1. her şeyden önce sorgulanması gereken bu yaratığın nasıl baba olduğu. insanlıktan nasibini almış bir bünye bunu yapamaz. tabii ki toplumsal sorunlar,bastırılmış duygular vs. vs. ama bu başka türlü bir şey. daha önce de konya'da veya anadolu'nun muhafazakar kentlerinde tecavüz olayları yaşanıyordu ama bu türlüsü herhalde artık ahlaki değerlerinin kokuşmuşluğunun ne boyutta olduğunu gösteriyor. eriyoruz yavaş yavaş...
  2. rize cezaevi'ne düşmesini temenni ettiğim yaratıktır,evet hukuk devletiyiz ama böyle şerefsizleri günde 3 öğün yemek vererek,ekmek elden su gölden beslemek olmaz,umarım kader mahkumları gereken muameleyi yaparlar kendisine...
  3. boşanmış/dul kadınlara nasıl gözle* bakılabildiğini de gözler önüne seren, kelimelerle anlatılamayacak kadar çirkin olay. virgülden sonra ne yazacağım diye durup bekledim, düşündüm, bulamadım, öyle bir şey.

    yani bazı çevrelerde dul kadınlara "yollu bu" diye bakıldığını bilmez değilim. yeterince türk filmi izlemişliğim, "dul kadının eti tatlı olur", "zaten kız değil, karşı çıkmaz ki, hem onun da canı ister, yanıyodur şimdi" gibisinden replikler duyup ürpermişliğim, dul kadına tacizin/tecavüzün meşrû görüldüğüne tanık olmuşluğum var.




    küçük bir doğu şehrinde öğretmenlik yapan, yıllarca ayrı yaşadığı kocasından boşandığı duyulunca komşu kadınların bile sözlü tacizlerine uğrayan, sabahları okuluna giderken arkasından artık başka türlü bakılan kadın tanıyorum ben, annem o benim.

    belki on yıl aynı sitede yaşadık, gördük selâm verdik çağırdın ziyarete geldik, ee sonra ne oldu, adalet hanım boşandı. e annem 30 yıl namusuyla çalışmış bi kadın, şimdi niye sabahın körü kadın işine giderken birkaçınız bir araya gelip kötü niyetli dedikodular çıkarıp iş dönüşü kadını apartman girişinde sıkıştırıp imâlı imâlı sorular soruyorsunuz ki?


    sanırım şöyle bir inanç var: kadın dediğin kocasından korkacak, sırf korkusundan hanım hanımcık olacak, zaten başında erkek olmazsa yoldan çıkar!

    annem kocasından korkmadı, niye korksun ki.. annem kocasını sevmek isterdi sanırım ama bu yirminci yıldan sonra malesef pek mümkün olamadı. annem bu derecesini hayal bile edemeyecek olsa da çevreden göreceği tepkiden korktu belki biraz, oysa biz her zaman arkasındaydık, kendi ailesi arkasındaydı, kocasının ailesi bile arkasındaydı, zaten kendi çalışıp kendi kazanan güçlü bir kadındı, ama yine de tahammül etmeyi denedi ama o da bir yere kadar, ve bitirdi. şimdi hem kendisi, hem kocası, hem çocukları daha iyiler, ama öğleden sonraları apartman girişine kilimleri serip bir yandan örgü örerken bir yandan hırsla dedikodu yapan, sonra aynı hırsla örgü iplerini çekiştiren site sakinleri pek gergindi bir vakitler.. alt tarafı "medeni hal"i değişti, eski kocasıyla ilişkisi daha bir medeni hal aldı odur. nedir ki, veya kime nedir ki yani?



    ama evet, bence şöyle bir inanç kesinlikle var: kadın dediğin kocasından korkacak, sırf korkusundan hanım hanımcık olacak, zaten başında erkek olmazsa gider kötü yola düşer!!



    korkunç olaya dönecek olursak, bunu yapanın kızın babası değil de herhangi bir erkek olduğunu varsayarsak (onu bile varsayamıyorum ya, neyse) herhalde şöyle düşünmüştür: evlenene kadar bekâretini korumak zorundaydı, evlendi boşandı öyle bi derdi, kimseye ispatlayacağı bir şeyi kalmadı. o zaman önüne gelene verir nasılsa, dur bi şansımı deneyeyim, olmadı zorla artık..

    çok iğrenç ve sapıkça oldu biliyorum ama bu önyargıyı başka şekilde açıklayamıyorum. açıklayınca ne olacaksa sanki.. hele bir de adamın kızın babası olduğunu düşündükçe iyide deliriyorum, bunu yapan insan olamaz diyorum, ama o kadar bayat kalıyor ki..
  4. " babam 'ellerin kızı boşanmıyor. sen niye boşandın? şimdi o..luk yaparsın' diyerek bana 2 kez tecavüz etti. "


    işte ay, işte feza !