uyanır boktan adam boktan hayatının 8031. gününe 12 sularında
12.00-13.00
mutfağa girer ketıla suyunu koyar günün ilk sigarasını içine cekerken... kaynamasını beklemeden su alınır ketıldan cünkü optimum kahve keyfinin 35 derecedeki suyla yapılan kahve olduğunu düşünür bu boktan şahsiyet. sonra buzdolabını açar ekmeğine katık edebilcek birşey bulma ümidiyle. salçayı görür ve sol yanağını kaldırarak gülümser salçaya.kahvaltı hazırdır artık. salça ekmeği ve nescafesi...
13.00 - 20.00
okula gitmek = bünyenin uyku ihtiyacını karşılama seansı,
akşam yemeği = lokantada yiyilen az kuru az pilav,
football manager oynamak= beşiktaşa şampiyonlar ligi kupasını getirme calışması,
sıçmak= isteyipte sıçamamak (bkz:
sıçmak için kayısı kurusu yiyen adam)
20.00-00.30
cnbc-e,cnbc-e cnbc-e cnbc-e cnbc-e,
e2, cnbc-e cnbc-e cnbc-e cnbc-e cnbc-e cnbc-e cnbc-e,e2
*
00.30- 02.30
odaya cekilir sadece football manager oynamak ve şarkı dinlemek için kullandığı bilgisayarını açar ve winamp a tıklar. çalan parçaya bi kulak verir.
anathema - goodbye cruel world. bu ağzını siktiğimin parçasından kuru kuru birşey anlayamam ben şimdi der. dünden zulaladığı 70'lik şarabını açar. çaldıkça içer, içtikçe tekrar çalar şarkıyı.
içtikçe yanında birileri olsun ister. paylaşmak istedikleri şeyler vardır aslında. onu anlayan aynı pencereden bakan onu algıyabilicek bir kişi sadece bir kişi şu anasını siktiğimin dünyasında yokmudur ulan bir allah'ın kulu.
anathema - goodbye cruel world çalarken....
02.30- 03.00
götü donmaya başlar hafiften çünkü kalorifer herzaman olduğu gibi kapanmıştır 12 sularında, bunu daha yeni algılıyor o boktan vücudu. içini ısıtacak bişiler arar o esnada gözüne anneanannesinin verdiği yeşil kaban gözüne ilişir. giyer. bu kabanda kesmemiştir içindeki üşüme hissiyatını. birşeyler giymemeli, birşeyler içmeliydi. petrolün yoluna koyulur. çünkü 24 saat açık tekel hizmetidir onun için
po.
03.30 - sonzuluğa
konyağını alır gelir. hala fondan o şarkı...
mutfağa girer, ev arkadaşları çay demlemişlerdir. yine sol yanağını kaldırarak sırıtır. 1/3' üne konyak 1/3 'üne çay..''ahanda bu beni yakar yakar '' der içinden. bu karışımıda ondan daha boktan olan hüseyin abi'den öğrenmiştir zaten.
hüseyin abi 35 yaşlarında yatta yalnız yaşayan, ot çeken, yatta yaşamasına rağmen yüzmeyi bilmeyen neyse konumuz onun boktanlığı değil...
düşünür düşündükçe içer, içtikçe düşünür.
annesini düşünür dünyanın en iyi insanı nasıl böyle bir çocuk dünyaya getirir.olamazdı olmamalıydı. hemen birine bok atmalıydı. yoksa boktanlığının sebebi babasımıydı? evet kesinlikle öyle olmalıydı. babası da boktandı onun gibi.
babası 55 yaşlarında aile yadigarı evde yalnız yaşayan,her gece bir 70 ' lik devirmeden uyuyamayan, sosyalist,aynı zamanda asosyalin önde gid... neyse konumuz onun boktanlığı değil..
sonra ilk ve son sevdiği kızı düşünür. heralde dünyadaki en güzel gülüş onda olmalıydı. ''lan ne ebrusu konu o değil ben amına koyayım'' der ve konuyu uzatmadan kapatır.
çocukluğuna inmeliydi neden bu kadar boktan olduğunu anlamak için.
düşünür. düşünür...
çocukluğu sepet gibi oturup majorette marka oyuncak arabalarının kapısını açıp uçurmaktı onun için. hiç ağlamamış ve hiç gülmemişti. gülememişti. sepetin icindeki boktan pek bir farkı yoktu çocukluğunun.
evet majoretteydi oynadığı oyuncak arabalar, burjuvalardı. 9 yaşında bilgisayarı oldu. fifa 96yı 95 yılında oynamış ender insanlardan biriydi sanırsam ama o da ona mutluluk vermiyordu. mutlu olamıyordu...
mutlu olmak özürlüsüydü sanırm sorunu buydu bu çocuğun dediğim anda ...
esas sorunu bulduğunu düşündü...
''bok olan benmişim amına koyıyım'' dedi... kimsede suç yok çocuk boktu, bomboktu.insanların beynindeki tümördü sanki. ne kendi mutlu olabiliyor ne de başkasını mutlu edebiliyordu.gittiği yere pislik saçıyordu resmen. o yüzden hiç arkadaşı da yoktu zaten.
yaşamasının anlamı yoktu.
kendisine kızdı... aklından uçuk bişi geçti ''belki kendimi sıçarım madem bokum'' dedi, alkolün etkisiyle. boktan biri olmasına rağmen rahat sıçamazdı. kuru kayısı yemeliydi. '' bir kuru kayısı, üstüne de su çektimmi ohh!! mis ''dedi.
kuru kayısıyı yemek için bütün odasını boydan boya kaplayan dolabının çekmecesini çekti ve gözüne
eritro ilişti.erito silindir şeklinde bir şişede olan penesiline duyarlı insanlarda kullanılan neyse konumuz çocugun boktanlığı.
o kadar boktandı ki
penisiline bile alerjisi vardı bu bokun. doğuştan kaybedenlerdendi sanki...
o anda kafası hızır gibi çalışmaya başladı kova yapan bir genç gibi....
''lan bok benim ben kendimi sıçamam şunları hüpletiyim ( tabletleri kastederek) kendi kendime öleyim insanları daha fazla pisletmiyim'' der.
ama üzülecek bir kişi vardı annesi. annesini üzmemeliydi.'' ona bir mektup yazayım oğlunun ne kadar boktan biri olduğunu anlasın'' dedi. '' üzülmesin arkamdan kıyamam'' diyerek ekledi.
ona bir mektup yazdıktan sonra...
aldı eline eritroyu. baktı uzun uzun...o an eczacının dediği aklına geldi ''bunu alırken vitamin almayı unutmayın'' dediği aklına geldi.. ''madem bi bok yicem tam yiyeyim ''dedi ve
supradyn e uzandı.
ve hüpletti hepsini 8 yaşında bir kızın muzlu sütü hüplettiği gibi...
o an öyle bir saçmaladaki kimse anlamadı demek istediklerini ''selling 79 level mage'' dedi hapın etkisiyle duvardaki fight club afişine bakarken...
ve çocuk öldü...
bende ''çocuk öldü iyi bok yedin'' ozan dedim kendi kendime ölümü görmenin heyecanı ile....
ama bilmediği kaçırdığı birşey vardı... o boktu evet ama dünyanında bir lağım olduğunu unuttu. boklar cennetiydi dünya...
boku bokuna gitti çocuk.. biriniz bu çocuğa sen bok deilsin. sen bu dünya için gereklisin. en azından biriniz yanında olsaydı bu çocuk aramızdaydı.
dağılın şimdi hepiniz suçlusunuz bok herifler....
bok herifler....
çokdipnot: 8031. gününde '' iyi ki doğdun '' diyeni yoktur annesinden başka.
(bkz:
bir ben vardır bende benden içeri)