1. ne kör kemalistlerin ne de cenabet komünistlerin hiç mi hiç dillendirmedikleri katliamdır.
    rus zulmünden kaçan 146 ahıska türkü(bazı kaynaklarda azeri diye geçer) türkiye'ye, kardeş vatana sığınır.
    tepemizdeki inönü denilen "kahraman" ise rus yalakalığı yapayım derken çocuklu kadınlı 146 kişilik kafileyi katlettirmiştir.

    sınır karakoluna sığınan grubun akıbeti ankaraya sorulur karakoldaki subay tarafından. gelen emir "iade edin" olur.
    subay bu emri defalarca teyid ettikten sonra eli titreyerek 146 masumu köprünün karşısında bekleyen ağzı salyalı rus askerlerine teslim eder.
    silahsız ve bitkin 146 kişinin ellerini bağlayarak kurşuna dizerler. ve bu kara leke unutulur gider.
    yani sözün özü boraltan katliamı ne üdüğü belirsiz bir ermeni'nin 146 müslüman türk'ü ateşe atışıdır.

    bu hadise ile ilgili de azeri bir şairin "dönek kardaş" adlı bir şiiri vardır.

    http://yorgunturk.blogspot.com/... bu şiirin linki. bu şiirin aslı hayli uzundur ama bulamadım tamamını.

    şiirin bir kısmını da esat kabaklı yorumlamıştır http://www.youtube.com/... o da burada.

    beni siz vuraydınız
    şu gavurun yerine.
  2. (bkz: boraltan köprüsü)

    biraz önce başbakan erdoğan'ın bir kez daha dile getirdiği katliam.

    hadi islamın aleyhindeler bunu geçtim ancak, lafta çok türkçü olan chp kadroları ve tabanının unutmak istediği, hatırlatanlara da çemkirdiği katliamdır.

    cumhuriyet halk partisi tarihi o kadar kirli ve kararmış ki artık tek başına büyük bir leke olan vak'alar, o simsiyah zemin üzerinde dikkat çekmiyor.

    edit: sadece eksi, zira söyleyebilecek tek kelimeleri yok. sakın ha bir şey yazmayın, sol tarafta fazla kalırsa dikkat çeker. kimsenin bu ihaneti öğrenmemesi lazım.
  3. başbakan hatırlatınca biz de üzülmüş sayıldık. canlarım benim. aa stalin müslüman mı kesmiş diyen muhafazakarlar var bi de. "hashtag mavimarmara" 'dan bi vakit bulsalar.
  4. 1944'te türkiye'de ismet inönü'nün cumhurbaşkanı olduğu yıllarda sovyet baskısından kaçıp ana vatan olarak gördükleri türkiye'ye sığınan 146 azerbaycan aydını türkün inönü'nün emriyle sovyetlere geri verilmesi ve hemen sınırda acımasızca kurşuna dizildikleri katliamdır.

    sovyetlerin türk kültürünü,manevi değerlerini ve müslümanlığı yok etme çabalarından kaçan ve içinde yazarların,öğretmenlerin,fikir ve dava adamlarının da bulunduğu 146 azerbaycan türkü ığdır'da sınır kapısına yakın olan aras nehri üzerindeki boraltan köprüsü'nü aşarak türk sınır karakoluna sığınır. sovyetler birliği bu kaçakların derhal kendisine verilmesini ister.

    azeri türkleri ise güven içinde olduklarından emindir. azılı düşmanlarına elbette teslim edilmeyeceklerdir ama bilemedikleri şey türkiye'de iktidar olanların korkak,aciz ve türklük şuurundan yoksun kimseler olduklarıdır. ankara sovyetlerle arayı bozmayı hiç mi hiç istememektedir. bu nedenle herkesi şoke eden emir ankara'dan gelir; "ülkelerine iade edin."

    türk askerleri içleri kan ağlayarak azeri türklerini geri göndermek zorunda kalır. azeri türkleri "lütfen bizi o azılı düşmanlara teslim etmeyin bizi siz öldürün en azından kendi vatanımızda kendi bayrağımız altında ölmüş oluruz" dese de emir uygulanmak zorundadır.

    nihayet zorlukla sovyet canilerine teslim edilen 146 azeri vatan evladı hemen oracıkta elleri ve ayakları bağlanarak türk askerinin gözü önünde kurşuna dizilir. tutsak türklerin kurşuna dizilmeden evvel söyledikleri ağıt şöyledir;

    boraltan bir köprü aşar geçer aras'ı
    yuğsan aras suyuyla çıkmaz yüzün karası

    karası karası merhamet fukarası,
    karası karası merhamet fukarası,

    düşman bekler karşıda önüne kattı beni,
    can alınan çarşıda kardeşim sattı beni.

    dönüp seslendim geri merhametsiz birine,
    beni siz vursaydınız şu gavurun yerine.
  5. 2. dünya savaşı'nın son zamanları... yıl 1944... türk tarihinde kara bir leke...

    sovyet rejiminde gördükleri türlü zulümlerinden kurtulmak isteyen, kırım türkleri, mavi alay isminde bir birlik kurup, türkiye cumhuriyet'ininde bilgisi dahilinde nazi almanyası yanında ruslara karşı bağımsızlık mücadelesi yürütüyor... stalingrad'a kadar gelen almanlar için stalingrad savaşı sonrası rüzgar tersine dönüyor. ve şehir şehir, köy köy rusya'dan çekilmek zorunda kalıyorlar.

    bu mavi alay'ın sonu oluyor...

    birlik kısa sürede dağılıyor, ve kızıl ordu'nun ülke genelinde başlattığı kominizm karşıtı herkesi içine alan insan avının hedefi haline geliyor... kadın çocuk binlerce kırımlı türk vahşice katlediliyor...

    146 kırımlı türk ( çoğu kaynakta azeri türkü olarak geçer) bu soykırımdan kaçmak için, kardeş dedikleri türkiye'ye... aras üzerindeki, boraltan köprüsünden geçerek türk sınır karakoluna sığınıyor... bu silahsız 146 türk, karakolda son derece misafirperver şekilde karşılanıyor, karakol komutanı kendilerine karşı son derece sıcak davranıyor.

    aynı gün boraltan köprüsünün karşı tarafındaki, türk kardeşlerimizin peşinden gelen kızılordu mensupları tarafından karakola sert bir şekilde bir talep geliyor. "mültecileri geri iade edin" bu talep reddedilmeden önce ankara'ya iletiliyor. karakol komutanı ve türk mülteciler gelecek haberden o kadar eminler ki... kendilerini son derece güvende hissediyorlar... ankaradan gelen karar kesin ve nettir...

    ''esirleri derhal iade edin''

    bu karara karakol komutanı ve 146 türk mülteci inanamaz. karakol komutanı mültecileri gruplar halinde geri göndermeye karar verir, gönderilen ilk grup karşıya geçer geçmez, türk askerleri ve geride bıraktıkları akrabalarının gözleri önünde vahşice kurşuna dizilirler... karakol komutanı durumu tekrar ankara'ya bildirir ve iadenin devam edip etmeyeceğini sorar. gelen cevap türkiye tarihine kara bir leke gibi düşer...

    ''ülkelerine iade edileceklerdir"

    bu emir karşısında mecbur kalan karakol komutanı... o türkiye'ye sığınan, türkiye türklerini kardeşi olarak gören türk mültecilerini kızıl orduya iade eder...

    köprüden karşıya... ölüme giden türkler bu ağıtı tutturur... arkalarında gözü yaşlı genc bir türk komutanı ve onlarca mehmetçiği bırakarak...

    ''düşman bekler karşıda, önüne kattı beni... can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni...

    dönüp seslendim geri, merhametsiz birine... beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine''

    o gün 146 türk, kızılordu tarafından kurşunlanarak katledilir, türkiye cumhuriyeti kandaşlarını kendi elleriyle ölüme göndermiştir. o dönem türkiye cumhuriyeti'nin başında ismet inönü vardır.

    2. dünya savaşından sonra, halkın içinde gezerken, yanına yaklaşan bir çocuk kendisine sorar ''amca amca, beni yıllarca niye şekersiz bıraktın'' ismet ünönü'nün yüzlerce babasız bıraktığı türk çocuklarını umursamayarak verdiği cevap ''yanlışın var çocuk, ben seni babasız bırakmadım''

    ayrıca ekstra bir bilgi, boraltan köprüsünde görev yapan türk komutanı, görevini bitirip evine döndüğünde, intihar ederek yaşamına son vermiştir...

    ağıtın tamamı: https://www.youtube.com/