kanımca gelmiş geçmiş en iyi power metal grubudur. (niki soulforged olan bi insanın daha farklı düşünmesini beklemiyordunuz heralde)
hansi kürsch-vokal ve bas
andre olbrich-gitar
marcus siepen-gitar
thomen stauch-davul
7 stüdyo, iki de live albümleri vardır. 80lerin sonlarında almanyada kurulmuşlardır. o sıralar baya sertlerdi, şimdi daha senfonik bir hal aldılar. bilimum fantezi eserinden etkilenip şarkı yazmışlardır. örnek: nightfall in middle earth - silmarillion
hansi iced earth'den jon schaffer'la demons&wizards projesini yapmıştır. o albüm de baya güzeldir.
28.09.2002'de bostancı'da gayet güzel bi de konser vermişlerdir. fantezi, frp ile ilgileniyorsanız mutlaka dinlemelisiniz.
(bkz. http://www.blind-guardian.com)
2002 yılında istanbul bostancı gösteri merkezi'nde de bir konser vermiş alman power metal devi.şarkı sözlerinde fantastik öğelerden ve tolkien eserlerinden çokça yararlanmış grup,frp oynayan gençliğin de gözdesi olmuştur.muhteşem vokal hansi kürch istanbul konserinde sanırım teşekkürler=thank you ve thank you=thanks denklemlerinden yola çıkarak şarkı sonlarında "teşek" diyerek adından bir yıl kahkahalarla bahsettirmiştir..
özet:
müzik hayatlarına 1988 de battalions of fear albümü ile başlayan, bu güne kadar 15 albüm yüzlerce konser ile onlarca millet'i gezip tolkien'den aldıkları ilham'ı tüm dünyaya satan metal musicians.
tarihçe:
power'dan ziyade heavy metal olarak başlayan kariyerleri 1986'da almanya'nın krefeld kasabasında "lucifer's heritage" olarak kurulan bir gruba dayanıyor. hansi kürsch lead bass gitarda, andre olbrich ile markus siepen'in gitarlarının önünde çalıyordu. bateride thomas stauch ile başlayan grup rpg (frp) tarzına duydukları hayranlığı müziklerine yansıtıyorlardır. 1985'teki demoları "symphonies of doom" ve ardından çıkardıkları "battalions of fear" önlerini açmış gitmiştir.
ps:
bugün bu dayıları tanıyorsak, üzerinde elf kızlarının (misal: luthien'in) dans ettiği albümleri,tişörtleri alıyorsak; frp'ye olan aşkları sayesindedir.
orta dünyada yaşayan bir power metal grubu. şarkılarının tamamı orta dünya üzerine yazılmıştır denebilir. hele bir bards song vardır ki, blind guardian dinleyenlerin marşı haline gelmiştir. yüzüklerin efendisinde neden onlardan bir soundtrack yoktur diye merak ettiğim grup.
dün yapılan basın açıklamasında yaklaşık 15 senelik plak şirketleri virgin recordstan ayrılıp nuclear blaste geçtiklerini söylediler. nuclear blast ceosunun da ağzı kulaklarına varmış, zevkten dört köşe olmuş, bikaç el havaya kurşun sıkıp akabinde bg tayfasını rakı-balığa tarabyaya götürmüş.
bard's songdan başka birçok mükemmel şarkıları vardır. en çok üne kavuşmuş albümleri nightfall in the middle earthdür. bunda elbette tolkienin efsane yapıtı silmarillion bazlı liriklere sahip olmalarının büyük bir payı vardır. bunları çıkarınca bile ortaya, power metalin şanına yaraşır kuvvetli riffler ve temiz sololar kalmakta.
15 yıllık bateristleri thomen stauch'un gruptan ayrılma kararından sonra, frederik ehmke'yi baterist olarak alan grup ilk kez bir üyesini kaybetti.
12 mayıs 2006 da istanbul' a gelecek eşsiz grup. konser yeri yeni melek olan, muhtemelen de konser sonunda fanların yeni meleği yerle bir edeceği gruptur. ayrıca yeni melek, orta dünya halkının hepsini nasıl alacaktır, bu düşünülecek ayrı bir konudur..
şarkılarına tarzlarını çok net yansıtan bir grup. az önce de başıma geldiği gibi kendinize tamamen yabancı bir şarkıyı dinlerken daha solist ağzını açmadan "bu bu işte bu! bilaynd gardiyan buu!!" diye sıçrayabiliyorsunuz.
ardarda şarkıları çalarken ben de düşünmeyebaşladım. bunların şarkılarının karakteristik özellikleri nedir diye? öncelikle dikkat çeken lead gitarın tınısı. daha tiz gelen bu ses sanki arka planda minik minik ziller çalıyormuş izlenimi veriyor. sololarda bir karakteristik özellik tele vurulduktan sonra bir süre doğal sönüme bırakılan tel titreşimi bir anda kesilerek bir başka telle tekrarlanıyor işlem hızlı serilerin sonunda.
sonra şu özellik dikkat çekiyor... şarkılarında genelde bir nakarat yok. büyük ihtimalle şarkı boyu duyduğunuz bir melodi bir daha tekrar etmiyor. lakin melodiler arasındaki bağ çok özenli. ani değişikliklerden ziyade yavaş değişimlerle melodi ve tempo değişiyor. bu da genelde epik hikaye tadındaki şarkılarının sürükleyiciliğini artırmaktadır.