u2 grubunun solisti zat. türkiye'deki insan hakları sorunlarını bahane edip ülkemize konsere gelmeyi red etmiş olup, nato'yu protesto konserlerine katılması beklenmektedir.
soyadı vox. bakteri kolonisi gibi ismi var. *
yıllar yılı ona buna karşı duruşunu koyduğundan, hayır işlerine el attığından adam bellemiştik kendisini ama britney spears'ın konserinde gerçekleşen olayla şaşırttı. spears içeri almamış, mal gibi kalmışsın ortada, ses çıkaramamışsın bu biiir. çocuklarını götürecek başka konser, örnek gösterecek, kulisinde fink attıracak başka şarkıcı bulamadın mı bu ikiii. federasyona şaibe karıştırmışsın bu da üüüüç. turgay abi sözümü kesme lütfen. güntekin sen okumuş adamsın bilirsin, söle ne diyor bu bono mono. (turgay abi atlar)
- ahmetçim benim bildiğim tek bono senettir, yatırım fonudur. yalnız vosk nedir bilemiycem.
irlandalı olmanın verdiği şımarıklıkla her ülkeyi eleştirebileceğini zanneden sanatçı adam. sanatçı diyorum çünkü severim de. ama dediğim gibi insan hakları geyiğinin suyunu çıkarmıştır
pavarotti'yle katılacakları bir konserde pavarotti'nin rahatsızlanması ve konsere katılamaması yüzünden konser sırasında telefonla arayıp i just called to say i love you'yu söylemiştir
hem kurumlar, hem kişiler için geçerli olan borçlanma kağıdı. "işbu emre muharrer senedin" diye başlayan ve yine aynı ciddiyetle devam eden uzun uzun yazıların arasında yazan borç ve vade tarihi, borçlu kişi için en önemli iki noktadır.
tamamı bono vox olan bir mahlastır aslında. latince "güzel ses" anlamına gelmektedir; cuk oturmuştur.
u2 ne zaman türkiye'ye çağrılsa ilk red cevabını veren bu kişi olurmuş. fakat yaptığı hayır işleri ve bize verdiği o güzelim şarkıları nedeniyle bile bu i.neliğine göz yumabiliriz.
bi starda olması gereken herbişeyin sahibi insan -diyorum lafın gelişi-, aşmıştır kendisi. adını 'bono vox' adında bir işitme aletleri markasından esinlenerek almış, u2 yüksek sesle müzik yapan bi grup olduğundan netekim bono 79 yaşında bi amerikan senato üyesini konsere davet ettiğinde adam işitme aletini kulağından çıkarmış vaziyette kulağını tıkayarak izlemiş konseri.
bir ezgideki notaları sadece ölçüsüne uygun olarak, ses değerlerini çıkarmadan düz konuşma yapar gibi okuma aktivitesidir. amacı, ezginin ritminin ve nota uzunluğunun oturtulmasıdır.
inandırıcılığını tamamen yitirmek üzere olan eski sanatçı.dikkat edilirse müzikal anlamda birşeyler üretemediği gibi düşünce anlamında da yenilik gösterememektedir.yıllardır insan haklarının ihlali nedeniyle türkiye ye getirmediği grubuyla insanlığa büyük katkıları olmuş (!) amerika da göğsünü gere gere konserler vermektedir.u2 nun popülaritesini sadece politik çıkışlarıyla korumaktadır.kısacası bono bir balondur,afrikadaki bilmem neredeki insanlar zikinde bile değildir.onun için önemli olan servetine servet katmaktır.bu efsane grup frontmaninin tutarsızlıklarıyla dibe doğru sürüklenmektedir.
varisinin linkin park ın son albümüyle beraber chester bennington olduğu iddiaları ortaya atılan u2 grubu solisti ve "medyatik yardımsever" kişi.ne yazık ki chester bennington ve kendisi arasında dağlar kadar fark vardır, bazı orta zekalıların ortaya attığı bu benzerlik iddiası kolayca çürütülebilir.
1-chester bennington sert müziklerin adamıdır, minutes to midnight gibi soft bir albümde bile sertliği göze çarpar, bono ise sessiz sakin müzik yapar, söyler.basit bir deyişle, chester çığlık vokali çok iyi becerirken bono bunu yapmayı denese anca altına sıçar.
2-bono başlı başına bir yardım adamıdır.chester bennington bu yardımlarını biraz sonradan görmelikle son 3-4 yılda yapmaya başlamıştır.
3-imajları bambaşkadıır.bono uzun saçlıyken chester genelde çok kısa saçlarla dolaşan biridir.
4-mensup oldukları gruplar birbirine zıttır.u2 green day ile çalışabilecek kadar esnekken linkin park piyasada varoldukları 8 yıl içinde green day ile aynı tura bile çıkmamıştır.
ve uzayıp giden onlarca neden.
sonuç olarak, ülkemizde pek yapılmayan ancak dünyada büyük yankı uyandıran bu tartışma gereksizdir.iki adam her yönleriyle, geçmişleri ve gelecekleriyle bambaşkadır.ama müzik piyasasının yavaş yavaş varyasyonlarını yitirmesi farklı türün sanatçılarının ne yazık ki benzer türlere yaklaşmalarına ve sanatçıların birbirine benzetilmesine yol açmıştır.