1. boşanmış kadınların eski eşleridir.

    tıpkı boşanmış kadınlar gibi onlar da bir hata yapmış, bu hatayı boşanmış kadınlardan biriyle paylaşmış ve yine aynı kişiyle birlikte ve beraber sonlandırmışlardır.

    fakat burada dikkat edilmesi gereken bir nokta var. sanılır ki toplum, bunlara değil de kadın olan tipine karşı bir tür önyargı sahibidir. yanılır bunu düşünenler.

    mesele birilerini birkaç kelime ile özetlemek ise asıl bakılması gereken yer boşanmış insanlardır. bu bakıştır aslında boşanma deneyiminin kavranabilir olmasını sağlayan. dolayısıyla bu cinsiyet ayrımcılığının kökeninde karşısındakine önce ve ilk olarak bir insan olarak bakmamak vardır. cinsiyet gözlüklerimizi çıkartmak gerekir önce.

    yine de "biz insanları tek kelimeyle yargılamayı çok iyi bilen bir toplumuz, vazgeçmeyiz" diyorsanız;

    boşanmış insanlar kadar kafanıza taş düşsün.

    (bkz: ukteydim doldum)
    ukteci: turnstile
  2. evlilik tek atımlık kurşundur diyen bendeniz için karavana atmış erkektir. keza boşanmış kadın için de aynı durum sözkonusu.
    boşanmış insanların evliliğe yeniden sıcak bakmamasının, bakamamasının nedeni de atacak kurşunlarının olmayışıdır.

    bence tabi.
  3. her boşanmış kişi gibi rehabilite edilmelidirler. deli dana gibi oraya buraya saldırıp telafi derdine düşmesin kendilerine ve başkalarına yeni hasarlar açmasınlar diye.
  4. aynen boşanmış kadınlar gibidirler, benzer olaylarla karşılaşırlar (fakat kim ne derse desin boşanmış erkekler ataerkil sistemden ötürü boşanmış kadınlara nispeten çok daha rahat bir konumdalar toplum içerisinde). boşanmanın hukuktaki karşılığı evlilik akdinin sona ermesi olarak geçse de, sosyal yaşantıdaki tanımı çok farklı. toplumun her katmanını oluşturan insanlar da aynı ussal seviyeye ulaşamamış olduğundan, boşanmış erkeklere ya da kadınlara yönelik birtakım yaftalamalarda bulunmaları sürpriz değil. önemsememek lazım.

    kadın olsun erkek olsun kimi insanların cinsel doyumsuzluktan dolayı her önlerine gelene saldırdığı, hatta bazılarının eşekler tarafından bile tahrik olduğu bir ülkede boşanmış insanlara bu minvalde ve seviyede laflar edilmesi de gayet normal. aslolan onurlu yaşamak ve öz güven sahibi olmak, gerisi hikâye. hangi devirde yaşıyoruz?
  5. bana göre iki başlıkta inceleyebileceğimiz erkeklerdir.

    1- şanssız erkekler. kadınların olduğu gibi, erkeklerin de şansızları vardır. yanlış seçim yapmış ve hayatları zehir olmuştur. yürümeyen bir evliliği karşılıklı olarak bitirmişlerdir. o erkekler, boşandıktan sonra seçici olurlar. pat diye evlenmezler. belki de hiç evlenmezler. çocukları varsa "karımdan boşandım çocuğumdan da boşanırım" mantığı gütmezler. evlatlarıyla aralarındaki iletişimi koparmazlar. "madem boşandık zırnık koklatmam" diyerek çocuğunun ya da bilmem kaç yıl birlikte olduğu kadının ihtiyaçlarını kulak arkası etmezler. sonuç olarak adam gibi adamdırlar yani.

    2- s.kinin keyfinde, maymun iştahlı, değişiklik merakı olan, kişiliği oturmamış erkeklerdir. bunlar, bir heves evlenirler. evlendikleri kadının bütün kariyer hayatını mahvederler. hayatını tamamen değiştirirler. kucağına bir de çocuk verdikten sonra hooop başka kadınlarla günlerini gün etmeye bakarlar. evdeki kadın da biraz bıdı bıdı edince soluğu mahkemede alırlar. hele bir de sırtı sağlamsa, yalancı şahitler vs. marifetiyle kadını eline üç kuruş nafaka vererek kapı dışarı ederler. sonra da sağa sola "he he nasıl da kazandım davayı ama" diye hava atarlar. çocuğunu gözü görmez. ne yer, ne içer, ne giyer düşünmez. karıyı da boşamıştır zaten. ooohh, gel keyfim gel. istediği kızı istediği zaman alabilir, bütün kız anneleri ona bekar muamelesi yapar. durumu da iyi olduğu için sıraya bile girerler. halbuki boşanmış kadın aşık olup evlenmek isteyen erkeğin ailesi "çocuklu dul kadın" diye engel olur, kırk dereden su getirir.

    anlayacağınız, bazı istisnalar için belki zordur boşanmış erkek olmak. ama çoğunluk için hiçbir engel teşkil etmez, hiçbir şey olmamış gibi aynen hayatına devam eder.

    çünkü burası türkiye'dir.
  6. boşanmış kadınlardan çok daha rahat hareket ettikleri toplum içinde doğrudur.
    ama iç dünyaları bir kadından farklı değildir. eğer ki çok sevmiş ve ayrılmak zorunda kalmışsa. çünkü yakın bir arkadaşımız böyle bir ayrılık yaşadı. ben buna boşanma demek yerine "ayrılık" demek istiyorum. çünkü her boşanma bir "ayrılıktır " aslında.
    ve üzülüyorum. imza atmanın iki insanı birleştirmek ve ayırmak gibi bir özelliği var ne tuhaf. imza atıyorsun birleşiyorsun, alkışılıyorlar tebrik ediyorlar, parmağına bir yüzük geçiriyorsun bağlılığını kanıtlamak üzere; her zaman anlamsız buldum bu merasimleri ya neyse..
    sonra bir an geliyor bir imza ayırıyor, anlaşamalar mahkemeler avukatlar. zor bir süreç. o kadar kolay değil.

    erkek için niye kolay olsun.
    yani erkek olunca üzülmeyecek mi?hatırlamayacak mı? erkek dediğin robot değil ki.
    arkadaşımdan biliyorum. uzun zaman yalnız kaldı. güvensizlikleri vardı, alışmaya çalışıyordu ikiyken bir olmaya. yerleşik hayattan bekar hayatına.
    ilk zamanlar görüşüyorduk sonra çekti kendisini bizden. genelde böyle bir tutum vardır zamanla evli arkadaşlarından uzaklaşırlar. belki yanlış anlaşılmamak adına bilemiyorum. sonra biz de kendi telaşelerimize düştük, unuttuk onu. oysa evli olduğu zamanlar daha sık görüşürdük.
    tek celsede boşanabilirsin ama tek celsede biriktirdiğin anıları, yaşanmışlıkları boşayamazsın. onlar uzun bir süre beyninin bir yerinde seninle yaşarlar, kolay değildir peşini bırakmazlar insanın.

    o kadar kolay değil hakikatten. oysa evliler daha iyi bilir bu durumu. bazen cesaret edemeyiz boşanmaya bile.
    her boşanma bir cesaret ister. gerçekle yüzleşmek diye ben buna derim.
  7. nedense çekici gelirler bazılarına.. bir şeyleri yaşamış tabi.. eğer "ayrılan kişi" kendisiyse ve "haklıysa" sevilebilecek, tecrübeli erkektir..