yurtta üst katta kalan elemanın geceleri bu aletle süperbaba melodisi çalması üzerine benim de evden getirdiğim alet. flütle nightwish çalmaya başladığımdan beri üst katta ses kesilmiştir.
hüzünlü ezgilerin çalgısı. özellikle 2-6 yaş arası çocuklar üflediğinde ezgiler anathema parçalarını anımsatıyor. insan "tanrım bu dünyaya ben niye geldim" diye sorgulamadan da edemiyor.
aslında çok iyi işler yapılabilecekken eğitim sistemimizin bir artığı olmuş çalgıdır bence. sesi gayet temiz ve güzeldir. kolay çalınır her şeyden öte. yahu bi ney üfleyelim dedik, araya dersler girdi diye sol notasını bile çıkaramadık ki daha dem sesler vardır. yan flüt çok pahalı.
bari bu çalgıyı doğru düzgün bir şekilde, oyuncak etmeden yapsalardı da kullanabilseydik. şeytan diyor ki al eline, çık sahneye.
müzik aletlerine olan ilginin körüklendiği ya da nefrete ve mesafeye dönüşebildiği dönemde hayatımızda yer eden bir aletti genel anlamda. kulağı okşayan melodileri kendi düdüğünden çıkarıyor olmanın sevinçle karışık gururunu yaşatırdı. (mübarek 22 telli fender sanki)
"abi bak tarkan'dan şunu çalıyorum galiba"yı ya da temizleme çubuğuyla ilgili yapılan cinsel çağrışım ve muhabbetleri es geçiyorum.
istanbul dilencilerinin yeni gözdesidir. hayır arkadaşım amerikan filmlerini izlediniz,orada metrolarda keman,gitar falan çalarak para kazanan elemanları gördünüz ve girişimci ruhununzu susturamadınız,ona bir diyeceğimiz yok. başladınız akordeon çalmaya her ne kadar çalamasanız da. ama şimdi sıra blok flüte geldi. eline bir blok flüt bir de çokonat kutusu geçiren soluğu kaldırımlarda alıyor,sabahtan akşama "füttürü füttürü" üflüyor,tabi yine çalamıyor. halbuki nesi vardı "babam hapiste,annem veba,kardeşim lösemi,ben de dilenciyim" repliğinin.
geçmişi hatırlatan ufak ayrıntılardan biridir. sokakta blok flüt çalan birini gördüğünüz zaman hemen insanın aklından bir zaman ne de zevkle çaldığı geçer o meleti. hala verseler segah peşrevini hatasız çalacakmışsın gibi gelir hatta. sesi insanı çocukluğuna ilkokula ortaokula götürür. "süper baba"nın jeneriğini getirir akla. ilkokulda bando takımlarında bir de flüt ekibi bulunduranlara nasıl güldüğünü düşünürsün.. oradan cuma akşamlarını hatırlarsın. okul yoktur ertesi gün, pazartesine de çok vardır. uzakta okuyorsan ve haftasonu için evine gelmişsen televizyonda süper babanın oluşu büyük bir nimettir. ortaokul arkadaşların, derste yaptığınız haylazlıklar gelir sonra. sözlüde büyük bir ciddiyetle çalarken bir arkadaşın güldürdüğü için flütten gelen iğrenç sesin sınıfı nasıl yerlere yatırdığını düşünürsün. kimbilir o arkadaşın nerlerdedir şimdi? ya da "love story" i öğrettikleri gün sınıf halinde çalarken, bir taraftan notaların yerini arayıp bir taraftan platonik aşkına göz ucuyla bakmak için neler çektiği. ya o kız nerelerdedir?? sözün özü blok flüt do re mi değildir aslında bizim neslimiz için. en keyifli zamanımıza tanıklık eden ufak hatıralardan biridir.
ilkokul, ortaokul ve dengi yerlerde genelde kaval sesi çıkar bundan. bildiğin kaval işte. hakkını verip, blok flüt duayeni olana en azından ben rastlamadım. saniyede 20 nota üfleyene, flüte dinamit sokup seyirci üstüne atan ya da flütle civciv ezene de. titanic patlama yapmışken kızlar my heart will go on çalardı bunla, evet ben de onlardan biriydim, devamını bile çıkarmıştım. (feci bir müzik kulağım olduğunu anlatmaya gerek yok sanırım)
onuncu yıl marşını komple çalana kafadan 5 verilirdi o zamanlar. 87/100'ünü çaldığımdan 4,5'tan 5'i haketmiştim. kalan yüzde on üçlük kısım son notalardan heyecandan çıkan fiyuuuv fiyuuuv seslerinden gitmişti ama bana sorarsanız bu çok daha egzantrik bir yorum olmuştu. tabii insanlar o zamanlar cover işinden anlamıyor, sanata saygı duymuyordu.
genelde bu aletten kaval sesi gelir ama esas uygun olmayan ellerde bu alet bir canavar düdüğü sesi çıkarır ki asıl olay odur. bir de temizleme fırçası vardı, böyle yumuşak yumuşak, pembe pembe, nein davut.
öğrencilerin hayatını kabusa çeviren müzik aleti. hoca bir parça seçer, muhtemelen ondan not verirdi. bu plastik aleti çalamayıp, canı yanan bi çok öğrenci vardır. müzikten soğumuşlardır. birde sinirlenince, flüte olağan gücünle üflenip, tükrükler etrafa saçılırdı. ortaya iğrenç bir ses çıkmasına rağmen, bütün sinir geçerdi.
ayrıca çok amaçlı bir alettir. koltuğun altına bir şey kaçınca çıkarabilirsiniz.
daha orta birinci sınıftayken müziğimin karneme iki gelmesine neden olan alet.bir de ortaokulda müzik sözlülerinde bunu çalan arkadaşlar heyecandan titredikleri için flütü öyle bir öttürürlerdi ki hatırlamak bile istemiyorum.
çalmayı öğrenmesi ve taşıması kolay olduğundan, ayrıca cüzi fiyatından dolayı, okullarda müzik dersinde kullanılan enstrümandır. her şeye rağmen, çalma tekniğini ısrarla öğrenmek istemeyen ve müzikle arası hiç iyi olmayan arkadaşlarınızın çıkarttığı sesler ve girdiği şekillerle eğlenebilmeniz açısından da güzel bir enstrümandır...