görseller
blood diamond 
  
belki ilginizi çeker
  1. · leyleklerin uçuşu
  2. · the constant gardener
  3. · pırlanta
  4. · de beers
  5. · içinde sevişme sahnesi olmayan filmler
  6. · leonardo dicaprio
  7. · tia
  8. · arnold vosloo
  9. · blood money
  10. · jennifer connelly
  11. · madde 98: hiç olmayacak birine dünyanın en inanılmaz konuşmasını yap (reklam)
gündem
  1. · bakire kız ile evlenmenin verdiği huzur
  2. · ugg düşmanı ezik kızlar
  3. · marjinal isim meraklısı aile
  4. · behlül sözlük yazarı olsa kullanacağı nick
  5. · dtp genel başkanının izmirlileri tehdit etmesi
  6. · 25 kasım 2009 emekçi grevi
  7. · günün tek kelimelik özeti
  8. · apikobal
  9. · stalingrad direnişi

blood diamond  

 sayfa  / 2
  1. ülkemizde 2007 şubat'ta gösterime girecek olan edward zwick imzalı bir filmdir..
    90'lı yılların sonunda sierra leone'de gerçekleşen elmas kaçakçılığını konu alıyor film.. başrollerini bu sene en iyi erkek oyuncu drama dalında iki kez aday gösterilen ancak ödülü kazanamayan leonardo dicaprio, djimon hounsou ve jennifer connelly paylaşıyor..
    leo, köstebek'teki güven vermeyen ve asabi karakterini kanlı elmas'ta bir elmas kaçakçısı rolünde sürdürüyor.. filmde harika bir güney afrika aksanı var..
    ancak yine başka bir afrika filmi olan hotel ruanda gibi bir şaheser beklemeyin.. zaten hotel ruanda gerçek bir olaydan uyarlanmıştı, bununla birlikte tokat gibi çarpan bir senaryo ve oyunculuk hakimdi filme.. kanlı elmas, ise çoğunluğunu leo'nun kurtardığı aksiyon sahneleriyle dolu.. ancak sonlarına doğru hikayeye biraz realite "zoraki" katılıyor ve bir kaç mesaj çıkarılabiliyor filmden..
    yine de, afrika'yla ilgili ses getiren filmler çekmeye başlayan hollywood'u tebrik etmeli..
    (nastura, 17.01.2007 02:18)
  2. ihtiras rüzgârları(legend of the fall), son samuray(last samurai) gibi pek çok ses getiren filme imza atan, usta yönetmenlerden edward zwick' in yönetmenliğini yaptığı film. afrika'da sierra leone'yi, zimbabwe'yi ve daha pek çok bölgeyi anlatıyor. oradaki insanların 1990'lı yıllarda yaşadığı iç çatışma, buna sebep olan dış güçleri en çok daingiltere 'nin sömürüsünü anlatıyor.
    (zeytinyaglipirasa, 04.02.2007 08:32 ~ 08:32)
  3. tam da 14 şubat öncesi er kişilerin imdadına yetişmiş süper film.

    şöyle ki;

    1- sevgilinizi alıp filme götüreceksiniz. di caprio unsurunu güzel pazarlayarak çekin sevdiceğinizi sinemaya.
    2- o duygusal bünye kesin içlenecektir. film çıkışında bu tip şeyler için kaç kişinin canının gittiğinden dem vurun. hissyatlı gözükün.
    3- mücevheri öcü gibi gösterin ona.

    sonrası sizin ağzınızın da laf yapmasına kalmış. artık "aşkooom bana tek taş alsanaaaa" demesi daha da zordur dişi kişinin. bir sinema bileti parasına çözdünüz olayı. hayırlı uğurlu olsun.

    not: sevgilim olsa kesin böyle yapardım.

    "- böhühühüh"

    not 2: televizyon reklamlarını izletmeyin, şerefsizler başlamışlar reklam yapmaya.
    (sycrone one, 05.02.2007 00:35 ~ 00:36)
  4. 90'lı yıllardaki sierra leone'de yaşanan elmas kaçakçılığını çok güzel anlatan film. sadece elmas kaçakçılığıyla kalmayıp afrika'daki yoksulluktan çocuk askerlere kadar birçok konuyu ele alıyor. izlerken insanın içinin sızlaması bir an bile gitmiyor. leonardo di caprio, djimon hounsou ve jennifer connelly rollerinin haklarını teker teker çok iyi veriyorlar. şu sıralar vizyonda olan ve izlenilmesi gerek bir film. ayrıca leonardo dicaprio'nun constantine filmindeki keanu reeves'e ve matchstick men'deki nicolas cage'e sigara içme konusunda gayet iyi bir fark attığıdır.
    (korialstrasz, 05.02.2007 18:24 ~ 18:24)
  5. mükemmel film. afrikadaki iç savaşı ve elmas piyasasında ki katakullileri tümüyle gözler önüne seriyor. leonardo di caprio mükemmel oyunculuğuyla izleyenlei şaşırtıyor. ayrıca duygusal anınızda giderseniz çıktıktan sonra da yarım saat ağlayıp, gözlerinizin şişmesine sebeb oluyor.

    dvdsi çıkınca alıp saklayacağım ve kızıma izleteceğim ki, elmaslar, pırlantalar hayallerini süslemesin.
    (piglet, 07.02.2007 15:15)
  6. 'çok gelişmiş' ülkelerin bu 'az gelişmiş' ve 'fakir' afrikada neler yaptığının (sadece bir dönem (90lar sonu)ve sadece bir yer için (sierra leone) göstergesi olmuş film. afrikanın fakirliğinin nereden geldiğini, ülkeleri kimlerin ne şekilde, ne oyunlarla yönettiğini ve afrikanın cetvelle cizilmiş düz sınırlarını kimlerin nasıl oluşturduğunu anlatan bir yapım olmuş. ama asıl sorgulanması gereken, bizim adetlerimizde olmamasına rağmen 80lerden sonra bir tek taş furyası türkiyede de almış başını gitmiştir. sanki bir yasal zorunluluktur, bir sevgi 'gösterge'sidir???. bir malı, nasıl da alınması gerekli olan bir zorunlulukmuş gibi beynimize yerleştirebildiklerine hala şaşıyorum, şaşıyorum, şaşıyorum...
    (şehzade mustafa, 09.02.2007 19:06)
  7. konusuyla çarpıcı ve gerçekçi, hollywood boş romantik hayallerinden tamamen uzak ve iyi aktörlerle dolu izlenmesi gereken bir film.

    "god left this place a long time ago" denir afrika için...
    (gonewiththesin, 12.02.2007 14:06)
  8. leonardo di caprio'nun kendini geliştirmeye devam ettiğini gördüğümüz gayet hoş bir film. djimon hounsou'da gayet güzel oynamış ki zaten oscar adayı oldu. gidilip görülesi hoş bir film.
    (twinkle, 12.02.2007 14:17)
  9. sezon filmleri için herkes "mutlaka tutku oyunlarına git, şahane" falan diyordu ama o kadar keyif alamadım. leonardo dicaprio'dan ise pek hazzetmediğimden kanlı elmas adlı bu filmi neredeyse es geçecektim. ne tutku oyunları yaa, hollywood film çekecekse böyle film çeksin. ağlayacaksam kadınların yalnızlığına veya erkeklerin çaresizliğine değil afrikada yaşananlara ağlamayı tercih ederim. e azından çıktığımda kafamda soru işaretleri, düşünceler ve araştırmak istediğim yeni bilgiler olur. beyni yıkanan 10 yaşındaki zavallı çocuklar, tırnağından küçük bir elmas parçası için sinek gibi öldürülenler, köle gibi davranılan adama parayı bulunca beyefendi gibi davranılması, baba oğul düşkünlüğü...salondan çıkarken paranın içine ediyim derken buldum kendimi...
    (cherryblossomgirl, 13.02.2007 20:38 ~ 20:38)
  10. elmaslardan nefret ettiren izlenesi film...
    (pedaliza, 13.02.2007 20:45)
  11. parmak ısırtan bir leonardo di caprio performansı izlediğimiz kaliteli bir film. oscar almazsa eğer akademinin leo ya cidden gıcık olduğunu düşündürmesi muhtemel olacaktır.
    (menippe, 20.02.2007 09:18)
  12. "mesaj kaygılı iyi film nasıl çekilir?" sorusuna cevap niteliğinde bir yapıt. sanırım ki izleyenlerin çoğu lord of war ile istemeselerde karşılaştıracaklardır. gerçi o da mesaj kaygılıydı ama çok daha iyiydi.
    (keyif pezevengi, 22.02.2007 00:29)
  13. içinde hiç sevişme sahnesinin olmadiği bir hollywood filmi. de beers firmasının filmin cekilmesinde ve yayina girmesinde zorluk çıkardığı bilinir.
    (poppy, 22.02.2007 00:57)
  14. ''bu çocuk her filmin sonunda ölmek zorunda mı?'' dedirten film
    (peasklepios, 22.02.2007 10:15)
  15. kesinlikle gidilmesi gereken bir film giriş gelişme sonuç herşey çok iyi çok güzeldi.müzikleri de tam filme uygundu.

    (bkz: oscar)

    (bkz: siddetle tavsiye etmek)
    (josephine, 22.02.2007 19:55)
  16. esas oğlanın yine sonunu göremediği, tek taş die tutturan hatunların mutlaka izlemesi gereken, 3. dünya ülkeleri üzerinde dönen dolapların hollywood tarafından bol aksiyonla anlatıldığı ,izlenmesi gereken filmler listesine girebilecek film.

    -amerikalı mısın?
    -suçluyum

    ve filme imzasını atan söz.

    "birbirimize yaptıklarımız için tanrı bizi affeder mi die düşündüm hep. sonra etrafıma şöle bi baktım da tanrı burayı terkedeli çok olmuş."
    (karambakaravita, 23.02.2007 17:13 ~ 16.07.2007 17:58)
  17. danny archer: so you're a fisherman, ha? what do yo catch mostly?
    solomon vandy: fish.

    kesinlikle izlenmesi gereken filmlerden.sonu da oldukça tatmin edici.

    bunu alan bunu da aldı : (bkz: leyleklerin uçuşu)
    (neverlander, 27.02.2007 16:58)
  18. bu filmden bahsetmeden önce belirtmek isterim ki, hiç anlayamamışımdır insanların ayaklı kasa gibi gezmelerini. yüzüne 10 kilo fondoten sürse, 5kilo elmas taksa güzelleşir mi insan ya da hayvan postunu pardon kürkü giyince? heralde herkes bilir nike'ın uzakdoğu'da çocuk işçi çalıştırdığını. ama nike ile daha bi güzel olmuyor muyuz? bir nur geliyor tüm bunları yapınca o şapşal suratlarımıza, değil mi?

    evet filmi yeni seyrettim. taze bitti. sinirim bundan.

    filme gelirsek... konu itibariyle hoş dersem hayatın ne kadar boktan olduğuna dem vurmam lazım. zira gerçek olaylardan esinlenerek yapılan böyle bir filmin konusuna güzel ve başarılı demek kanıma dokunuyor. keşke hep uydurup uydurup çekseler filmleri. ama hayattır, filmdir, paraleldir, gerçektir. görürsün, görmezsin. sen bilirsin(sanıyorum bu giri filmden bağımsız öfkeli bir giri olacak)
    film tamamiyle hoşuma gitti diyemem. gözüme batan yerleri vardı tabi ki. çok lüzumsuz olan son sahnenin dışında da örnekler sayabilirim ama konudan sapmamak için şimdilik bahsetmeyeceğim. insanın içine oturan bi film. en azından benim oturdu. en başından beri insanların bi dünya para verip eline koluna kafasına taktıkları şeylerin böyle saçma sapan yollardan geçtiğini görmemiş bir kör olarak, gözümü açtı. gözünü açmayan maymunlara duyurulur. tek taşını kendi alacak olan varsa direk afrika'ya gidip almalarını öneriyorum bu filmden sonra. sıkıysa gidin ordan alın.

    filme konsantre olup iki kelime edemedim hala , sürekli dağılıyor konu. demek ki etkilenmişim. demek ki başarılı bulmuşum.

    leonardo bu defa da öldü, bizi şaşırtmadı. solomon fazla iyiydi. o biraz gözüme batmadı değil. hani melek misin gümüş söğüt dalı mı tadında. böyle iyi insan kötü insan göndermeleri yerinde olmuş ama solomonun tuzu biraz fazla kaçmış sanki. leonardo için de bu kötü olmasın ben mi olayım demedim değil. bir de o son sahne nedir zwick bey? hayır holivud filmi olduğunu unuttuysak diye yaptıysan, gerek yoktu. he bir de her zamanki gibi kötünün iyiyle evrim geçirmesindense leonardo'nun alıp elması kaçmasını beklemiştim ben. gerçek gerçektir, kötü kötüdür. herkesin içinde biraz iyi vardır gibi konuşmalar vardı filmde ama ben yine de bu kötünün iyiye yönelmesine sinirleniyorum. kötüysen kötülüğünü bil. leonardo vurulmasaydı elmasla kaçmayacak mıydı sanki? hani o beybifeysin altındaki sinsiyi gizlemişler ama bu durum gerçek olsaydı çok büyük ihtimal basıp gidecekti leo.

    aslında filmde takıldığım yerler var ama duruma sinirim geçmedi hala. filmin sonunda üçüncü dünya ile ilgili bi kaç laf ediyorlar, sinirlendim. yaratan sen, konuşan sen.

    afrika'da madenler var diye huzur vermiyoruz, ortadoğu'da petrol var diye. rusya'da da gaz var. hadi onu da rahatsız edin yiyosa.. bizim de borumuz var, bizi de huzursuz ederler mi acaba?

    hasbinallah.

    kısaca. izleyin efendim. izleyin de sinirlenin. sonra gidin sevgilinizle falan kavga edin. ondan sonra barışma hediyesi size pırlanta yüzük getirsin, barışın. evet evet, film aslında tam da bu amaca hizmet ediyor. ironi mi paranoya mı ben de tam kestiremedim şimdi. öyle bişeyler işte.

    son olarak da ''beni bu kadarcık sevsen yeter'' diyenlere, başımla birlikte demek istiyorum.

    nokta.
    (böcek, 07.03.2007 02:52 ~ 03:24)
  19. film çıkışında; elinde elmas yüzükle, kapıda seni bekleyen ilk ve son aşkını görsen ne yaparsın? sorusuna sebep olmuş film.
    (bkz: hatundan dayak yemek)
    (bakarsinbirigelirelimdekielmayiyer, 20.03.2007 13:57)
  20. türkçeye kanlı elmas olarak çevrilen, dünyanın çok yakın geçmişinde yaşanan(yeni milenyuma girerken), insanı dehşete sürükleyen inanılmaz olayların geçtiği , her silah sesinde yerimden hopladığım, her çığlıkta içimden bir şeylerin koptuğu, elması zaten sevmezdim ama bundan sonra tamamen karşıyım dediğim, gözünü para hırsı bürümüş insanları ve onların hiçbir günahı olmayan çocuklara yaptıklarını anlatan, belgesel niteliğinde film..
    (ellisande, 26.03.2007 17:46 ~ 17:48)
  21. dicaprio'yu ilk defa sevdiğim film. afrika'da elmas ticaretinin dehşetini yansıtma amaçlı çekilmiştir. izlediğimde çok etkilenmiştim.
    (özgürlük, 24.04.2007 16:16)
  22. 2005 yapımı bir edward zwickfilmidir.başrollerini leonardo di caprio ve jennifer connelynin paylaştığı filmdir.afrika’nın balta yerine silah girmiş ormanlarında adlarına kanlı elmas denilen elmaslar çıkarılıp,yarın önlerinde diz çöküp evlenme teklifinde ya da ilan-ı aşk yapacağımız kadınların parmaklarına kadar giden yoldaki maceraları konu edinmiş filmdir.

    hikayemiz bir afrika ülkesi olan ve çoğumuzun sadece bilinç altındaki okyanus sularına komşu olan gazatelerin satır aralarında ya da izlediğimiz ana haber bültenlerinin sadece alt yazılarında görülen sierra-leone ’ de geçmektedir. evet bugüne kadar belkide böyle bir ülkeyi duymadık haritada nerde olduğunu bile bilmiyoruz ama büyük devletlerin kurmuş olduğu kurtlar sofrasında onların salyalarının ortasında ve iştahlarını kabartacak elmaslarla süslü bir ülke.filmin başında da geçen bir cümleyi aynen naklediyorum;

    ‘’bu ülkede binlerce insan öldü ve milyonlarcası mülteci yaşamak zorunda kaldı.ve hepsi görmedikleri bir elmas yüzünden.’’

    filmimizin konusu adeta bu cümle tarafında ağlarını örüyor ve bizi merkezdeki daireye kadar götürüyor. solomon,sierra-leone’de ailesiyle birlikte yaşayan(daha doğrusu yaşamaya .çalışan) bir yerlidir.ancak ülkedeki asilerin köyünü basması sonucu ailesi kaybolur kendisi de elmas madenlerinde çalıştırılmak üzere götürülür ne var ki çalışması sırasında bir elmas bulur ve onu unutmayacağı bir yere gömer.afrika’nın göbeğinde ki ülkede ise eskiden belgesellerde görmeye aşina olduğumuz ateş çevresinde tam tam larını alıp müzik yapan ve dans edenler insanlar yerine artık silahlarını havaya ateş açıp savaş dansı yapan insanları görüyoruz.danny archer ise (leonaro di caprio) elmas işine bulaşmış bir nevi sofraya konmuş lezzetli bir sierra leone ile ağızlarında salya ile bekleyen aç kurt misali devletler arasında bir nevi çatal görevi görmekte olan eski bir askerdir.bu iki adamın kaderi bir hapishanede buluşur.sonradan archer solomon’un bulduğu elmas hakkında haberdar olur ve maceramız bu şekilde jennifer connely’ninde gelmesiyle başlamış olur. nitekim gerçekleri yazan bir gazeteci her eve lazım.

    ülkedeki kaos ortamı daha önce hotel rwandaya da city of godfilmlerini izlediyseniz size pek yabancı gelmeyecektir. söz konusu kaos ortamlarının ortak noktası ise elinde silah tutup beyinleri yıkanarak kendi ebeveynlerine silah doğrultacak kadar ileri gidebilen çocuklardır.sözüm ona bu çocukların yüzüne bakmak için afrikaya gitmeyede gerek yok hemen kendi toprağımızda ki güney doğuya bakmamız kafi olacaktır.son olarak değineceğimiz konu ve aslında son olarak değinmemizin nedeni filmdeki siyah-beyaz ayrımı.şimdi bir düşünelim afrika dendiğinde aklımıza ilk gelen siyah kıta olması sonrasında filmi ilke kez izleyecek olan kişi ister istemez aklında bir siyah-beyaz ayrımına gidecektir ne var ki filmden çıkan insan filmin başında düşündüğü şeyi tamamen unutacaktır.yönetmen oldukça bu konuda iyi bir iş çıkarmış günahları ve sevapları iki ırkın üzerine adilce yüklemiş.

    sonuç: eğer yukardaki yazıyı üşenmeden okuduysanız ve filmi içinize sindirdiyseniz siz de bu filmi sevgililerinize,kızlarınıza eşlerinize izlettirin.bu filmde hepimizin kulağına küpe olsun,içerisinde elmas bulunmayan bir küpe
    (genius kusagami, 15.06.2007 12:27)
  23. fazlasıyla güzel mesajlar içeren film.beni düşüncelere salmıştır.elması düşünmemişimdir.ama aklıma ırak gelmiştir,afganistan gelmiştir,afrika'daki çocuklar gelmiştir.kendi kendime "önünde cips, elinde kumanda sen burda otururken ve hala hayatında hayıflanacak şeyler bulurken her insanın omzuna çok ağır gelecek acılar yaşanıyor dünyanın bir yerlerinde"demişimdir.ama sorun... ne yapmışımdır bu acıları dindirmek için ya da ne yapabilirim?keşke demek neye ilaç olur ki?
    (dünya koca bir yalandı gördüm, 09.08.2007 12:10)
  24. lord of war 'dan sonra bazı pislikleri gösteren filmlerden biridir. aynı zamanda her ne kadar amerikan propagandası olsada bölgede ki vahşet açısından (bkz: tears of the sun).
    (cursedsw, 09.08.2007 12:31)
  25. (bkz: black diamond)
    (strutter, 24.09.2007 21:13)
 sayfa  / 2

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil