|
|
- metallica elemanlarının toplu terapi seanslarını gösteren ve temmuz-ağustos gibi piyasaya çıkacak olan belgeselimsi.aynı zamanda ticarileşmenin zirvesi.
- (bkz: some kind of crap)
(bkz: st anger)
- dave mustaine'in 'sen hep ikinci olmak ne demektir bilir misin?' diye salya sümük ağladığı, james'in artık dede olma yaşına geldiği açıkça görülen, civciv sarısı saçlarını görünce lars'ı sevmemekte haklı olduğuma karar verdiğim (imaj herşeydir, susuzluk hikaye) metalika belgeseli...
- 31 ytl'den piyasaya çıkmış dvd'dir. her metalikacının, onu geçtim tüm rock severlerin arşivinde bulunması gereken bir dvd'dir. ayrıca altyazı'da türkçe seçeneğinin olması pek bir güzel olmuş.
edit: vcd'si de varmış. 9 ytl fiyatı. türkçe altyazılı.
- istanbul film festivali'nde de gösterilecek belgesel..ayrıca şarkının edit versiyonu leziz dinlenesi olmuş...
(nomad, 27.03.2005 19:23)
- (bkz: metallica, bu ne biçim canavar)
- divx formatına sahip olduğum hiçbir altyazı sitesinde türkçe altyazısını bulamayarak, 15 inch'lik monitörde izlerken ingilizce altyazıyı mı anlamaya yoksa elemanları mı izlemeye karar veremediğim belgesel. istanbul film festivali'inde türkçe altyazılı olarak gösterilmesini dört gözle bekliyoruz.
- küçükken (!) hastası olduğumuz, liriklerini ezbere bildiğimiz, tablatürlerine kastığımız, gurur duyduğumuz, büyüyünce sırt çevirdiğimiz (şahsen re-load'tan sonra takip etmeyi bıraktım) efsane grup metallica'nın way anasını sayın seyirciler dedirten filmi (belgeseli de denebilir). bir sürü şok edici sahneye sahip olan bu yapıttan anlıyoruz ki: abiler hakkaten para içinde yüzüyor ve yeni basçılarına "al kardeşim sana 1 milyon dolar avans" diyebiliyor (bkz: oha), toplam 500-600 civarı gitarları var (bkz: ohannes), dave mustaine'i (terapiye) çağırıp maymun edebiliyorlar (bkz: ohannesburg), kirk'ün çiftliği larsın milyon dolarlık tabloları ve gandalf modeli çılgın sakalı olan bir babası var (bkz: ohannesburger) ve son olarak lars cidden şerefsiz bi abimiz (bkz: ohannesburgerking)
- grubu, psikolog gibi bir tip eşliğinde şarkı sözü yazarken görüp 3 kişiyi yerlere yatırmış metallica belgeseli.
(venom, 11.09.2005 11:13)
- - lars ulrich'e günde 3 öğün kızılcık sopasıyla muamele edilmesi gerektiğini kanıtlayan belgeseldir.
- lars ulrich'in oğlunun stage'de spiderman hareketi yaptığı, öküz pogocuların da bunu görüp gaza gelerek hönkürdüğü belgeseldir.
- james hetfield'ın ne kadar "cool" olduğunu anlamamızı sağlayan belgeseldir.
- dave mustaine'in lars ulrich'in suratına küfür ettiği, ulrich'in ise duymazdan geldiği belgeseldir.
- dave mustaine'in bundan yıllar önce bir konserde sırf lars ulrich'i iterek canını yaktı diye bir elemanın bacağını kırdığını söylediği, lars ulrich'in ise böylesine bir olayı hatırlamakta dahi güçlük çektiğini gösteren belgeseldir.
- dave mustaine'in ağlamadığı belgeseldir.(gxix, 24.09.2005 04:06 ~ 20.12.2007 00:46)
- izledikten sonra metallica artık yeni albüm yapamaz gibime geliyor. adamlar birbirine girmiş, ortalık oldukça karışmış fakat herşeyin üstesinden gelip albüm yapmayı başarmışlar. (bkz: st anger)
lars ulrich james hetfield in suratının dibine gelerek james' e küfür ettiği ve james in karşılık vermediği sahne oldukça dikkat çekicidir.
kirk de tam anlamıyla kafasına vur ağzındaki lokmayı al şeklinde bir görüntü içindedir, (efendi çocuk yanlış anlaşılmasın.)
lars tan nefret etmeye sebep olmuştur. (bkz: tiz kellesi vurula)
james tedaviden sonra sanki 10 yıl yaşlanmış gibi görünüyor çökmüş adam.
- bu belgeselde lars'ın sarfettiği cümle çok enteresandır:
"şimdi ölüp, 10 kere yeniden doğsam; tüm yaşamlarıma yetecek kadar param var". en son kuyruğunda metallica amblemli uçak görünce koptum zaten ben.
- biraz geç de olsa izleyebildiğim belgeseldir.
izledikten sonra aklımda kalan en belirgin şey film boyunca söylenenlerin, konuşulanların, tartışılanların, bunalımların temelini oluşturduğunu düşündüğüm ve bu adamların bir şekilde oluşturmayı başardıkları çekim alanı. ortada çok önemli ve kıymetli bir şey var. bu metallica'nın kendisi ve geçmişi de olabilir ama sanki daha çok bu çekim alanı. içine giren bir türlü çıkmak istemiyor. kopan koptuğuna bin pişman oluyor. hem james hem de lars kendi yarattıkları bu "canavarı" kendilerinin yarattıklarını bir noktadan sonra unutmuş ve bu çekim alanın içine yuvarlanmış ve ona daha yakın olmak için kapışıyorlar gibi.
şunu da belirtmek gerek tüm bu hava aslında çoğunlukla james'den kaynaklanmakta, bu açıkça görülüyor. lars bir şekilde çırpınıyor ama james olmayınca hepsi anlamsızlaşıyor. james ise son derece ilginç bir adammış. sibiryalarda ayı kovalıyor, votkaları deviyor; sonra gidiyor terapiye katılıyor. sürekli olarak orada değilmiş gibi, nasıl desem saydammış gibi duruyor ama herkes üstünde baskısını hissettiriyor. ve dikkat edilirse sonunda her şey onun dediği gibi oluyor. mıknatıs gibi bir adam çok güçlü bir çekimi var.
kirk'ün, fikirlerine değer verilmeyen, ciddiye alınmayan ve kolay ikna edilebilen bir arkadaş olduğu anlaşılıyor.
bob rock'ın boş herifin teki olduğu her halinde belli, neyse sonunda metalica onunla da yolları ayırdı.
terapist phil amca ise terapiyi merapiyi unutmuş daha önce bahsettiğim çekim alanına kendini kaptırmış gruptan kopmamak için cırmalayıp duruyor. tabi james durumu çakıp "adamın kendini grubun elemanıymış gibi görmesinden" dem vurup yol veriyor kendisine. lars'ta buna katılıyor ama daha çok ayda aldığı 40.000 dolara takmış kafayı.
dave mustaine ise hayranlarını kızdıracak davranışlar sergiliyor ama bence gayet içten ve samimi şekilde pişmanlıklarını paylaşmış. tabi yanlış adamla paylaşmış. lars onunla konuşurken yalandan bir iki "offfff" çekip duruyor.
sonuçta belgesel st.anger albümünün neden boktan bir albüm olduğunu çok güzel ortaya koyuyor. bundan önceki tüm albümlerde, james hem sözlerde hem bestelerde belirli bir altyapıyı oluşturup şarkıları grubun önüne öyle koyduktan sonra üzerinde çalışırlarken ( bu şekilde yaptıklarından bir yerde bahsediyorlar) bu albümde kameraların önünde yamalı bohça gibi " sen buraya bir söz yaz" " sen bir riff at bakayım" şekilde ortak üretme süreci gibi bir saçmalığın peşinde koşuyorlar. dünyanın bütün gruplarında (beatles gibi elemanlarının hepsinin ayrı ayrı şarkı yaratabilme yeteneği olan grupları dahil) biri gider evinde, orada burada bir şarkının kaba hatlarıyla çerçevesini çizer, sonra grup o taslağı alır evirir çevirir bir boka benzer hale getirir. daha önce metallica'nın bir çok şarkısı için " ya bu james'e ilham değil, resmen vahiy gelmiş" yorumunu bize yaptıran da bu yanlız yaratım değil midir? beş tane adamın on tane kameranın önünde adama vahiy gelir mi? gelmez, gelmeyince de o kadar kasmaya anca sıça sıça st. anger'ı sıçarsın.
metallica'nın mahremine giren bu belgeselle insan ister istemez kendini o çekim alanına kaptırıyor ve grubun yanından ayrılmak istemiyor. belgesel bitince de bir boşluk oluşuyor ve anca metallica şarkılarını dinleyerek o boşluğu doldurmaya çabalıyor insan, yoksa uyku tutmaz vallahi.
- billboard türkiye dergisinin şubat sayısında vcd'sini verdiği film. izleyip de lars'ın suratına bir tane geçirmeyi istemeyen yok gibidir.
- billboard dergisinin verdiği film.filmin konusu metallica'nın bunalımı.ama genelde film izleyenler "i.ne jason,i.ne lars yediniz grubu" serzenişlerinde bulunabilir.
- metallica'nın st. anger albümünde yer alan ve bu albümün oluşum sürecinde grubun başından geçenleri konu alan belgeselle aynı adı taşıyan şarkı...
sözleri de şöyledir:
these are the eyes that can't see me
these are the hands that drop your trust
these are the boots that kick you around
this is the tongue that speaks on the inside
these are the ears that ring with hate
this is the face that'll never change
this is the fist that grinds you down
this is the voice of silence no more
these are the legs in circles run
this is the beating you'll never know
these are the lips that taste no freedom
this is the feel that's no so safe
this is the face you'll never change
this is the god that ain't so pure
this is the god that is not pure
this is the voice of silence no more
we the people
are we the people?
some kind of monster
the monster lives
this is the face that stones you cold
this is the moment that needs to breathe
these are the claws that scratch these wounds
this is the pain that never leaves
this is the tongue that whips you down
this is the burden of every man
these are the screams that pierce your skin
this is the voice of silence no more
this is the test of flesh and soul
this is the trap that smells so good
this is the flood that drains these eyes
these are the looks that chill to the bone
these are the fears that swing over head
these are the weights that hold you down
this is the end that will never end
this is the voice of silence no more
we the people
are we the people?
some kind of monster
the monster lives
this is the cloud that swallows trust
this is the black that uncolors us
this is the face that you hide from
this is the mask that comes undone
ominous
ı'm in us
- james'i biraz daha yakından tanımama ve hayranlık derecemin artmasına sebep olduğu belgeseldir.bu grup sadece çalarken gerçek dediğim ve eğitici olduğuna inandığım materyaldir.
- metallica'nın 2003 yılında yayınlanan st. anger albümünün dökümantasyonu şekilinde çekilen kayıtlar zamanla belgesele çevrilmiştir (2004), dağılma aşamasına gelen metallica'nın toplanma sürecini anlatır...
- istanbul film festivalinde de gösterilmiş,yoğun ilgi görmüş belgesel.
- lars ın bi boka benzemez resimlerinin * açık arttırmada milyonlarca dolara satılmasının üstüne lars ın şampanya içmesini gördüğümüz belgeseldir.
- dave mustaine'in ağzından metallica / megadeth savaşının galibinin açıklandığı belgeseldir.
(bkz: yeahhh)
- bazen spoiler içerebilir, yanlış olmasın...
joe berlinger ve bruce sinofsky tarafından çekilmiş metallica'nın zor dönemlerini anlatan belgesel filmdir.
dvd'nin ekstra volume 2 cd'sinin içinde de birçok materyal var. fotoğraf çekimlerinden görüntüler, menajerlerin james rehabilitasyondayken metallica'nın akıbetinin ne olacağı konusunda aralarında geçen konuşma vb. ayrıca, filmin gala yaptığı mekanlarda, seyircilerle yönetmenler ve grup üyeleri arasındaki soru-cevap kısımları, güzel ayrıntılar veriyor bu belgesel filmle ilgili. birisi çıkıp metallica gözüyle bakmanın dışında bu, "zorluk yaşayan insanların" hikayesi, gibi bir yorum yapmış. bu gözle de enteresan bir film oluyor yapım. metallica gözüyle bakmadan, bütün çekiciliğini yitirir tabii, bu ayrı. ama üstelik rock star denilen insanların aralarındaki problemi, günümüzde nasıl çözdüğünü- neler yaptıklarını izlemek, çok zevkli bir şey. hele ki, metallica söz konusu olunca.
bu arada, robert trujillo'ya "maymun lan bu adam" , "tipe bak, balici midir nedir" gibi yorumlar yapan insanların bu fikirlerinden döneceğini düşünüyorum. sempatik bir insan olduğu anlaşılıyor filmde. hiç değilse, diğer grup üyelerinin, oturup robert'ı aralarına almaları konusunda hemfikir oldukları sahneyi izledikten sonra, kesinlikle bağra basılacaktır:
kirk: "cliff'ten beri şarkılarımızın basları böyle çalınmamıştı".
lars: "bütük şarkıları, sanitarium, sad bat true etc. aksamadan çaldı."
james: "parmakları bir acayipti gördünüz mü ? [parmaklarıyla çalarmış gibi yapıp, kendi kendine şaşırıyor]"
ayrıca, lars'ın, yaptıklarından ötürü ona yara verme ihtiyacının dışında, james'in rehab'ten döndükten sonraki "ben saat 4'te giderim hafız" programından daralıp, "i dont wanna any rules. this is a fuckin rock n roll band ! fuck !" diye patladığı an, takdire değerdi. "yürü be yiğidim !" dedirtiyor insana. aynı anda, bu lafı söyleyen adamın bebeğini dikkatli dikkatli giydirmesini "tömam canım. hanimiş benim yavrum. hanimiş..." demelerini de garip ve gülümseyerek karşılıyor insan. bu adamlarla yaşıt olan hayranların, bu halleri, duygulanarak izlediğine eminim.
kirk'ün, grup içindeki sessiz, vur ensesine al lokmasını bir adam gibi gözükmesi ise, kendisine olan sevgiyi tamamen haklı kılıyor. "james veya lars gibi egom yok benim. hatta olanı da törpülemeye çalışıyorum. böyle mutluyum ben." sözleri, her şeyi anlatıyor herhalde. ayrıca, (bkz: sessiz insan ile ezik insan arasındaki ince çizgi).
ve james, bu grubun her şeyi olduğunu bir kez daha kanıtladı bize. iyi ki döndü. döndükten sonraki ilk stadyum konserini "thank you for supporting us in rough times and good times. metallica loves you !" diye bitirerek, duygulandırmıştır filmin sonunda.
izlenmesi gerek bir belgeseldir sonuç olarak. "yea abi, mıtağlıka bozdu yea" insanlarına özellikle, eğer bu adamlarla ya da grupla veya genele de vurabiliriz, rock n roll ile aralarında bir bağ olmasını gerçekten isteyen, buna sahip olmaya / yitirmemeye çalışan insanlara çok yardımcı olacaktır.(alik, 09.08.2008 01:18 ~ 01:23)
|