|
|
- iki kişinin günlerdir aynı şeyi düşünüp aynı şeyi söylemesi olayı, tesadüf ötesi olay
- binlerce şarkı arasından aynı şarkının akla gelmesi,tam birşeyi söyliycekken karşı tarafın lafı ağzınızdan çekip alması
(gorky, 02.05.2004 22:40)
- herşeyin ters gittiği anlar vardır insanın bu kadar da olmaz dediği anlar. başınıza gelen onca şeyden sonra yok artık daha ne gelebilir ki dediğinizde aklınıza gelmeyenin başınıza geldiği anlar
cumartesi gecesidir. arkadaşlarınızla eğlencemeye gidersiniz. kalabalık bir toplumla sizin ayarladığınız bir mekanda eğlenip mekanın altını üstünü getirmişinizdir. mekanda maddi hasara varıncaya kadar çıkan türlü rezilliğin ardından "ulen bi daha mekan sahibinin yüzüne de nasıl bakacaz" diye düşüncelere dalarken gelen bi kaç mesaj canınızı sıktıkça sıkar. o saatten sonra hangi küfrü edersen et rahatlamaz bünye.
taksimde takıldıktan sonra arkadaşların ısrarıyla vadi ye gidilir sabaha kadar eğlenmeye. risk gecesi yapılacaktır gençlikte heyecan dorukta. alırsınz saat 2 de riski kapanırsın bi etüt salonuna sabaha kadar oynarsınız. o kadar erkeğin toplanması bir de üstüne vadinin o muazzsam havası olunca uluslararası siyasetin ilkeleri birden kaybolur ve yerini birden savaşlar sonunda "ulen ben senin gelmişini geçmişini ne saldırıyon a.k " veya "vay babanun kemüğüne ne ballı puştsun" nidaları alır. ilk oyun bittiğinde artık sende bitmişindir oyundaki hezimetin ardından yeter derken millet gaza gelmiş ikinciyi oynamaktadır.
umursamaz tavırlarla oyunu izlerken gece boyunca aldığın sıvılar tazyiki mesane dediğimiz hadisenin cereyan etmesine sebep olmuştur. pazar sabahı saat 6 sularında vadi yurtlarında masumane bir şekilde tuvaletin yolunu tutarsın. evet yurtta acemi olabilirsin ama tuvalete gitmek ne kadar zor olabilir ki bir insan için. bünyedeki sıkışma nedeniyle bu tip konuları fazla düşünmeden dalarsın tuvalete işini bir an bitirmek için.bir anda dünyadaki en mutlu yaratık olursun o rahatlamayı hiç bir şeye değişmezsin. tam bu mutluluğun bitiminde arkanı döndüğünde acı gerçekle karşılaşırsın. tuvalet kapısının kolu yoktur. okkalı bi küfür basarsın vadinin tuvaletletinden koridora doğru ama bilirsin pazar sabahı vadi gibi bi yerde bu saatte seni kesseler duyacak adam bulamazsın. o sırada parlak zekan işlemeye başlar hemen kime yaptığını bile bilmeden kanına işlemiş olan artizlikduygusuyla havalı bir biçimde çıkarırsın cep telefonunu arkadaşlardan birini arayıp yardım isteyeceksindir. tam ara tuşuna bastığından telefondan o iğrenç ses yükselir "dıttdııttt" ve ekranda o hain yazı belirir "batarya boş" kararan telefon ekranıyla kendine gelirsin. önce gözlerine inanmazsın. umarsızca telefonu açmaya çalışır ve açılır açılmaz arkadaşı aramaya mesaj çekmeye çalışırsın ama boşunadır. oyunun heyecanına kapılmış arkadaşlarının seni aramaya gelmesi ise bir kaç saati bulacaktır. kapıyı açmaya çalışırsın itersin çekersin ama nafiledir.
artık tam umutlarının tükendiği bir anda bir şeyin farkına varırsın. tuvaletin üstündeki yarım metrelik açıklığı gözlerin parlayarak görürsün ama duvarın 2 metrelik uzunluğunu görünce birden kaybolur parıltılar. vucüdunun mevcut yapısının atletizm ile uzaktan yakından alakası olmadığını bildiğinden "kaba et" diye tabir edilen bölgeyi kaldırmanın senin için ne kadar zor olacağının farkındasındır. son bi gayret zıplarsın duvara ellerinle güç bela kendini yukarı çekmeye ayaklarınla düz duvara tırmanmaya çalışırsın. vadide düz duvara tırmanmak deyimini bu kadar yerinde kullanan başka biri olmuşmuşudur sorusu o an için kafana takılmaktan çok uzaktır. 10 dakika sonunda terli ama özgür bir biçimde arkadaşlarının yanına gidersin. senin için tuvalete girmenin bile bu kadar buyük bir risk olduğu şu dünyada heyecanla kağıt üzerinde risk oynadıklarını sanan arkadaşlarına bakar ve "nerde kaldın tuvaletin deliğine mi düştün" sorusunu acı bir gülümsemeyle cavaplandırırsın(uncle, 24.01.2007 13:23 ~ 13:30)
|