boğazda kalan portakallı draje   

 sayfa  / 2
adana çık aradan

  1. dördüncü nesil yazar bünye. *

    (bkz: itü sözlük karşılama komitesi)
    (bo, 13.10.2007 21:34)


  2. sözlüğe kayıt olurken nick alma aşamasında portakal renginde bir drajenin boğazımda kalması sonucu (nasıl bir heyecan yaptıysam artık)ortaya çıkan,hay ben seninli sıfatların öznesi.az kalsın boğuyordu beni kerata.
    (boğazda kalan portakallı draje, 06.02.2008 00:02)
  3. nick'ini her gördüğümde sanki boğazıma bir şeyler düğümlenen ve gayri ihtiyari ıhhhk! sesleri çıkartarak öksürme ihtiyacı hissettiğim yazar. neyse hikayeyi de anlatmış nick'nin mazisini öğrendik böylece. tehlikelidir efenim drajeler dikkatli emmek lazım.
    (solt, 06.02.2008 00:11)
  4. nick i dolayısıyla çevreye verdiği rahatsızlıktan dolayı tedirgin olan yazar.
    (boğazda kalan portakallı draje, 06.02.2008 17:27 ~ 17:28)
  5. nicki çok güzel ve yaratıcılık kokan, beni de azıcık yanlış anlamış olan draje pardon yazardır. ayrıca nickini gördükten sonra keşke nick almak için bir şansım daha olabilseydi diye hayıflanmadan edemiyorum. ayrıca gereğini yapacağım hiç merak etmesin.*
    (solt, 06.02.2008 17:41)
  6. an itibariyle öss mağduru olduğunu öğrendiğim yazar. kendisine bizzat gönülden başarılar dilerim. yazılarını ailecek severek okuyoruz.
    (fernando, 29.03.2008 21:33)
  7. biraz sıcak su yardımıyla bertaraf edilebilecek bir yazar... pardon drajedir.
    (ala kalem, 29.03.2008 21:45 ~ 21:46)
  8. nefes kesen bir yazar.
    (ali kamber, 18.06.2008 17:33)
  9. öss de aynı kaderi paylaştığım kalemi kuvvetli yazarımız. şu günlerde kendisiyle sıkı bir diyalog içerisindeyiz. harıl harıl üniversiteleri inceleyip, bölümleri araştırıyoruz. beni bu zorlu yollarda yalnız bırakmadığı için bir kez daha buradan kendisine teşekkürü bir borç bilirim. ayrıca şu sıkıca yaz günlerinde neşe kaynağım olduğu için kendisine ileride çıkmak üzere tüm masrafları karşılanmış bir kanada tatili müessesemizden hediyedir. bu da buradan duyurulur kendisine. ayrıca konuştukça daha fazla ortak noktamız ortaya çıkıyor. bunun sonu nereye varır bilinmez hadi hayırlısı...
    (fernando, 20.06.2008 23:49)
  10. an itibariyle sanal ortamda pasif oluşumdan dolayı dertlerini dile getirmiş yazar. bende bu sayfayı aracı yaparak duygularımı dile getirmeyi uygun buldum.

    şimdi efendim oyun prensibi olarak şişirme topları, oyunu kanatlara yaymayı filan hiç sevmem. direk olarak yetenekli oyuncularımı oyunda kullanmaya önem veririm. bireysel becerisiyle oyuncuların golü atmasını isterim. bu amntıktan yola çıkarakta şişirme toplara kafa atmam. atılan ra paslarına çapraz koşu yaparak kaleciyle karşı karşıya kalmayı tercih ederim. nihayetinde de üstünb ecerimle golü atarım. kaleci için büyük bir hüzündür. golü asla kaçırmam. finishing 20 diye abartmaktan geri alamıyorum kendimi. neyse efendim baya bir saçmaladıktan sonra girimi olur olmadık şekilde noktalamaya karar verdim. yeterince saçma oldu galiba. daha söyleyecekler laflarım var ama unutuyorum anasını satıyım. neyse aklıma geldikçe sesimi buradan duyurmaya çalışacağım sizlere. beni dinlediğiniz için teşekkürler.
    (fernando, 30.06.2008 17:03)
  11. şiirlerin arasında dolaşırken rastladığım bir şiirler kendisini bana hatırlatan yazar.


    adına şiir yazılacak kadar
    güzel bir yürek taşıyor musun?
    yâda sevilmeye deyecek
    kadar karşılık verip tapıyor musun?
    yoksa aşkını sürgüleyip nefretinle mi bakıyorsun?
    yok yok bilirim;
    sen sadece evlatların için yaşıyorsun.

    bir ana saklanmış gözbebeklerinin içinde
    bakışların koruyor yavrularını
    çırılçıplak masumiyetlerine ve
    körpecik bedenlerine nazar değmesin diye,
    kadınsı çekiciliğini unutup, bir baba şefkatiyle
    çatışmış kaşlarının arasına gizliyordun
    o kimsede olmayan cazibeni

    oysa sana da doğuyordu bu güneş
    sende bir ilahın evladıydın

    yalnızlığın mahreminde yaşamaya çalıştığın aşklarını
    sabahın ilk ışıklarında yitir sende
    biliyordun kimsenin senin gibi sevemeyeceğini
    biliyordun yorgun aşkların faturası olduğunu...

    gökyüzünden inmiş melek gibi
    hiçbir sevgilinin mutluluğu kapından geçmese de
    sen yine her sevgiliyi mutlu edercesine
    isteklerini ruhuna gömüp, yine o anne şefkatinle
    karşına çıkan her hatanın yüzünü yıkıyordun.

    soğuk bedeninin içine gizlediğin sımsıcak bir şarkıyı
    o anlaşılmaz sevdalara söylemekten vazgeçip,
    hayalinde dans ettiğin,
    teninden değilde, ruhundan öpmeyi başaran,
    ulaşılmaz yükseklerden sarkıttığın saçlarından tutup,
    yüreğine tırmanan prensine söylüyordun...
    ve söyle!
    çünkü içindeki mecnun kadar
    kimse sevemeyecek seni öyle...

    ve unutma güzel
    seni anlamayanların ülkesinde yaşadığını unutup,
    mutluluk aradığın sürece, hep fedakâr kalacaksın...
    (fernando, 01.07.2008 23:02 ~ 23:02)
  12. o kadar iyi birisi ki değerini bilmeyenler utansın diyorum. yaşamış olduğu eskimiş her şeyi bir kenara bırakıp keşkelerini yastık altı edip unutmasını diliyorum tüm kalbimle. güler yüzünü hiç asmamasını güzel gözlerin hiç yaş akmamasını diliyorum. melankoli denilen bataklığa tekrar girmemesini rica ediyorum kendisinden. çıkarması gerçekten zor oluyor. gerçi zorda olsa gene yanında olurum ama gene de kendini yıpratmamasını dilerim. dileklerimide kabul ederse ne mutlu bana.
    (fernando, 03.07.2008 19:23)
  13. gördüğünüz zaman tüyleri ürperten bir bahar esintisi hissediyorsunuz bütün vücudunuzda. insanı her an mutlu kılabiliyor.
    (fernando, 04.07.2008 15:32 ~ 15:32)
  14. üzerine içilecek bir bardak su ile midenize gitmesi muhtemel şeker.
    (yağmurun yüreği, 04.07.2008 15:43)
  15. kendi prensipleri doğrultusunda erkekleri cezalandırmaktan kaçınmayan ama ahlaki değerlere de önem veren vicdanlı hafif sadist meleğimsi draje.
    (fernando, 04.07.2008 21:43)
  16. beni bunalımlara sürüklemiş yazar kişisi.nickini ilk okuduğumda kendi kendime "ulan hemen bi espri yapayım"dedim ve gülümsedim (niye bilmiyorum).ve sonrasında aklıma gelen yegane espri bebek'te ya da ortaköy'de falan oturduğuydu.(şu anda kendimle konuşmuyorum ve belli bir süre de konuşmayacağım).
    (fular, 04.07.2008 22:14)
  17. an itibariyle doğum gününü kutlayan yazar. doğum günü kutlu olsun bir kez daha.
    (fernando, 05.07.2008 00:26)
  18. bugünün naif kraliçesi, tüm zamanların sepeltür prensesi. teenagerlığının son yılının ilk gününü yaşayan su damlası. mutlu olsun hep. gerçekleşsin tüm dilekleri.
    (ceyza, 05.07.2008 17:18)
  19. dama çıkmasa bari.
    (ceyza, 12.07.2008 16:01)
  20. kendisi ile ilgili ciddi şüphelerim var. ciddi ciddi korkuyor, tırsıyorum. her akıllı insan gibi sağlam bir korku refleksim var. ama bu onunla ilgili değil. geceleri bağırarak uyanıyorum kabuslardan. güzel bir kız boktan bir lap topla sözlükte atraktif oluyor. şaşkınım, bir yandan rüyamda mutlu gibiyim. kız öylesine güzel ki benden bir şeyler çalıyor sanki bu güzellik. ne olabilir diye düşünüyorum. tüm bunlar yedi saniye içinde cereyan ediyor. evet buluyorum, başarıyorum. fiziğine güvenen, alımlı bir sözlük yazarı olmasıymış meğer beni korkutan. sonra yüzümü yıkayıp kendime gelmeye çalışıyorum. daha güçlüyüm şimdi. beni korkularımla yüzleştirdiği için ona ne kadar teşekkür etsem az, benden çaldığı ne varsa hepsini fazlasıyla yerine koymam için önayak oluyor, bu kadar, hepsi bu.
    (eve su getiren sucu, 12.07.2008 16:42 ~ 16:57)
  21. lenslerin tadının olmadığını kendisine söylemek istediğim yazardır. çünkü birisi ramazan ayında lens orucu bozar mı demişti zekeriya beyaz'a. o da bozmaz ağızda çözünmediği için demişti. çözünmüyorsa tad da yoktur. ben de zekeriya beyaz'ın yalancısıyım.
    (ceyza, 18.07.2008 23:30 ~ 23:32)
  22. boğazda kalan portakallı draje adlı yazarın news feedi olan draje. az sonra yatıcak heralde.
    (asd, 18.07.2008 23:32)
  23. birisi kontu garanti "zıkkım olsun" demiştir yada gözü kalmıştır o şişko tatlı topta denesi denesi ve denesi şeker tanesi.
    (durugörü, 18.07.2008 23:41)
  24. gözümü korkutmaya çalışan bir yazar. korkusuz korkak olduğumu biliyor galiba. beni karşıladı sözlükte. sağolsun.
    (protez bacaklı kirpi, 26.07.2008 15:11)
  25. "çok zengin, boğazda yalısı olan drajedir. [yazarla veya fular'ı kendine küstüren şeylerle yakından uzaktan alakası yoktur]

    x- istanbul'a geldiğimde bizim anneannemlerin evi var orada kalıyorum ben. sen?
    bkpd- bizim yalı var, ben boğazda kalıyorum."

    gibi bir espri yapm..

    sanırım ben de küstüm kendime.
    (ghujka, 26.07.2008 15:22)
 sayfa  / 2