tünel hakkında çeşitli rivayetler mevcuttur.
[ara not: bunların her biri kendi içinde şehir efsanesi olabilir. gitmedim, görmedim, çalışanların ve onların anlattığı kişilerin anlattıkları kadarıyla aktarayım. yine de ciddiye almayın, heyecanlanmayın, kendinizi bolu dağı'nın altından 180 basmış giderken hayal edin, çılgın atın, mutlu olun]
rivayet 1: tünellerin tutturulamaması: bu tür tünellerde kazılara karşılıklı başlanır. yani, iki ayrı ekip tünelin her iki ucundan kazmaya başlarlar ve tünelin ortalarında bir yerlerde buluşurlar. rivayet odur ki, hesap hatası yüzünden tüneller birbiriyle buluşamayacak biçimde kazılmış, bu da işi uzatmış ve doğal olarak maliyetleri artırmıştır. pek inandırıcı gibi gözükmese de (hele de böyle prestijli bir proje için salak ötesi bir hata gibi gözükse de) böyle bir rivayet mevcut.
rivayet 2: tünellerin enkesitinden fay hattı geçmesi: daha doğru bir terim ile, tünellerin aktif bir doğrultu atımlı fay hattını enine kesmesi. bu durumun ortaya çıkışı sanırsam 1999 yılından daha önce bilinen bir şey idi. kazı esnasında beklenmedik bir jeolojik yapılanma ile karşılaşan ekipler, inceleme sonucunda bunun bir fay hattı kesidi olduğuna karar vermişler. lâkin bu, inşaatı durdurmamış.
12 kasım 1999 düzce depremi sonrasında tünelin bir kısmının faydaki yanal atımdan dolayı yanal olarak hareket ettiğini gösteren bir fotoğraf da mevcuttur. lâkin tünelin alnında "depremden sonra böyle oldum, imza: bolu dağı tüneli" diye bir yazı olmadığından bunu geçerliliği olmayan bir dedikodu olarak görüyorum.
dediğim gibi, tünelden son gaz çıkarak sisler içindeki viyadüklere girdiğiniz, arabanızın lastikleri altında "bödöf, bödöf" seslerinin geleceği günleri düşünün, mest olun.