1. söyleyecek,yapacak,yaşanacak onca şey varken;birdenbire vuku bulan,ağlamak nimetinden uzak kalınması ile bünyeyi delip geçen,bir nevi sessiz ağlama yöntemi.vücudun bile dertlere bir yere kadar dayanabileceğinin fiziksel kanıtı.sevdiklerimiz, sevenlerimiz kaybolur gider bu buhranda.
    yediklerimiz geçmez boğazdan..nefesler kısalır,azalır.sessizce haykırılır klavyenin bilimum tuşları ile.bir ferahlık aranır sanal mesafelerde.kalabalıklar içinde yalnızlaşılır,başkalarının da boğazı düğümlenmemesi için sine zorlanır yeni şeyleri de içine çeksin diye..
  2. aynı anda hem nefes almaya çalışmak hem de yutkunmaya çalışmak eylemlerini gerçekleştirirken yaşanılan olay, "eeaahhğğkkk" diye kalırsın mazallah..
  3. yutkunma ve ses çıkartabilme yetiniz felce uğrar bir garip olursunuz vesselam.
    ancak genelde insanlar bu hali çok sık yaşamazlar. ama bu ifade çok sık kullanılır olduğundan yaşadıklarında düşünürler buymuş lan boğazın düğümlenmesi diye.
    çok gariptir. o sizi donduracak kadar etkileyen hal karşısında kafanın bir yerinde boğazınızın düğümlendiğini de düşünürsünüz. yoksa bir tek bana mı böyle oluyor?
  4. akıldan çıkmaz bir andır, boğazın düğümlendiği an.

    kelimelerin kifayet kaybından öldüğü ve dünyanın resmen tersine döndüğü bir an

    sanki ömrün yağlı bir ilmekte
    öyle bir an ki, gözlerin delinmekte

    sanki kayan bir yıldızsın fezadan
    öyle bir an ki, beter bin türlü ezadan

    sanki, çelikten perçinlerle tutulur dilin
    öyle bir an ki, tek nefeste söner kandilin

    sanki kararır kaderin, okunmaz yazın
    öyle bir an ki, duyulmaz sesin, düğümlenir boğazın...


    sözün bittigi yerde yaşanır, hayatının en büyük dalgasını yemiş, küçük ve aciz bir kayıksındır, yalvaran gözlerle etrafı süzersin ki, bir şey olsa da bir tek söz edebilsem diye, gayri ihtiyari bir şekilde tuhaf hareketlerle o anı geçiştirmeye çalışırsın ama bir filmin, seyirci tarafından, durdurulup, tekrar tekrar izlenen en hüzünlü sahnesinde olduğunun farkına varman biraz zaman alır.

    say ki; gözlerin, nice yağmurlar biriktirmiş bir set, bir damla daha düşse (ç)ağlayacaksın, ne o damla düşer, ne o deniz taşar, susarsın, sessizlik seni aşar...

    gözleri gözlerine değince felaketin olur ama ağlayamazsın, bir cenaze merasimi içinde olduğun hissi sarmışken seni, mezara konanın da 'sen' olduğunu, buz kesmiş bedenine kendi ellerinle dokunduğunda anlarsın.

    eksilerek, azalarak, hazin sesi kısılarak biten bir şarkının, son cümlesinde bulursun kendini, tek bir defa ağır çekimde yutkunursun, dişlerin avını boğazlayan bir kaplan gibi diline kenetlenir.
    sonra... sonrası yok...

    belki bir otobüse el sallarsın...

    -----
    amman amman acı yüzler, kurşun gibi izler, son bakıştaki o gözler kaldı aklımızda...
    -----
  5. gözlerin dolmasına, içinde sıkıntı duyulmasına, başta karıncalanmaya ve insanın ne yapacağını bilememesine neden olur.
  6. ağlarken boğazıma bi düğüm yapıyorlar, daha çok ağladıkça daha da fazlalaşıyor. boğuyorlar sanki, konuşmak yasak oluyor. çok ağlıyorum ama daha da boğazım düğümleniyor sonra. ölsem diyorum bu acı biter mi ki?
  7. çok üzüldüğümde başıma gelen durumdur.oyle gösterdiler bize ağlama dediler erkek adam ağlamaz
    ya çünkü ondan iste.belki bende ondan etkilenmisimdir.gozyasi dökemediğim için belki de içime agliyorumdur.dugumlenir boğazım yutkunamam.sanki bir bıçak dik bir şekilde durur bogaimda,canımı acitir.aglasam geçer belki ama ağlayamam , erkek adam ağlamaz ya , iste ondan.