bukowski   

adana çık aradan

  1. (bkz: charles bukowski)
    (comatose, 27.02.2005 22:19)


  2. yolda yürürken mırıldanabilen modest mouse şarkısı. bukowskinin götlük edebiyatını ve "tanrı bizi yarattı, her şey onun kontrolünde, bizi izliyo, peki bu zorluklar hastalıklar sefalet neden şaka mı bu?" sorusunu mıymıy bi tonlamayla irdelemekte.


    woke up this morning and it seemed to me that every night turns out to be a little bit more like bukowski. and yeah, i know he's a pretty good read. but god who'd wanna be? god who'd wanna be such an asshole? god who'd wanna be? god who'd wanna be such an asshole?

    well we sat on the edge of the river, the crowd screamed, "sacrifice the liver". if god takes life, he's an indian giver. so tell me now why you'll never tell me never. who would wanna be? who would wanna be such a control freak? well who would wanna be? who would wanna be such a control freak?

    well see what you wanna see. you should see it all. well take what you want from me. you deserve it all. nine times out of ten, our heart just gets dissolved. well i want a better place or just a better way to fall. but one time out of ten, everything is perfect for us all. well i want a better place or just a better way to fall.

    here we go. if god controls the land and disease, and keeps a watchful eye on me, if he's really so damn mighty, well my problem is that i can't see, well who'd wanna be? who'd wanna be such a control freak? well who would wanna be? who would wanna be such a control freak?

    evil home stereo, what good songs do you know? evil me, oh yeah i know, what good curves can you throw? well all that icing and all that cake, i can't make it to your wedding, but i'm sure i'll be at your wake. you were talk, talk, talk, talkin' in circles that day, when you get to the point make sure that i'm still awake, ok?

    went to bed and didn't see why every day turns out to be a little bit more like bukowski. and yeah, i know he's a pretty good read. but god who'd wanna be? god who'd wanna be such an asshole?



    bu sabah uyandım ve her gece biraz daha bukowski gibi oluyomuş gibi geldi. tabi biliyorum iyi bi yazar falan ama allah aşkına kim ister ki? allah aşkına kim böyle göt bi herif olmak ister ki? allah aşkına kim ister ki? allah aşkına kim böyle götün teki olmak ister ki?

    işte nehir kenarına oturduk, kalabalık “ciğeri feda et” diye bağırdı. eğer tanrı hayat alıyorsa indian giver(verdiği hediyeyi geri istiyo)dır. şimdi neden asla bana asla demeyeceğini söyle. kim ister ki? kim böyle bi kontrol manyağı olmak ister ki? yani kim ister ki? kim böyle bi kontrol manyağı olmak ister ki?

    eh ne görmek istiyosan onu gör. hepsini görmelisin. eh benden ne istiyosan al. hepsini hak ediyorsun. her 10 kereden 9unda kafadan kalbimiz parçalanıyo. işte ben düşüş için daha iyi bi yer ya da en azından daha iyi bi yol istiyorum. ama 10 kereden 1inde her şey harika oluyo. ben düşüş için daha iyi bi yer ya da en azından daha iyi bi yol istiyorum.

    hadi bakalım. eğer tanrı yeri ve hastalığı kontrol ediyorsa, ve bana göz kulak oluyorsa, gerçekten de öyle çok çok uluysa, sorunum şu ki anlamıyorum, yani kim ister ki? kim böyle bi kontrol manyağı olmak ister ki? yani kim ister ki? kim böyle bi kontrol manyağı olmak ister ki?

    kem ev müzik sistemi, hangi iyi şarkıları biliyosun? ne fenayım, hmm biliyorum, nasıl güzel sürpsizler yapabilirsin? ee bütün o krema ve pasta, düğüne gelemiycem ama mezarına kesin giderim. o gün konuşa konuşa konuşa konuşarak daireler çiziyodun, derdini anlatmayı başarabildiğinde hala uyanık olduğuma emin ol, olur mu?

    yattım ve anlamadım neden her gün biraz daha bukowski gibi oluyo. tabi biliyorum iyi bi yazar falan ama allah aşkına kim ister ki? allah aşkına kim böyle göt bi herif olmak ister ki?
    (etipuf, 15.10.2006 01:26)
  3. modest mouse'un good news for people who love bad news albümünden ünlü şair-yazarın adını taşıyan şarkısı...
    (paula schultz, 02.02.2008 13:04 ~ 13.02.2008 15:40)
  4. ayyaşlığı ve amaçsızlığı kendine hayat tarzı edinen aşmış şahsiyet..umursamazlığının altına sakladığı yoğun cesaretin ve bilgeliğin önünde eğilmekten başka birşey düşmüyor yalancı esaretlerden yarattığımız özgürlük için ölmeye hazır olan bizlere...

    "ve güneş merhamet buyuruyor
    ama fazla yükseğe taşınmış bir meşale misali,
    boydan boya kırbaçlar görüntüsünü jetler
    kurbağa gibi zıplar füzeler,
    çocuklar haritalarını çıkarır
    iğnedenliğe çevirir ayı,
    eski çürük peynir,
    orda hayat yok
    ama dünyada fazlasıyla;
    yıkanmamış hintli çocuklarımız
    bacak bacak üstüne atıp flüt çalarak,
    göbekleri içe çökmüş, açlıktan ölürken,
    açlık kokan havada yılanların
    şuh kadınlar misali kıvırtışını izleyerek;
    füzeler zıplar,
    avcıları ve sürüyü geride bırakırken
    yabani tavşanlar gibi zıplar
    günü geçmiş kurşunların yerine;
    çinliler hala yeşim işlerler,
    sessizce açlıklarına pirinç tıkarak,
    bir açlık ki bin yaşında,
    ateş ve türküyle ilerler çamurlu nehirleri,
    istemsiz beklemenin sürüklenen
    direkleri iter mavnaları
    yüzen evleri;
    türkiye'de kilimlerinin üstünde
    kıbleye dönüp
    sigara içerek gülen
    ve parmaklarını gözlerine sokup kör eden
    mor bir tanrıya dua okurlar,
    tanrılar böyle işte, yaparlar;
    ama füzeler hazırlar: her nedense
    değersizdir artık barış,
    küçük bir göldeki nilüfer yaprağı
    misali sürüklenir delilik, hissiz daireler çizerek;
    kırmızı yeşil ve sarılarına batırıp
    resim yapar ressamlar,
    şairler uyaklara döker yalnızlıklarını,
    müzisyenler her zamanki gibi açtır
    ve romancılar kaçırır meselenin özünü,
    ama pelikan kaçırmaz, martı kaçırmaz;
    pelikanlar dalıp dalıp yükselir
    şok geçiren yarı ölü radyoaktif balıkları
    gagalarında sallayarak;
    evet, gerçekten de
    sümükle yıkar kayaları sular;
    ve wall street'te
    anahtarını arayan bir sarhoş gibi sendeler borsa;
    ah, işte bu sıkı bir şey olacak, allahın izniyle
    tekrar yılana götürecek bizi, deniz böceğine,
    ya da şanslıysak eğer,
    katalizi uzun dişli fosil kaplana götürecek,
    maden çukurunun içinde
    kırık kask, cihaz ve cam parçalarının üzerinde
    resim çiziktiren kanatlı maymuna götürecek;
    çatırdayarak girer şimşek
    pencereden içeri ve bir milyon odada
    aşıklar yatar kenetlenmiş, yitik
    ve barış gibi hastalıklı;
    kırmızı ve turunca çalmaya devam eder gökyüzü
    ressamlar için -ve aşıklar için,
    her daim açtıkları gibi açar çiçekler
    açar ama üzerlerinde
    füze yakıtlarının ve mantarların,
    zehirli mantarların ince tozu var; zaman kötü,
    bulantılı bir zaman -perde,
    iii.sahne, sadece ayakta yer var,
    satildi, satildi, satildi yine,
    tanrı tarafından, birileri ya da birşeyler,
    füzeler generaller ve liderler tarafından,
    şairler doktorlar komedyenler
    sabun ve bisküi üreticileri
    ve iki yüzlü seyyar satıcılar tarafından
    kendilerine özgü ustalıklarıyla satıldı;
    şimdi kömür yağı tabakasıyla kirletilmiş
    tarlaları görebiliyorum, bir-iki salyangoz,
    safra, yanardağ taşı, sığ sularda
    bir-üç balık, kaynağımızın
    ve gözlerimizin yergisi...
    daha önce hiç olmuş muydu bu?
    kendini kuyruğundan yakalayan
    bir daire mi tarih,
    bir rüya, bir kabus mu,
    bir generalin hayali, bir başkanın,
    bir diktatörün hayali mi yoksa...
    uyanamaz mıyız?
    yoksa yaşamın güçleri daha mı yüce bizden?
    uyanamaz mıyız? sevgili dostlar,
    uykumuzda mı ölmeliyiz sonsuza dek?"
    (esek hosaftan ne anlar, 01.03.2008 18:31)