tanımam etmem de, şöyle yoklamaya girip nick altı giri olaylarına bakayım dedim, şöyle nick altısı boş birine yazayım bir şey, en azından bilmem kaçıncı nesil yanına da açık veya gizli bakınızla "hoşgelmiş" konduruvereyim, sonra ilerde prim yapar belki diye düşündüm. zira birinin en sevilen eseri şu an sözlüğün en popüler olan bir yazarının ilk nick altı girisi, adam bir tek "bilmem kaçıncı nesil yazar, hoşgelmiş" demiş, sonra da bu adamın en sevileni olmuş, o yüzden ben de burdan blackberry86'ya sesleniyorum; sana çok iş düşüyo black (yakın arkadaşları ona böyle sesleniriz biz), ilerde çok ünlü ol ki ben de senin üstünden prim yapayım, sanırım anlaşıldım, sağlıcakla.
bugün yeniden gördüm onu, duyurular kısmında, bir organizatör ihtiyaçları varmış ama eskişehirde, kalkıp gitsem mi diye düşündüm oralara, çok yoğunum ama. kendisi en çok ünlü olmasını istediğim, en sevilen olmasını belki kendimden daha çok istediğim yazardır, onun için uğraşmak istiyorum ama hiçbir şey yapmıyor maalesef. hadi ama black, hızlan biraz lütfen.
bugünki zirvenin pek sevgili organizatörü. bir de bizler için yaka kartları hazırlamış çok da güzel olmuş. kendisi gerçekten çok sıcakkanlı, sevimli mi sevimli biri. yeni zirveler de organize etmesini bekliyoruz kendisinden.
kankam olup aylarca bir nickaltı girisi yazmaya üşendiğim yazar.
zirve bahane oldu yazayım. tatlı sempatik albenisi çoktur . zirve işini düşündüğümden çok daha iyi organize etmiştir.
kedisini atınca evinin yanacağı batıl inancına sıkı sıkıya sarılmıştır. *
evi kediyi attığı için yanmayacaktır onu gören olursa söylesin.
ilerde dilek ağacına çarşaf da asar koca bekler bu *
hayat memat meselesi olan edit: kim eksiledi
kendisine son derece ters, antipatik, uyuz, gıcık, artist bir tavırla yaklaşan insanları bile hoşgörüsüyle, sempatikliğiyle, insanlığıyla dövüp hizaya getirme becerisine sahip organizatör yazar. kesinlikle saygıyı hak ediyor...
zirvedeki organizasyon konusunda sorumluluğuna hayranlığımı belirtmekle beraber en kısa zamanda bunu profesyonel bir meslek olarak da edinmesini önerdiğim beşinci nesil pek sempatik yazar.
zirvenin emektarıdır. beklediğimden daha da samimi ve içtendi. günümüz doktorlarının maaşını alamayan jandarmanın suratı profiline katiyyen uymuyor. onlardan bambaşka birisi. organizasyon konusunda da muhteşem bir iş çıkardı. önünde saygıyla eğilirken, şapkamı çıkarmayı da ihmal etmiyorum
eskişehir de olmama rağmen dersimin olması sebebiyle zirveye katılamadığım için kendisiyle tanışma şerefine erişemediğim yazardır.hakkında çok şey duyup kendisini merak etmekteyim. tanışamadığım için üzülmekteyim.önümüzdeki zirveler bakıcaz artık..
şimdiye kadar tanıdığım en sempatik sözlük yazarıdır kendisi. organizasyon konusunda da gerçekten çok başarılı kişi olduğunu dün öğrenmiş olduk. (bkz: 7 nisan 2009 eskişehirde biz yaptık oldu zirvesi) ayrıca kendisi geleceğin doktor adaylarındandır.(el yazısını da çok merak ettim bak şimdi.)
duygularını aşırı uçta yaşayan manik depresif yazar.
sakın ola bir ricasını elinizde olmayan nedenlerden dolayı filan reddetme gibi bir gaflette bulunmayın sizi iki yüzlülükle ve sahtekarlıkla suçlar.
uzun süredir yazdığı neşeli giriler bile bu sıralar birden melankoliye bürünmüştür. kendi enerji düşüklüğünden arkadaşlarını sorumlu tutabilen bir yapıya sahiptir.
arkadaşı olarak ben onu çok seviyorum mesela ama o küçük şeylere takılıyor... söz dinleten biri varsa onunla konuşması gerek.
en favori yazarımdır efenim, herkes bi yana o bi yanadır, sözlüğün gönlümdeki birincisidir.
önceleri sitem etmiştim ona, "hiç yazmıyorsun" diye, dinliyor beni gördüğüm kadarıyla, artık yazıyor güzel güzel, gerçi gördüğüm kadarıyla dertli biraz, sevinsem mi üzülsem mi bilemedim, umarım az da olsa azalıyordur dertleri buraya yazdıkça.
hep yazsın, güzel yazsın, zirve falan da düzenlesin, hep istiyorum ben bunları, çünkü o benim en birinci yazarım.
9 mayıs 2009 eskişehirde lunapark zirvesini düzenlemem konusunda bana cesaret veren, örnek alınası organizatör. daha ne yazayım zaten, her şey ortada... organizatörlükte hangimizin daha başarılı olduğu büyük tartışma konusu, fakat tabii ki öyle rekabet falan yok aramızda. kendisiyle ortak bir organizyon düzenlemek için de sabırsızlanıyorum açıkçası. ortamda rekabet kokuları dolaşırken, bir yay burcu erkeği olarak bu kadar barışçıl bir giri yazmamı sağlamasını da her şeyden önce güzel kalbine ve sempatikliğine borçluyuz.
hastası olduğum ultrasonik şirine gözlüklerini kullanarak cheat mode a geçme ve dün girdiği radyoloji dersinde edindiğini tahmin ettiğim tavla taktikleri sayesinde beni tavlada yenebilme başarısını göstermiş tavla ustası ballı yazar *
bu aralar kafası pek bi karışık bahar şaşkını dolaşan yazar. çok şey istemiyor aslında hayattan. mutlu olsa yeter. küçücük şeylerle mutlu olmaya adapte etmiş kendini zaten...parlak jelatinli dandik bayram şekerlerinin verdiği mutluluk ne kadarsa o kadar. kendine ait tek kişilik dünyasında hayalinde yarattığı dostları, sevgilileri ve kahramanlarıyla konuşup dertleşiyor. varsın şizofren desinler...ha pardon..kim diyecek ki?
ilk gördüğüm geceyi hatırlıyorum da.
bir merdivende oturuyordu, önünde koca bir bal kabağı vardı, ayağında ki ayakkabılardan birtanesi ise eksikti. saatime baktım 00:01' i gösteriyordu. anladım ki külkedisi idi bu. yüzü asık, buruk bir gülümseme ara sıra o kadar.
geçenlerde bir gece vakti gene gördüm. bu kez büyük bir arabanın önündeydi, pek de bir şıktı, ayakkabılarının ikisi de ayağındaydı. hepsinden önemlisi, yüzünde güller açıyordu.
hep gül sen, gülmek en güzel kıyafetin ve sana en çok yakışanı unutma.
hadi bakiym, olaylara karışma, terli terli de su içme. öptüm şekerim *.