bir "budala seçkisi"yle yayın hayatını bitirmiş dergidir.
önemliydi o zamanlar. işte yıl 2004. ben biraz daha gencim, haliyle, 5 yıl kadar.. heyecanlıyım, yazıyorum çılgınlar gibi. yazdım bu dergiye, bir şiirimi gönderdim. bir gün bir mektup geldi, baki ayhan t'den. nasıl özenle yazılmış, kalemin hareketlerini koynunda saklayan bir mektup. sadece bir sayfa. ama zamanın genç, yazmaya hevesli ruhuna ilham ve cesaret verecek kadar mühim. sonra şiir yayınlandı ben havalara uçtum.. o sebeple şahsımda yeri bir başkadır.
benim şahsımda dergiye baktık, şimdi biraz uzaklaşırsak, söylemek lazım, enteresan bir tadı vardı. çizgisi, rengi farklıydı diğer dergilerden, özgündü. "kuru edebiyat" yapmıyordu ya da ağdalısını, diğerleri gibi.. futbola da yer vardı satır aralarında, sinemaya da, popüler kültürün öne çıkan isimlerine de.. serdar ortaç'tan galatasaray'a pek çok nanenin adı geçerdi, güzel de geçerdi.
o dönemler işte okuyup bilen için güzel dergiydi budala; adam akıllı edebiyat yaparken hayattan ırak bir köşeye çekilmemek gerektiğini bağıran..
kitabın ortalarında rogojin prens mışkin'e nastasya filipovna için "senin acıman benim aşkımdan daha güçlü" der.kitabın unutulmaz cümlelerindendir.aşkı örtemeyen merhametin sadece merhamet karşısındaki malubiyeti.sürekli değişen ruh halleridir bu kitap,arızalıdır insan gibi.