marmaris'e 1 saat uzaklıkta, kendisi ile aynı adı taşıyan yarımadanın ucunda bulunan doğa harikası köy. sessizliği, karanlığı, denizinin güzelliği ve tepelerinin muhteşem manzarası ile henüz tam olarak keşfedilmemiş bir cennet köşesidir. diskosuz, kazıksız, boku çıkmamış bir tatil isteyenlere önerilir.
not: ahşap guletleri ile de ünlüdür. köyün yerlileri, evlerinin bahçesinde bir hızar ve bir keserle sanat eseri sayılabilecek tekneler imal ederler.
bir kaç saatlik tekne turu yapmak istediğinizde balıkçı piyadesi gibi tekneler dışında deniz aracı bulunmayan begonviller yuvası. ha ama bilmem kaç metrelik guletle geldiğiniz takdirde tadı başka oluyor. mete otel'in ucuzluğu, dolphin pansiyonun ise sevimliliği tercih edilesidir. osman's place'e dikkat edilmelidir, kazıklayabilir.
geri kalanını ortaçgil'den dinleyelim... büyük kısmını o anlatmış zaten..
boz taşlar önümüzde
cebimizde yalnızlık var
şu dümdüz büyüyen gecede
tek dostumuz yakomozlar
kimsesiz koylar ortasında
her biri başka siyah bu dağların
güneşi yolladık bütün renklerle
oyuncağıyız artık alışkanlıkların
en küçük bir ses bile sanki gök gürültüsü
içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız
içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız
kokuların şarkısı başlar
ne çocuk sesi ne kent uğultusu gelir
mişli geçmişde sorunlar saklanır
aya dokunmanın tam zamanıdır
içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız
içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız
gece giderek yayılmaktadır
yıldızlar herkese göz kırpmaktadır
güzellikler paylaşılmak ister
sevdiğim uzakta belki uyumaktadır
en küçük bir ses bile sanki gök gürültüsü
içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız
içim kıpır kıpır deniz kıpırtısız
efe diyarı, yeşil cennet, iyi insanlar, paylaşım ve dostluğun adresi. denize sıfır hayatların mis kokan diyarı. keçiboynuzu, çağlası, limonu, ada çayı, balığı ile lezzet sofrası.
deli durmuş: akraba evliliği sonucunda özürlü olarak doğan, sinirlendiğinde bir traktörü ters çevirecek kadar güçlü kişi. insanlığı ile ders verecek kadar önemli şahsiyet. köy düğünlerine rengarenk giyinerek gelen ve adeta tek başına tüm düğünü organize eden efe. efe sözcüğünü bir de sigarasını düşürmezdi ağzından durmuş abi. kravat bağlama stili ise dünya moda tarihinde rastlanmamış şekildeydi.
süngerci nihat: günde 2 şişe rakı içmeden durmazdı. o bitmiş ciğerlere rağmen tüpsüz 20 metre denize dalarak sünger çıkardığı anlatılırdı. sürekli kafası güzel gezen, haliyle sohbet etme yanlısı olmayan işinin ustasıydı. çıkardığı süngerler ilegeçimini sağlardı nihat abi.
gıdı gıdı: boyu 2 metre olan köyün başka bir delisiydi. sabahın köründe yollara düşer ve kağıt parçaları, mendil vs toplardı. başında bir spor şapkası vardı en az 30 yıl taktı onu. zararsız saldırmazdı kimseciklere. ancak görüntüsü nedeniyle altına işitirdi rahmetli zamanında. ha bir de 100 metre koşucularına taş çıkarırdı. gizemli bir kişilikti. adını nerden almış bilinmezdi.
doncu mehmet: lakabını kadınların çamaşırlarını çalmaktan almıştı. sürekli gülen bir yüze sahipti. ağır çekim hareketlere sahip bir insandı. zararsız olarak bahçelere girer donları çalar giderdi. bugüne kadar yakalandığı görülmemiştir.
günlerce süren köy düğünleri, kolilerce tüketilen içkiler, kazanlarla kaynayan yemekler… dünyanın en güzel ilkokuluna sahip yer. denize sıfır ötesinde, nerdeyse dalgaların sınıf penceresinden içeriği girdiği konumda.
kendine has küfürleri de vardı köylünün. karabaşlarını yiyesice, nebedizler olasıca. deniz patlaması yaşanırdı bir de. ne büyük korkuydu. deniz seviyesi yükseldiğinde rakımı sıfıra yakın olan bozburun'u kaplayan korku. çocukların kadınlar tarafından sırtta taşınma şekli ise enfesti. hop hop adını almıştı bu taşıma şekli. bildiğiniz çarşaf şeklindeki kumaş yardımıyla çocuk sırta bağlanır ve uzun mesafeli yürüyüşlerde bu şekilde sırtta taşınırdı.
bir kez gidelmesi gereken yerlerden. ısrarla bayinizden isteyin.