blog 

adana çık aradan

  1. bir tür internet üzerinden kullanılan kişisel not defteri. günlük gibi kullanılanları da vardır. ancak ortak paylaşıma açık sayfalarda yayınlandıkları için günlük tanımından uzaktırlar, bu yüzden de özel sırlar pek yazılmaz.
    (vikartindur, 04.05.2004 22:32)
  2. herkesin mutlaka sahip olması gereken e-günlük. rss, atom sayesinde esnek yapı kazanmışlardır.
    (cyberboy, 06.07.2004 22:28)
  3. (bkz. blogger)
    (creepingdeath, 30.08.2004 01:22)
  4. (bkz: http://www.netlarus.com)
    (benbirküçükcezveyimköşebucakgezmeyim, 13.08.2005 21:28)
  5. (bkz: http://nanometer.blogspot.com)
    (nonscholasedvitadiscimus, 29.10.2005 22:24)
  6. (bkz: nanometer.blogspot.com)
    (nonscholasedvitadiscimus, 29.10.2005 22:24)
  7. www.blogger.com dan beleş blog alabilirsiniz.
    (thefittiriktospik, 29.10.2005 22:27)
  8. web 2.0 ile birlikte yazılı kültür imkanlarının internet üzerinde sonuna kadar sözlü kültüre çevrildiği ortam, araç, gereç vs.
    (hzhubble, 12.11.2005 13:36)
  9. (bkz: http://esatergun.blogspot.com)

    (bkz: http://www.blogkardesligi.com)

    e-günlük.
    (aspirin, 16.11.2005 19:17)
  10. (bkz: blok)
    (azwepsa, 25.11.2005 12:27)
  11. türkiye'de bir de http://www.blogcu.com dan beleş üyelik alabilirsiniz.
    (konser ve acacagi, 25.11.2005 14:13)
  12. 3 çeşit günlük vardır

    1- 12- 18 yaş arası genç kızların yazdığı, sevgililer, erkek arkadaşlar, aile ile liseli kız tripleri yüzünden girilen saçma sapan durumuları, sebepsiz histeri krizlerini, tripleri kıskançlıkları, kaprisleri içeren günlük.

    2- hayatla, etrafta olan herşeyle, insanlarla ilgili keşfedilen tecrübelerin not edilmesi ki bunları başkalarının görmesine gerek yoktur, kişisel sorgulamalardan ve çıkarımlardan ibarettir çünki. (bkz: private investigations). ki bu çeşit günlük daha çok anı olarak tanımlanır. önemli devlet adamları, askerlerden bile bu şekilde önemli olayları yazanlar vardır. zaten bu çeşit günlük her gün yazılmak zorunda değildir, sadece kayda değer olanlar yazılır.

    3- günlük olaylar, sıkıntılar, sevinçler, küçük keşifler, düşünceler, tasarılar, planlar vb. konuları anlatacak, daha doğrusu etrafta, arkadaşlar arasında bunları anlayacak insan olmadığı için mecburen yazılan günlük çeşidi. bu çeşit günlükte, hissedilenler bir şekilde dışarı çıkarılmak zorunda olunduğu için mecburen yazılır ama yine de bunları birilerinin okuyacağı düşünülerek ya da sanki okuyacakmış gibi yazılır.

    blog, günlük konseptinin 3. şekilde kullanılmasına karşılık gelir. yazar sanki birisi okuyacakmış gibi değil, okuyacağını hatta yorum bile yapabileceğini bile bile yazar.
    (deep thinker, 29.12.2005 14:50 ~ 24.04.2008 03:30)
  13. son zamanlarda google sayesinde ev hanımlarının veya dışarıda çalışıp ev işlerine ilgisi olan bayanların yaptıkları yemekleri, ördükleri örgüleri ya da ev hakkında herhangi bir konuda pratik bilgileri bu siteler sayesinde verdiklerini görüyorum. forumlar açılmış, şu keki yaptım ama kabarmadı, bebek yeleği öreceğim ama yalancı selanik nasıl oluyor anlamadım, ayrıntılı anlatır mısınız, yeni aldığım bluzum yağ lekesi oldu, ne yapmayalım gibi sorulara anında cevaplar veriliyor. bayanlar kendi aralarında fikir alış verişi yapıyorlar. ortada bir pasta börek, çay eksik. herkes bir diğerinin sorusuna cevap yetiştirme telaşında. ama bu sayfalardaki en eğlenceli kısımlar bence şu; blog sahibi pastasını yapmış, resmini çekmiş, sayfasına eklemiş. güzel. ama, niye o dantelli örtünün üzerinde mutfaktaki en süslü tabağın içinde o kek? sunumu daha iyi olsun diye mi? bence değil. biraz hınzırca düşünüyorum; "bakın kekim mükemmel kabardı, bu porselen tabağım ise gelinlik çeyizimden. keki boşverin örtü nasıl? güzel değil mi? annemin el emeği, göz nuru." vallahi ben bu sayfalarda gezinirken çok eğleniyorum. birkaç bişey de öğrenmedim değil, yararı oldu tabi. bir kez daha anladım kadınların ürettikleri şeyleri sunmaktan nasıl da zevk aldıklarını ve takdir de ettim.
    lafı uzatacağım ama kadınların bu bilgi paylaşımı aklıma bir olayı getirdi. bunu da hemen aktarıp kapanışı yapacağım:
    vakti zamanında iki teyzenin dolmuştaki muhabbetlerine kulak misafiri olmuştum. ikisi de birbirlerini sadece dolmuşta görmüşlerdi. hava kararmak üzere bir teyze elindeki poşetle dolmuşa atlayıverdi ani bir atakla, hem de o yaşta (40-45). sonra yanındaki diğer teyzeye döndü:
    -eve giderken yufka alayım da börek yapayım dedim.
    +iyi yapmışsınız.
    -güzel oluyor bu tarif. geçen günde yedim.
    +nasıl?
    -normal bidiğimiz börek var ya
    +hıı, tamam.
    -aynen öyle yapılıor ama yufkaya yoğurt değil de ılık su sürüyoruz. çok yumuşak oluyor, dene bakalım sen de (dikkat! senli benli muhabbet başladı)
    +yapim bakalım.
    -ben inicem şimdi, marketin üstündeyim. çaya beklerim.
    +yakınız. dur beraber inelim.
    gülüşmeler...


    türk kadının her halini seviyorum ama en çok da samimi olmalarını.
    (gülümsün, 08.12.2006 13:09)
  14. (bkz: wordpress)
    (mayakovski, 03.03.2007 16:31)
  15. klasik iletişim kuramında gönderen --> araç (medya) ---> alıcı (hedef kitle) formülü vardır. günümüzde gelişen yeni iletişim araçlarıyla bu formülde edilgen konumda olan alıcılar, gönderen konumuna evrilmektedir. bu yeni gelişen iletişim araçlarının en önemlilerinden birisi blogtur.
    (mayakovski, 04.03.2007 09:29)
  16. ingilizcedeki "web" ve "log" kelimelerinin birleşmesinden oluşan weblog kavramının zamanla yaygınlaşmış ve kısaltılmıştır adıdır. türkçede "açıkgünlük", "ağ günlüğü", "e-günlük", "web-kütüğü" gibi bazı isimler önerilse de, kelimenin yaygın kabul görmüş bir karşılığı henüz bulunmamaktadır. türk dil kurumu da henüz bir karşılık önermemiştir.
    mesela;
    sevgili günlük
    bugün sabahın köründe evimin yan tarafındaki inşaattan gelen acayip seslerle(çivi çakmak için çekiçle çiviye vurulmasından dolayı çıkan ses) uyandım aslında tam olarak uyanmadım önce yatağımdan sıçradım havadayken kendime geldim düştüğümde tam olarak uyandım diyebiliriz.
    ardından yan taraftaki inşaata gidip o çekiçi sesi çıkaranların kafasına sokmayı aklımdan geçirsemde içimden küfretmekle yetindim. ardından okuduğum kişisel gelişim kitaplarının etkisiyle olaya olumlu tarafından yaklaşmaya karar verdim ve erken kalktığım için güne erken başlayacağımı ve bunun için şanslı olduğumu düşünerek olaya pozitif bakmayı başardım
    yaşamak için yemek yemem gerekiyordu ve kahvaltı etmeye karar verdim kahvaltıyı hazırlamaya koyuldum tam çayı ocağa koydum ki bir de ne göreyim tüp yanmıyor tüpün bitmiş olduğunu düşündüm o sırada kafamın hemen üstünde bi ampül yandı bir yerde okumuştum tüpünüz bittiği zaman böyle havaya kaldırıp sallayınca daha bi güzel yanıyormuş hemen salladım tüpü. ama nafile beyhude çabalarım bi sonuç vermedi tüp bitmişti haliyle çay da yoktu ve ben çaysız bir kahvaltıya kahvaltı demezdim demedimde.
    tüp söylecektim ama sabahın körü olduğu için tüpçünün kapalı olduğunu düşündüm yada öyle düşünmek istedim
    hemen giyinip dışarı çıktım yolda aklıma biraz evvelki kitap yine geldi yine yeni yeniden pozitif düşünmeye başladım sabahleyin uzun zamandır dışarı çıkmamıştım ve bunun yanında havada çok güzeldi tertemiz bir hava vardı dışarıda
    kahvaltı yapabileceğim güzel yer aramaya koyuldum ve buldum.
    hoş ferah temiz bir mekandı camın yanındaki masaya oturdum garson geldi. gitti. ardından kahvaltım geldi ve büyük bir iştahla yemeye başladım hayvan gibi acıkmıştım hayvan gibi yiyordum o sırada kapıdan elinde gazete ile çok güzel bir bayan girdi. bana baktı ben ona baktım yüzümde yumurta ve ekmek kırıntıları vardı açıkcası bana mı yoksa yüzümdeki yumurta parçalarına mı baktı bilmiyorum neyse o bana baktı ben ona sonra sağ çaprazımdakı masaya oturdu ben bir yandan yemek yiyor bir yandan da onu süzüyordum ama nedense o bana bakmıyordu oda kahvaltı istedi ben kahvaltımı bitirdim üstüne o evde yapamadığım çaydan istedim bi tane daha hem çay içiyor hemde gelirken aldığım gazeteyi okuyordum bunların yanında kıza da bakıyordum. ben köşe yazılarını okurken sağ çaprazımdaki masadan garip sesler geldiğini duydum kafamı o tarafa çevirdim o güzelim kız istifra ediyordu. bu kusanın kapıdan giren o güzel kız olduğuna inanamadım hani insanlar hayran olduğu insanları mesela sanatçıların hep gördükleri gibi olduğunu düşünürler ya yani kimse hayran olduğu kişiyi afedersiniz sıçarken düşünmez bende aynı o duruma düşmüştüm hatta daha kötüydü az önce baktığım kızı kusarken gördüm.
    hemen hesabı ödedim ve çıktım saatte epey olmuştu bugünün benim için çok kötü geçeceğini bugünün çok kötü bir gün olduğunu düşünüyordum ki yine aklıma aynı kitap geldi pozitif düşün dedim kendime. düşündüm ama bunda pozitif bişey bulamadım eve gittim geceye kadar uyudum uyandım ve bu yazıyı yazdım
    (khasnak, 10.07.2007 22:39 ~ 11.07.2007 00:59)
  17. bana oldukça gereksiz gelen bir oluşumdur. belki blog kavramının kendisine değil, mevcut bloglara karşı bir yargıdır bu ama genelde bloglar şu tarz yerlerdir:

    ––––•(-• ~=k@$h@rgirls's blog=~ •-)•––––

    subject: chook mutsuzuuum :(((
    millet bugün sıçharken tuwalet kaqıdı bitthi:(( kaldım öölee :'(


    234 comments on this title:

    lonelyboi:
    sen iste tuwalet kaadın olurum askhım hehe ben silerdim sorun deil süpper emiciyim hemde
    (15 minutes ago)

    sweet_hot:
    ayy cınham benim de btmishti chook kotu oluo öle yaa anlıorm seni sheker..
    (6 hours ago)

    numß:
    yawws ne gerek var tualet kağdına zıç kalk işte :p
    (1 day ago)

    h0rny_pr1nc3:
    aa kızlar sıçıo muydu:o ben güzel kızların kakası pembe olur sanıodm lan :o
    (2 days ago)

    [1] [2] [3] ... [24] [25] next >>
    (harbegidensarısaçlıçocuk, 23.07.2007 18:40 ~ 18:45)
  18. eğer bir blog sahibi iseniz herkese bunu söylememeniz gerekir(miş). zira yazılanları anlamayan önyargılı insan(cık)lar çıkabilip hakkınızda yalan yanlış atıp tutabiliyorlar(mış).

    yani blog sahibi olmak bir yerde hayat tecrübesi edinmek gibidir.
    (nisan cadısı, 10.01.2008 14:03)
  19. bir "portmanteau" imiş efendim. ben bugün bunu öğrendim.

    blog web ve log kelimelerinden türemiş yeni bir kelimedir bilindiği üzere. daha sonra blog olarak dillere pelesenk olmuştur. işte böyle iki kelimenin tamamından türemiş veya biraz ondan biraz bundan alarak türetilmiş kelimelere "portmanteau" deniliyormuş.
    (fantastik karakter, 21.01.2008 02:50 ~ 03:05)
  20. (bkz: 2008 blog ödülleri)
    (darkenfact, 23.04.2008 15:12)
  21. (bkz: sanal günce)
    (closer, 23.04.2008 15:20)
  22. "yağmur yağıyor yine. damlalar buğulu cama değil, usulu usul, ılgıt ılgıt atan kalbime çarpıyor sanki. çünkü sen yine yoksun yanımda. aynaya baktığımda gözbebeklerimi, gözbebeklerimin içine baktığımda silüetini görüyorum ve hıçkırıklarımı tutuyorum umarsızca. derken kapı çalıyor, bu hüzün buhranını yırtmak istercesine zoraki, kikirdek bir surat ifadesi takınıyorum. heyecanla koşup kapıyı açıyorum. ne yazık ki sadece murtaza efendi gelen. "servise çıktımdı da bir isteğiniz neyin var mı diye soruvurayım dedimdi" diyor yüreğimde kopan fırtınalardan habersiz. hiç vazgeçmeyeceğim yine de. hiç olmadığını bile bile seni sevip, bir ömür bekleyeceğim, yağmurlu bir gecede, kapımı apansız çalarsın belki diye..."

    bu ne abi ya? diyebilirsiniz. hemen açıklayayım. bu yukarıda gördüğünüz yapmacık, suni bir blog yazarlığı örneğidir. biraz kasarak kapıcı murtaza efendi bile bu tarz yazılar yazabilir rahatça. ama ne olur, doğallıktan uzak, insanları edebiyattan tiksindiren, saçma-sapık bir şeyler ortaya çıkar. daşşak malzemesi yapar benim gibiler blog yazarlarını .tabi güçlü kalem blogçular beni kaale almaz, adam yerine koymaz o ayrı. onlar öyle yücedir ki kolları arşa uzanır. moloz süprüntüsü edebiyatçıları diye tabir ediyorum ben bunları.

    yukarıdaki ve türevleri gibi, birkaç aşk romanının içine bakıp -okuyup bile değil- çalakalem, yalap şap bir boglar yazıp, birtakım sikindirik blog sitelerine bu "eserleri" konduran, "ben yazar oldum, amma usta edebiyatçıyım haa" egosantrizmiyle kendi reklamını yapan zavallılar var maalesef. maalesef diyorum çünkü insanlar edebiyat diye bu suni, kasıntı, duygu sömürüsünün eseri püsürleri baştacı ediyorlar.

    bir hiçsiniz. hem de koca bir hiç!! ortaokul çocuklarının günlüklerine yazdığı şiirlerle, aşk gibi insanların en tabii duygularının bokunu çıkararak yazılmış yazılarla ancak liseli, bunalım takılan çoluk çocuğu kandırabilirsiniz. sizlere tavsiyem ivedilikle bu yaptığınız saçmalığa bir son verin. herkes başımıza emile zola, kafka, jack london, amin malouf kesildi üç günde. bugün size değer veren küçük güruh yarın ben bu malları mı takip ediyormuşum zamanında deyip suratınıza tükürmek isteyecek. gelin vazgeçin bu sevdadan. hem size yazık, hem de bize.


    peşin peşin bir not: gerçekten deli-manyak yazarlara da rastladım. ama tahmin edersiniz ki çok az sayıdaydı bunlar. onları ayrı bir yere koyuyorum.
    (eve su getiren sucu, 07.07.2008 11:32)