiniz.ya da sabaha kadar düşünürsünüz sürekli.arkadaşların gazına gelinip kurtulunabilir.
kolaylıkla erişilebilecek ruh hali. öyle dolapların üzerinde falan değildir, her an yanı başınızdadır. herkesin derdi kendine derttir. dert ettiğin şeyi içinde büyüttükçe dağ olur, geçit vermez sana, falan feşmekan. sonracığıma efendim başlarsın beynini yemeye, kendine edersin. ha canın çok mu acı çekmek istiyor? aç dinle en melankolisinden bir yavuz bingöl. dertleri kafanda evirip çevirme durma. hiç bir şey canını sıkmaya değmez, vallahi bak. okurlar size söylüyorum, gülümsün sen anla cinsinden*...
derkene bir şarkı dolanır ağza;
aslında hayat zor değil
mutsuzluk diye bir sey yok yalan
her sey güzel olacak
her sey güzel olacak
ne zaman ne zaman?
alkol komasına girmenize vesile olabilecek kadar tehlikeli ama varlığının verdiği acı, alkolün verdiği acıdan kat kat fazla olan, bazılarının* yakasından düşmemekte direten boktan durum...
kısaca yarrağı (r'ler vurgulu) yeme durumudur. bünye sürekli sabahlar olmasın, hava hep karanlık kalmasını, loş oda, yalnızlık, damardan doom metal ister adam harbi harbi intiharı düşünür. sikten boktan bir vaziyettir. öyle içinden kolay kolay muzla, çikolatayla çıkılmaz. alkole geçiştirilmeye çalışılır.
"garip ruh hali" adlı playlist açılır..ısınmaya yüz tutmuş biradan bir yudum daha içilir.bir nefes daha çekilir tütünden.avutacak kimse olmadığından kendi kendine avutmaya çalışırsın, olmaz.sonra tütün,bira...şarkı çalar, eskileri hatırlarsın.umut yoktur.bir parça aşk hissetmek istersin içinde olmaz, yoktur.üzeri kirli kıyafetlerle dolu olan yatakta yer açılır zoraki.uyumak istersin olmaz.kafandaki binlerce düşünceden birini seçmek istersin, ona bağlı kalmak, ona ait olmak istersin; olmaz.bir düşünceye bile ait olamazsın.sahipsizsindir.çıkar gidersin banyoya aynaya bakarsın.karşındaki yüz eskimiş, yıpranmıştır.sen onu kabullenmezsin o da seni.sonra tütün, bira..kulağına "i can't see the meaning of this life i'm leading, i try to forget you as you forget me this time there is nothing left for you to take, this is googbye" dizeleri çalınır.yapacak birşey yoktur.kafandaki binlerce düşünceden herhangi birisini seçmeye çalışmadan nefes almaya zorlarsın kendini.dumanı çeker birayı içersin.
kültür, yaş, statü ve karakter gözetmeksizin; kişisel özgürlüğü kısıtlanmış, kendini sorunların arasında yüzerken bulan ve nefes almak için yukarı yüzemeyecek kadar yorulmuş, yönelinen her kapının bir başka çıkmaza yol açması sonucu ne yapacağını bilemeyen ve çözümü çeşitli tavsiye edilen haplarla, intiharla veya başka tür neticelerle bulan bir insanın girmesi muhtemel ruh hali.
en büyük sebebi kalp yarası almaktır.gün,zaman,mekân farketmeden midesine sağlam 2-3 tane yumruk yemiş gibi hissediyor insanoğlu hâliyle.
"ya şimdi kuşlar,börtü böcekler...başkasıyla mı gezecek o dışarıda şimdi?" fikriyâtı daha da çöküyor omuzlara doğru.özellikle ilkbahar ve yaz aylarında daha da vâhim(bkz: çeken bilir).
tavsiye olabilir bundan sonraki,illâ bunalıma gireceğim diye kasan bir bünyeye sahipseniz kış aylarını seçin(tam vakti hani).hava soğuk,bulutlu.güneş görülmez zamanlar;arada kafasını çıkarsa da hezeyan kısa sürüyor.hem gecelerde uzun.herşey içinizdeki gibi;karamsar,kara.tanrı'nın bir lütfu bu,tezat yok sayesinde.kış-gece güzel bir ikili ayrıca.hep böyle olsa(ya da ingiltere'nin yolları taştan.almanya'da olabilir,tevatür zibil gibi).
ha bi' de ilkbahar ya da yaz aylarında âşık olmayın ya da teklif etmeyin;sonra çok ararsınız bu zamanları.
(bkz: epitaph)
"bi kalbim var..
bazen sadece yaşamak için atıyo..
bazen sevmek içinn..
hatta bazen bana yetmio düşüyorum..
gözlerim kararıyo..
ama yine de benim kalbim istesem de söküp atamadığım..
ve şu sıralar o kalp o kadar acıyor ki.. herşeyden bıkmış kırılmış..
yine inatla bana hizmet etmek istiyor..
nefes al dio oksijene ihtiyacım var senin için çalişiorum nolur miri pes etme nefes al..
ama alamıorum zorluorum kendim için annem için babam için hadi diorum bu ne ki daha neler göreceksin..
tam kalbime tamam iyiyim senin için nefes alıorum derken.. yeni bir şey çıkıyor..
dünyam dediğim insan başkasının dünyası olmuş..
nispet yaparcasına karşımda.. yakınımda..
kalbim bana nefes al diyorsun oturma evde bunalma diyorsun..
seni dinliorum ama allahım karşıma nedenn onu çıkartıyor.. hem de başkasıyla..
benim nefes almamı sana yardım etmemi kim istemiyor.."
21. yüzyılın en büyük salgın hastalığı. şimdi "kapitalizm, piyasa, robotik yaşamlar, tatminsizlik" gibi konulara değinmek isterdim de, bilinen şeyleri tekrarlamanın manası yok.