• videolar

  1. ingiltere'nin güneyinde küçük şirin bir kasabayken yazın evrim geçirerek bir tatil yöresine dönüşen türkiye'nin bodrum'unun yandan yemişi. londra'ya yakınlığıyla hafta sonu ziyaretlerine maruz kalan bir yer. öğrenci yoğunluğuyla da dikkat çekmektedir.
  2. türkçesi bodrum'dur, geçmiş yıllarda emeklilerin şehri olarak anılsada gelişen ingiliz eğitim sistemine ayak uydurarak bir öğrenci şehri haline gelmiştir. nufüsu yaklaşık 400.000 olan kentin önceden gece hayatı çok canlı olmasına karşın 01.08.07 tarihinde yürürlüğe giren smokefree yasasıyla gece hayatı resmen ölmüştür (önce ki haline göre). ayrıca şehir ingiltere'de en çok türk görebileceğiniz bölgelerden biridir, gelen türk öğrencilerin yanı sıra türk havayolları personeli bu kentte eğitime gönderilmektedir.
  3. turist olarak giderseniz birinci haftanın sonunda sıkıntıdan patlayıp "lanet olsun keşke 1 haftalığına gelmiş olsaydım" dedirten kasaba.
  4. uçuk çıkaracak değerde villaların olduğu , çok uzun plajı olan ingiltere şehri. aslında ingilterenin eskişehiri denilebilir yani öğrenci şehridir. denizi soğuktur genelde temmuz ve ağustos aylarında girilir. poole ve christchurch e komşudur. uluslararası hava alanı vardır. dil öğrenimi görmek isteyen farklı milletlerden öğrencilerle doludur. ayrıca yaz turizimi ve sağlık turizimi başlıca gelir kaynaklarıdır.
  5. ingilterenin yazın gidilecek en iyi yeridir.

    ingilterenin güneyinde yer alan bu şehir her yaz farklı milletlerden öğrencileri barındırır, şirin bir şehirdir.ingiltere standartlarından bile daha pahalıdır.gençler geceleri genelde toko da yada pier de takılırlar.
  6. ingiltere 'nin güneyinde bulunan ve ülkenin en güzel sahillerinden birine sahip güzel öğrenci kasabası.her milletten insanla tanışmamı sağlamış, genelde ingilizce dil eğitimi için gelenlerin çoğunlukta olduğu ve fazlasıyla dil okulunun mevcut bulunduğu yer.

    çok güzel striptiz mekanları da mevcuttur şehir merkezinde.charmister deninlen caddesinde ,türklerle ve haliyle kebapçılarla karşılaşmanız daha kolaydır.londra ya 3 saatlik uzaklıktadır ve londra'ya göre daha sakin ve düzenlidir. aynı zamanda j r r tolkien nin de vefat ettiği kasaba.
  7. hiç öyle ingiltere'nin bodrumu havalarında gitmeyin bournemouth'a. çünkü siz montla dolaşırken ingilizler denize girerler. evet evet tam da bu ay, yanı temmuzda.

    bir de dil öğrenmek için bournemouth'daysaniz işiniz hiç kolay değil. etrafta çok fazla ingiliz göremezsiniz çünkü. diğer insanlar da tıpkı sizin gibi dil öğrenmeye gelmişlerdir. ama ispanyolca öğreneceksiniz ispanya'dan sonraki tercihiniz burası olabilir.

    son olarak da gece hayatı var fakat popüler müzik çalan mekanlar dışında gidebileceğiniz yer yok. kısa zamanda sıkılmanız da mümkün.

    ama yine de güzel yer bournemouth. görülmeye değer.
  8. ingiltere'de böyle plaj nasıl olur diyebileceğiniz, tertemiz denizinden çıkmak istemyeceğiniz süper bir yer.. ayrıca da londra'ya çok yakın.. her haftasonu gidilesi ve denizine girilesi yer..
  9. daha önce bir kaç şey karalamıştım fakat şimdi biraz daha detaya girelim. hele özellikle bournemouth'a dil okulu için gidiyorsanız bir ön bilgi olur en azından sizin için.

    konuya girmeden önce bu güzide şehrimizin adını okunuşunu söyleyelim çünkü ben ilk gördüğüm de nasıl okuyacağımı şaşırıp ağzımı burnumu yamultmuştum. bourmuf şeklinde okumanız mümkündür b'den sonraki o ve u'ya çok takılmadan hatta belki de orayı direkt o olarak okuyarak bir de bir ingiliz edasıyla r'ye abanmazsanız bir türk için ideal pronunciation'a erişmiş olursunuz.

    ilk önce yüksek ihtimalle oraya dil okula gittiğinizi varsayarak diyorum ki öncelikli probleminiz kalacak yerdir. bu durumda iki seçeneğiniz var ya host family yanında ikamet edecesiniz ya da kendinize bir oda kiralayacaksınız. host family yanında kalmak oda kiralamaktan daha tuzlu bir seçenektir fakat kısa dönem için gidiyorsanız sizin için ideal ortamdır da aynı zamanda çünkü oda kiraladığınız vakit o evde sosyalleşmeniz çok yüksek bir ihtimal değil ayrıca yanında kaldığınız ailenin size dil konusunda büyük katkıları olabilir sinir bozucu insanlar değillerse eğer. hatta uzun dönem gidenler bile ilk birkaç ay paralarına kıyıp host family yanında kalsınlar bana sorarsanız. tabii host family yanında kalmak da sosyalleşme garantili değildir fakat oda kiralamaktan daha iyi bir seçenektir bu durum için. host family kiralarına gelecek olursak da 90 ila 110 pound arası bir parayı gözden çıkarmalısınız. bu para karşılığında günde iki ya da en az bir öğün yemeğiniz olacaktır kesinlikle. host family'nin bir dezavantajı ise akşam yemeği saatinde mutlaka evde olmanız gerekir yoksa o yemek ogün için yalan olur. ancak bournemouth gibi bir yerde eğer çalışmıyorsanız o saatte evde olmak çok zor değil zira o saatlerde herkes yemek için evine gider. bu fikir hoşunuza gitmediyse oda kiralamaktan başka çareniz yok demektir. bournemouth'da oda kiralama işi önemli bir sektör halini almıştır. adamın teki bir evi sahibinden kiralayıp daha oraya gelen öğrencilere, turistlere haftalık kiralar. bu kiralayan heriflerin yarısı da türktür aslına bakarsanız. kiralaycağınız oda klasik bir ingiliz evinde olacaktır ve her oda da çeşitli ülkelerden insanlar olacaktır bu nedenle de bazı sorunlar yaşayabilirsiniz. çok büyük sorunlar olmaz bunlar muhtemelen hayatınızı etkileyecek anlamda ama temizliktir, gürültüdür falan filan bilirsiniz işte. hani host family'de sizinle aynı evde oda kiralamış adam o ailenin kurallarına uymak zorundadır ve yüzde doksan ihtimalle de sizin gibi öğrencidir, kafa dengidir yani ama kiraladığınız odanın bulunduğu evdeki diğer insanların bazıları garip adamlar olabiliyor. he ama bu da tabii şans çekinmenin alemi yok sizi öldürecek değiller orda yerleşmiş bir düzen var en nihayetinde. mesela ben de bournemouth'da kaldığım süre zarfında hiç host family yanında kalmadım ve başka oda tutan arkadaşlarımdan da çok büyük şikayetler duymadım. her neyse paranın azsa zaten oda tutmaktan başka çareniz yok. oda fiyatları ise 50 ila 75 pound arası değişiyor. ama haftalık 50 pound'a tuttuğunuz bir odanın daha doğrusu o evin genel temizliğinden de pek bir şey beklemeyin. siz fiyatı yükselttikçe oda kalitesi ve temizlik durumu da iyileşecektir. kötü bir odaya da 70 pound vermeyin sakın. küçük olabilir oda fakat eğer ev temiz ise 70 pound'a değer derim ben. unutmadan host family olayını önceden ayarlamak gerekli muhtemelen anlaştığınız dil okulu ayarlıyordur. elbette ki kiralık oda olayını da önceden ayarlamak gerekiyor zira oraya hiçbir şey ayarlamadan gidip bir haftalık oda parasını bir gece de otele vermeyin. aslına bakarsanız oda kiralama işinde size ben bile yardımcı olabilirim bir mesaja bakar olay ama itü sözlük yazarı değilseniz nasıl olur bilemem, bir hesap alın bence benimle iletişim kurmak adına.* orada oda kiralicam ben arkadaşım ben başımın çaresine bakarım diyorsanız da telefonda ingilizce konuşabilme kabiliyeti gerekli bu durm için zira bütün bakkalların(offlicence) ve neredeyse bütün marketlerin kapılarında kiralık oda ilanlarını görebilirsiniz. bu konu hakkında son olarak belki yardımcı olur diye oda kiralama için şöyle bir site vereyim ben:

    http://bournemouth.gumtree.com/

    o değil daha şimdiden sıkıldım ben bu kadar detaylı anlatmaktan, asıl amacım gece hayatını anlatmaktı ama bir ön bilgi vereyim dedim fakat kalacak yer olayını böyle anlattıysam gerisi nasıl olucak bilemiyorum. hayırlısı artık.

    ikinci olarak ne desem size beğenirsiniz? çalışacak mısınız mesela? burada da yine konu ikiye ayrılıyor: çalışma izni olanlar ve olmayanlar. bir kere çalışma izniniz yoksa burada yeticek kadar para getirmeden gelmeyin sakın buraya zira diğer türlüsü oldukça zor olabilir. çalışma izni olmayan arkadaşların kanuni açıdan çalışmalarını tavsiye etmesem de bu şekilde çalışanlar mevcut. ancak çoğu asgari ücretin altında çalışıyorlar. yani saati 5 pound veya daha aşağısı bir ücret karşılığında. bu konuda çok kesin konuşamayacağım zira ben çalışmadım zaten çalışma iznim de yoktu. fakat bir ara çalışmayı kafaya koymuştum birkaç club'a(ne diyeyim yani gece kulubü mü, disko mu? orada herkese club diyor arkadaşım siz de alışırsınız) başvuracaktım. tanıdığım birkaç arkadaşım bana öncelikle çalışma iznim olmadığını belirtmememi istediler bir cv hazırla ver dediler( orada herhangi bir işe girmek istiyorsanız ne kadar sikko olursa olsun cv'niz olmadır. sallayın türkiye'de birkaç mekan iş yeri adı. buradan referans alacak değiller ya). ben cv hazırlamay üşendiğim için vazgeçtim tabii. he bir de eğer çalışma iznin var mı derlerse de var demek gerekiyormuş. hani derlerse orada da insurance number'ım gelmedi falan demek gerekliymiş. ama öyle hiç insurance number ne falan demeyin anlamam, çalışma izni olan arkadaşların bir yere başvurduktan sonra aldıkları bir numara sanırım. kızlar için club'lar falan ideal fakat erkekler bakkallarda da çalışabilirler. hem orada öyle çalışma iznim var abi demeye de gerek yok zira bakkalların neredeyse tamamı türk derdinizi anlatırsınız. he çalışma izninizin olmadığını öğrenen bakkal sahibi size saati 4 pound'dan fazla verir mi bilemem. ama şöyle bir şey var belki alakalıdır: (bkz: türk türkü gurbette siker)
    her neyse çalışma izni olan arkadaşların ise işleri çok daha kolay. sahil şeridinde birçok otel mevcut. elinize aldığınız 5-10 cv fotokopisini bu otellere bırakırsanız bir haftaya kalmaz sizi ararlar ve 5.73 pound'dan saati işe başlarsınız. bir de bu durum yaz için geçerli elbette kışın ne olur bilemem uzun dönemler için belirtmek gerekirse.

    offf çok uzadı bu yazı. çok sıkıcı değil mi yahu? neyse buraya kadar okuduysanız muhtemelen gitmeyi düşünüyorsunuz ve hala "eee" diyorsunuzdur. te allahım ya. bu arada deja vu lan. alla alla yazıyı uzun tuttum diye beynim karıncalandı heralde.

    başka ne diyeyim arkadaşım? yazı uzayınca insan aklındakileri de unutuyor.

    yahu o değil başta söylemeyi unuttum. kısa dönem gidiyorsanız yine odayı town center'da tutun. olmadı charminster'da falan. hiç olmadı westcliff olsun. ama sakın boscombe'a falan kaymayın, tekin yer değil orası hem zaten uzak da. ama tabii host family için town center imkansız gibi bir şey. host family'nin bir diğer dezavantajı ise şehir merkezine uzak oluşu. gece dönüşleri falan kasabilir. taksilere para yedirmek zorunda kalabilirsiniz. benim zaten host family yanında kalmamamın en büyük sebebi budur.

    ne bileyim işte yiyecek olayına falan girersek de dışarıda yiyecekseniz fast food'a mecbursunuz arkadaşım ya da parana kıyıp restorana falan gidiceksin. ancak oda tutan arkadaşlara şunu söyleyeyim yemeği olabildiğince evde yiyin. şöyle ki bir haftalık yemek masrafınız her şey dahil en fazla 30 pound olur, yani gidip marketten alışveriş yaptığınız takdirde. hafta da bir asda diye bir über market var orada, tıpkı buradaki büyük carrefourlar gibi, oraya gidin. çünkü dışarıda yiyebileceğiniz en ucuz yemek, ki mcdonalds da bir menüdür bu, 4 pound olur ayrıca tek öğün olur. ama markete giderseniz zaten aklınıza gelebilecek ne varsa adamlar hazır yapmışlar. fırına at çıkart ye. mcdonalds'daki burgerin aynısını al evde yap. hem zor bir şey de değil eviniz uzak olsa bile en başta da dedim ya saat 5'ten sonra orada herkes evine gider orada akşam yemeği için.

    yemin ediyorum beynim şişti gece hayatına değinip bitiricem. sonra isteyen mesaj atar. yazar olmayan hesap açar öyle mesaj atar. yeter ulan.

    şimdi gece hayatı önemli, dindar biri misiniz bilmem ama bournemoth'a gelip de ben geceleri dışarı çıkmam abi diyorsanız gelmeyin daha iyi. biraz abarttım mı? evet abarttım yok alınma hemen içki içmesen de olur bournemouth'a gelip de sevmeyen hiç görmedim ben çünkü. he bu sevme olayı da siz orada bulunduğunuz esanada farkedilmiyor aslında döndükten sonra bir off çekiyorsunuz aklınıza geldikçe bournemouth. neyse içki içersinizi içmezsiniz bilmem ama içen adam için önemli gece hayatı burada. değinmeden olmaz dedim ya hani gece hayatına siz şimdi onu yanlış anlamışsınızdır, müthiş gece hayatı var sanıyorsunuz di mi burda? alında dur lan bu sorunun cevabı aslında evet neyse ya bağlayamadım işte bu kadar yazı yazdım beyin normal değil artık idare edin. şunu söyleyeyim hemen ben bir istanbullu olarak bournemouth'daki mekanların en babası istanbul'da olsa kafamı çevirip bakmam arkadaşım. ama orada başka çareniz yok ve enteresan bir şekilde alışıyorsunuz tüm o mekanlara. her şeyi iki ayıran ben burada da mekanları ikiye ayıracağım tabii ki de: publar ve clublar.

    publar yalnızca kuru kalabalıktan ibaret olan yerler çoğunda müzik bile yok fakat 10'dan önce clublar açılmadığı için mecburan buralarda takılmak zorundasınız bir süre. zaten ingiltere'de pub dediğin en fazla gece 1'e kadar açık oluyor. iki önemli pub'ı var bournemouth'un.

    the moon in the square: daha popüleri yok sanırım. town center'da tam meydanda en göze batan mekan.

    sixty millions: burayı bilmiyorum. kıçımı kaldırıp the moon'da kalkmadığım için bu pub'a hiç uğrayamadım. ama güzel diyorlar en azında moon kadar kalanbalık oluyormuş.

    richmond arms: tamam iki dedim ama burayı atlamak da istemedim. gece hayatı yalnızca town center'da olmuyor. charminster diye bir yerden bahsetmiştim daha önce. heh burası da oranın en popüler mekanı yani pub'ı. hafta içi çok haraketli olmasa bile hafta sonu oldukça iyi hatta cumartesileri canlı müzik bile var ve bu bir pub'dan beklenenden fazlası.

    şimdi gelelim clublara. ama öyle hiç heves etmeyin. yalnızca mimaride biraz farlılıklar mevcut ama neredeyse hepsinin müzik tarzı, şarkı şeçimine kadar aynı: popüler müzik. elektronik ve rock müzikten ingilizlerin pek haberleri yok sanırım. varsa yoksa r&b-pop.

    v church: namı diğer v ya da church bütün kısaltmalar mümkün. adından da anlaşılacağı üzere bir kilise burası. evet kiliseden bozma bir club. sırf bu yüzden bu kadar rağbet görüyor sanırım. zira diğer club'lardan pek bir farkı yok. arada bir gecenin ilerleyen saatlerinde elektroniğe bağlayan bildiğim tek mekan.

    toko: ilk gittiğimde ben de isme çok takılmıştım. hayatta gitmem diyordum ama gidiliyor işte. bir de hepsi aynı olunca farketmiyor yani. ispanyolların özellikle tercihi olan bir yer.

    bliss: her tür insanı görebilirsiniz içeride. türkler ve araplar ama kesin oradadır bundan şüphe yok.

    flava: eski adıyla elements. köpük partisi yapmasının dışında bir de içeride disco bölümü vardır ve insanlar tango twist çaçaça falandı filandı işte. (bkz: beynin yanması) he bir de uzak doğulu insanları görmeniz çok mümkün olan bir yer.

    walkabout: avustralya ekolünde bir barlar zinciri aslında walkabout. bournemouth'daki şubesinde ise ingiliz nüfusu aşırı olmasa da yoğundur.

    charminster'da da bir çok club mevcut ama ben havana hariç hiçbirine girmedim. havana'da bok gibi bir yer diğerlerinin de yukarıdakilerinden farklı olduğunu sanmıyorum.

    neyse ömrüm bu kadarmış bu girdiden sonra yaşama devam edebilirsem, ileriki günlerde birkaç ekleme daha yaparım belki. hadi bakalım. bana bournemouth'da kart atın üzerinde pier'in ve sahil şeridinin resmi olsun. bi de okyanusu çok soğuk lan. çok soğuk olmasa bile hava bizim ülke insanına göre yeterince ısınmadığından denizden çıkınca bir süre ısınmak da zorluk çekiyorsunuz. ben de mal mıyım neyim hala yazıyorum.
  10. ingilterenin güneyinde bir sahil kenti. genellikle dil öğrenme amaçlı insanların çok fazla olduğu ve yazın tam bir tatil mekanı haline gelen küçük ingiliz şehri. bliss ve toko önemli clublarındandır. bliss'in alt katında siyahi erkeklerin hiç hareket etmeden kız tavlarlar, türk erkeklerinin de şekildene şekile girip çoğu zaman eli boş çıkarlar.

    dil öğrenmek yada hem dil hem tatil yapmak istiyorsanız tercih edebileceğiniz bir yer.