doğu avrupa' da hatta tüm avrupa' da türk' leri seven tek ülke.
öyle ki bosna hersek- türkiye milli maçında* stada bosnalılarla birlikte bayrak sallayarak girdik.yeşillikler içerisinde camiler, sokaklarında osmanlı mimarisini görüp seviniyor, binalarda görülen kurşun izleri ve mezarlıkları ile insanın moralini bozuyor. etnik yapı çeşitliliği ise bir çeşit muamma! bu ülke gelecekteki siyasi sorunlarına şimdiden çözüm üretmek zorunda, aksi halde tekrar karışıklık yaşaması olası görünüyor. savaş her yönü ile kötü, bu ülkenin kendini toparlaması için en az 10 yıla daha ihtiyacı var.
eurovisionda adını sıkça duyduğumuz bir balkan ülkesidir kendisi. oylamalar esnasında bazen adının uzunluğu yüzünden acaba kim 12 puanı kapacak heyecanını arttırmaya yarayan ülke.
dünyanın ayıbıdır, "ateş düştüğü yeri yakar" sözünü doğrulayan bir tarihe sahiptir.
ek bilgi olarak:türkiyenin hali hazırda en büyük mahallesidir.konya il sınırları içinde selçuklu ilçesine bağlı olan bu yerleşim yeri kampüse yakınlığı sebebiyle öğrenciler tarafından tercih edilmektedir.yaklaşık 50 bin nüfusu bulunmakta ve bunun %90 lık kısmını öğrenciler oluşturmaktadır.merkeze olan uzaklığı sebebiyle yerli halk tarafından rağbet görmemiştir.
ankara, emek'te bir caddenin ismidir kendisi.
bir de çocukluğumuza dair iç burkan olaylarla, televizyonlardaki vahşet görüntüleriyle dolu hafızamızın bir parçasıdır da. insanın insan olmaktan utandığını hissettiği kan yağmurlarını yaşamış, zor zamanlar görmüş topraklar.
eski yugoslavya devletlerinden,başkenti saraybosnadır.yoğunlukla üç etnik grup vardır:boşnaklar,sırplar ve hırvatlar.yugoslavyanın dağılışından sonra 92-95 yılları arasında büyük katliamlara sahne olmuştur.
sırp faşizmine kurban olmuş ülke. dışları küçük, içleri büyük olan milyonlarca çocuğun ölümüne sahne olmuş yer. şöyle de bir hikaye anlatmak isterim, o yüzlerce hikayenin içinden.
" toza ve kana bulalı üç çocuk, ölü askerlerin üniformalarını sırtlarını geçirmiş üç çocuk, gözyaşı bezleri kurumuş üç çocuk bir tepeden mostar'a bakıyor. kent ateşler içinde, yanan evlerden kapkara bulutlar yükseliyor.
çocuklardan biri, kolları içinde yitip gitmiş yeşil renlki giysisiyle burnunu silerek soruyor.
' bu evleri neden yakıyorlar biliyor musunuz? '
' hayır ' diyor diğerleri. ' neden yakıyorlar? '
' savaş bitsin diye '.
diğerleri anlamsız bakışlarla karşılık veriyorlar. öbürü açıklıyor.
' uçan dumanlar gökyüzünün en tepesine çıkacak. orada tanrı'nın boğazına kaçıp onu öksürtecek. o da kızacak insanlara. savaşmayın diyecek. savaş o zaman bitecek. "
yaklaşık 3.5 senedir içerisinde yaşadığım. sabahları uyandığımda buz gibi soğuğun iliklerimde hissettiren. başçarşısıyla, meşhur çevapdzinica ve buregdzinica restoranlarıyla ( börekçi ve bizdeki inegöl köftesinin aynısının yapıldığı yerler) beni benden alan, tipik balkan insanlarıyla ve o insanların kimi zaman güldüren kimi zaman hüzünlendiren hayat hikayeleriyle, savaş hatıralarıyla ve herşeye rağmen hayata çok fazla ayrıntılarıyla bakmayan; öte yandan duygusal yönden son derece künt olduklarını düşündüğüm insanların ülkesi, eski doğu blokunun sırp faşizanlığına en çok kurban veren entitesi.
edit: zırt pırt ekonomik kriz patlar burda. ülkenin yasama ve yürütme organlarına iki ayrı parlamento tarafından temsilci seçildiği, her küçük şehrin bile kendine has kanunları ve meclisi olduğu için ve bazı bakanlıkların hala daha birleştirilememesinden ötürü devletin en kıytırık protokol işlere bile kasasından çıkan harcamanın kol kadar olması, buna rağmen hiçbir iş yapılamaması, kanun hükmünde kararname bile çıkarılamaması, devlet işlerinin son derece ağır yürümesi yanında burdaki politikacıların göz göre göre inanılmaz meblağlarda rüşvet yeyip, vergi kaçırması artık kanıksanmış sıradan olaylardır.
konuya ilişkin sonradan gelen edit: şu sıralarda bazı bosna şehirlerinin bağlı bulundukları kantonlar (eyaletler) hersek ve sırp cumhuriyeti idaresi altına; onların şehirlerinin de bosna kantonlarının idaresi altına geçmesi için bir yasa tasarısı hazırlandı. önce şehirlerin kendi yerel meclislerinde, eğer oradan geçerse iki aşamalı mecliste yani lower house ve upper house benzeri iki farklı mecliste oylamaya sunulacak. bu meclislerden birisi millet meclisi ikincisi ise yanılmıyorsam bakanlardan oluşan federal meclis. eğer bu üç meclisten de kanun tasarısı geçerse yasa cumhurbaşkanlarının (evet boşnak ve hırvat cumhurbaşkanları ve sırp cumhuriyeti başbakanı aynı zamanda cumhurbaşkanımsı) teker teker onaylarından geçmesi gerekli. (bkz: ölme eşeğim ölme)
çoğu dilde bosna ve hersek olarak ikiye ayrılarak yazılan ülke. her nedense dilimize geçerken bu ülke "ve" bağlacını gereksiz görmüşüz. bundan birkaç ay önce boşnak bir arkadaşıma "oğlum karışacak oralar yine" dediğim zaman götüyle gülmüştü. merakla izliyoruz hersekli hırvatları ne yapacaklar.
gidip görenlerin hayranlıklarının yanında,acıdan gözlerinin dolmasına neden olan ülke.yemyeşil ve henüz dejenere olmamış dokusuyla,birçok hikayeye,anıya şahitlik etmiş ünlü mostar köprüsüyle,uzun zaman sırpların vahşetine tanıklık eden o topraklarda dünyanın en güzel ve en yakışıklı insanları yaşar.ancak gördüğüm kadarıyla çoğu gözlerinde acı ve yaşanmışlık taşırlar.öyle ki o yıllarda hamile boşnak bayanların sırplar tarafından canlı canlı et makinalarından geçirilerek öldürüldükleri anlatılır.onlar cenneti en hakeden toplumdur belki de.ayrıca müzkleri dünyaca ünlüdür.
bosna hersek boğazda bir düğüm, gözün içine girip sizi sürekli rahatsız eden o saç teli, kaşınan bir yara, kavuşulamayan sevgilidir... hiçbir şeyin eskisi gibi olamayacağını hatırlattığı ve sürekli yaralarını sarma durumunda olduğu için bir hüzünle beraber anılır adı.
hırvatlar tarafından postanesine "burası hırvatistan" yazılınca, halkı tarafından o yazının altına "hayır, burası postane" yazılan bir ülkedir. böyle de ironiktirler.
kendi içinde iki devletçiğe ayrılmış bir devlettir.bir bosna-hersek federasyonu vardır,bir de sırp cumhuriyeti yani republika srpska.sırp cumhuriyeti'nin başkenti de banja luka adında bir kenttir ve 300 bin civari bir nüfusu vardır.ülkenin toplam nüfusu ise 4 500 000 civarı olup,ülkede nüfus olarak en baskın boşnak müslümanlar ise de sırp nüfunun oranı da boşnaklara oldukça yakındır. bosna-hersek federasyonu'nun hersek bölgesinde ise daha çok hırvatlar bulunmaktadır.zoran planinic bu hırvatlardan biridir.göründüğü gibi ülke aslında üçe bölünmüş gibidir kendi içinde.kosova'nın bağımsızlığını ilan etmesinden bir süre sonra da sırbistan devleti(karıştırılmasın) burayı koz olarak kullanmıştır,o zaman biz de burayı bağımsız yaparız falan diye.haksız da sayılmaz gerçi,durumu kosova'yla acayip benzer ama a.b.d kosova'nın yanında olunca koz moz tıraş oldu,o ayrı.
90lı yıllarda çok acılar çekmiş ama şimdi bağımsızlığına kavuştuğu için eskisine göre daha mutlu olan insanların ülkesi. bosna hersek sıcak yaz aylarında tarih, doğa ve kültür öğelerini birarada bulabileceğiniz güzel bir alternatif tatil durağıdır. en güzel şehirleri saraybosna ve mostardır. saraybosna'da başçarşı'ya gidersiniz orada cevap (bildiğimiz köfte ama çok leziz) ve boşnak böreği yenir. camiler, müzeler ve çarşı çok güzel ve tarihidir. osmanlının klasik arastası vardır orada. sonra şehitliğe çıkıp bosnaya yukardan bakarsınız. aliya'nın mezarına selam verirsiniz. sonra birinci dünya savaşının başlamasına sebep olan hani o hepimizin çok iyi bildiği avusturya macaristan veliahtının bir sırp tarafından öldürülmesi olayının gerçekleştiği latin köprüsünü de görme şansınız vardır. hediyelik eşyalar güzeldir saraybosna'da. özellikle gümüş ve bakır işçiliği şahanedir. ayrıca moriça han'da güzel bir machiato kahvesi yahut keyfinize göre türk kahvesi de içebilirsiniz. yanında muhakkak lokum da verilir. yorulduğunuzda soluklanacağınız güzel kafeleri vardır, manevi olarak dinlenebileceğiniz koyu gölgeli camileri vardır saraybosnanın. müslüman bir avrupa şehrinde olduğunuzu hisseder ve garip duygulara kapılırsınız. birbirinden güzel kızları vardır ayrıca. yemyeşil dağlarında açan çiçekler gibidir bunlar. güzel kokarlar ve çok güzel gülerler. saraybosna'dan sonra mostara gitmelisiniz. neretva nehrinin muhteşem bir güzellikle suladığı mostar.. sonra nehrin gerdanında mostar köprüsü vardır. osmanlının güzel şaheseri. savaşta sırp topçuları tarafından yıkılmış ama rekonstrüksiyonu da türkler tarafından yapılmış. çok da güzel olmuş. hala savaştan kalma izler sergilenir ve hatta satılır mostarın hediyelik eşya dükkanlarında. nehirde yüzen bosnalı gençler vardır. topladıkları para karşılığı köprüden nehrin serin sularına atlayan bosna yüzücülük kulübünün üyesi gençler de.. eski bir gelenektir mostardan atlamak.. akşamları serindir, neretvaya nazır bir kafede, güzelce ışıklandırılmış mostar köprüsüne bakarak kahvelerinizi yudumlarsınız.. arka fonda gizemli sesiyle bir boşnak kızı türküler söylemektedir. aşık olursunuz.. hüzün kaplar içinizi.. sonra yağmurları vardır yazın ortasında yağan.. sağanak yağmurlar... gün açar birden sonra.. pasparlak yıkanmıştır parke taşlı sokaklar.. ve mostar da gülümser size.. bosna gidilip görülmeye layıktır.. güzeldir.. bir uçuşluk mesafededir.. yakındır.