turuncu renkleriyle dikkat çeken otobüs firmasının tam ismi.
özellikle 2000'li yılların başından 2005'e kadar pazarda sükseli bir yer elde eden bir firmaydı. kaliteli otobüsleri, geniş ve konforlu koltuklarıyla üst sınıf tabir edilen kitleye hizmet sunuyordu genellikle. lakin bu dönem sonrasında muhtemelen saçma yönetim biçimiyle öyle kan kaybetmiş ki bu firma, akıllara zarar.
birkaç kez batmışlar sanıyorum günümüze kadar. dün ankara'ya olan yolculuğumda bir deneyeyim diyerekten atladım otobüslerine. yol öncesi ve süresince çeşitli gözlemler yaptım. belki yöneticileri okur da feyz alırlar.
efendim, bir kere bu firma özellikle ofis bulundurma bakımından yerlerde sürünüyor. diğer firmalar en alakasız yerlerde bile ofisler açıp bilet satarken bu adamlar ofis kapatmışlar. misal bakırköy; diğer firmaların koca koca ofislerinin olduğu yerde bu adamlar mevcut yerlerini kapatmışlar teee ne zaman. tamam hani çok bilet satmıyorsundur, gereksiz geliyordur ofis açmak. ama bu durumda da bari internete ilgi göster be adam. bir kampanya yapıyorlar, internetten bilet alırsan bu kampanyadan yararlanamıyorsun. bilet için kalkıp taa taksim'e geliyorsun. yap internetten kampanyanı, ofis açma internetten elektronik bilet çalış. işte bu yer kıtlığı içinde bir de bakırköy'den falan servis kaldırmaya çalışıyorlar. soğukta bekliyorsun servisi ha geldi ha gelecek diye.
neyse, yolculukla ilgili ilk şokumu kağıthane'de bir benzincide açtıkları kalkış yerine gelince yaşadım. bineceğimiz otobüsü gördüğümde önce bu firmayla gitmemiz için anneme yaptığım baskı yüzünden utandım. otobüsler 2000'in başından beri kullandıkları, milattan önceden kalma setra otobüslerdi. kaportası yer yer dökülmüş, yer yer paslanmış bu otobüsten korktum lan! hayır, hava soğuk, allah korusun yolda kalabilir böyle bir araba. otobüsün dışındaki dökülmüşlük içinde de devam ediyor. koltuklar geniş falan da, gıcır gıcır sallandılar be yol boyunca.
bir iş yapıyorsunuz, hadi otobüs almaya gücünüz yetmiyor, o zaman içini dışını yenileyin be şu otobüslerin. insanları enayi yerine koyuyorsunuz. metro turizm falan cillop gibi setra'larla, trevego'larla aynı fiyata taşırken at arabasıyla taşıyorsunuz insanları.
gelelim ikram vs.lere. hemen yolculuğun başında hazır çorbayla gözümü boyasalar da, sonrasında dağıttıkları çay kahve seansında en azından benim için oldukça absürd bir şey yaptılar. çayı size sunmadan önce termosta demliyor bu adamlar. diğer firmalar paket çayları falan sunarken, bir termostan çay döküyor bu adamlar bardağa. kahve desen keza. paketle size vermek yerine muavin şeffaf bir poşet içerisinden bardağa kahve koyup veriyor size. ne lan bu? evden kapıp mı getiriyorsunuz? yemek servisi yapsalar evde yaptığı süzme mercimek çorbasını sunacaklar önümüze.
son olarak da otobüslerinde ogs olmadığını belirtelim. yani adamlar hergün sefer düzenleyip gişelerden geçiyorlar ama ogsleri yok lan. istanbul'dan çıkarken falan çok takmadım ama ankara gişelerinde bizim otobüs para verme sırasına girerken yanımızdaki ogs gişesinden adıyaman bilmemne otobüsü geçince sinirlendim iyice. tamam 4 dakika çok önemli bir süre değil de, ayıp be.
sonuç olarak eğer bu şekilde milleti keklemeye devam ederlerse bu şirketten bir şey olmaz. batmaya mahkumlar arkadaş. metro'yla, ulusoy'la, kamil koç'la, varan'la mücadele edeceksen aynı hizmeti sunacaksın. o kadar.
ekleme: unutmuşum; ayrıca taksim'deki ofisleri de bir alem. ofisin içinin kötülüğünü geçtim, bileti kesen adam(hep ramazan denen adam duruyor sanırım) bir alem. muhtemelen adamı alırken güvenlik falan diye almışlar ama bilet kesiyor. oradaki beklemem sırasında telefonla arkadaşıyla konuşurken hapisten çıktıktan sonra falan deyince tırstım. yapmayın arkadaşlar. güzel bayan bir koyun kasaya, müşteri çeksin.
(bkz:
http://www.bossturizm.com/)