|
|
- opethin morningrise isimli albümünden uzun, fakat insanı baymayan mukemmel bir parça, bu adamları çok seviyorum dedirten parça...
in the name of desperation
i call your name
a lamentation i sigh
again and again
spiritual eclipse
the gateways are closed for me to seek
the night...
a veil of stars, watching
my shadow is born from light
the light of the eye, in darkness
over troubled waters memories soar
endlessly, searching night and day
the moonlight caresses a lonely hill
with the calmness of a whisper
i wear a naked soul
a blank face in the streaming water
it is cold in here
frost scar my coat with dust
eyes attach to your mute portrait
we spoke only through thoughts
together we gazed, awaited
hours brought thirst and the rising sun
sunbirds leave their dark recesses
shadows gild the archways
do not turn your face towards me
confronting me with my loneliness
you are in a forest unknown
the secret orchard
and your voice is vast and achromatic
but still so precious
lullaby of the crescent moon took you
mesmerized, its kaleidoscopic face
granted you a hollow stare
another soul within the divine herd
i have kept it
the amaranth symbol
hidden inside the golden shrine
until we rejoice in the meadow
of the end
when we both walk the shadows
it will set ablaze and vanish
black rose immortal
it is getting dark again
dusk shuffle across the fields
the evening trees moan as if they knew
at night i always dream of you
- 8:40'dan 15:00'a kadar olan bölümü bu muhteşem parçanın en güzel bölümüdür kanımca.şarkıyı bölsek zaten en az 4 farklı şarkı çıkar bu bölüm de bu 4 şarkının en güzelidir.
- neden şarkının parçalara ayrılıp tek başına bir albüm haline getirilmediğini düşünmemi saglayan parça.şarkının hiçbi bölümünde sıkılmazsınız,20dknın nası geçtiğini anlamassınız bile,tam yolda dinlenilecek bi albüm olan morningrise'ın 4. parçası.gelmiş geçmiş en büyük müzik olaylarından biri.
- (bkz: mikael akerfeldt)
(bkz: müzikal deha)
- opeth'in morningrise albümünün dördüncü parçası. aciz müzik bilgimle bu şarkıya ancak mükemmel diyebilirim. extreme progressive metal in en iyi örneklerinden belkide en iyisi. şarkıyı dinlerken gökyüzüne bakıp düşüncelere dalarsınız. tanrıyı ararsınız. çünkü bunu yapan insan olamaz.
bunu yapan bunları da yaptı:
(bkz: the apostle in triumph)
(bkz: the twilight is my robe)
(bkz: when)
(bkz: white cluster)
(bkz: bleak)
(bkz: the drapery falls)
(bkz: funeral portrait)
(bkz: closure)
(bkz: hope leaves)
(bkz: ghost of perdition)
edit başa şimşir tarak: aslında o kadar güzel de değilmiş. geçişler olmamış, çok kopuk kalmış parçalar birbirinden. blackwater park daha iyi gibi geldi şu an.(bunu yapan insan olmama ahvalini sürdürüyor halen.)
- başı nispeten daha coşturucu melodilere sahipken, 9.43'ten itibaren giderek daha da yürek paralayıcı olur. 13.37'den itibaren (i have kept it...) 14.33'e kadarki bölüm (black rose immortal) kesinlikle şarkının doruk noktasıdır.
bu bölümlerinin aksine clean söylenen bölümleri de insana inanılmaz bir huzur ve mutluluk duygusu verir. burada kadim insan mikael akerfeldt'in sesinin büyük payi vardır tabii. 25 dakikalık bir metro yolculuğunun göz açıp kapayıncaya kadar geçmesini sağlar, tabii eger ses sonuna kadar açıksa şarkının sonundaki cığlığı duyan diğer yolcuların kınayan ya da şaşkın bakışlarına mahsur kalabilirsiniz.(iao, 17.07.2006 00:15 ~ 25.06.2008 21:06)
- opeth in son derece tehlikeli olan şarkıdır. mikeal in duygusunu hissettirdiği en başarılı parçadır aynı zamanda. anlamsız yere ağlama hissi verir insana ve asla girmemesi gereken düşünceleri sokar aklınıza. türkçe sözlerini merak edenler için nacizane olarak yazayım:
umutsuzluğun adı ile adını anıyorum
kendimi paralayarak iç çekiyorum tekrar tekrar
ruhani yücelik
aradığım aralı kapılar benim için kapandı
gece…
yıldızlardan birinin pençesi izliyor
gölgem ışıktan doğuyor
karanlığın içindeki gözlerin ışığından
rahatsız suların üzerinde anılar uçuşuyor
sonsuza dek gece ve gündüzü arayış
ay ışığı yalnız bir tepeyi okşuyor
bir fısıldayışın telaşıyla
çıplak bir ruha bürünüyorum
boş bir surat sel gibi akıyor
burası soğuk
ayaz üzerimde tozlu izler bırakıyor
gözler sessiz portrene asılıyor
sadece bütün düşünceleri konuşurduk
hep beraber gözlerimizi dikip bekledik
saatler susadı ve güneş yükseldi
güneş kuşları karanlık kovuklarını terk ediyorlar
gölge kemerli geçitlerde süzülüyor
yüzünü bana doğru çevirme
yalnızlığımın üzerine yürü benimle
sen bilinmeyen bir ormandasın
gizli kemer
sesin engin ve şeffaf
fakat hala çok değerli
hilalin ninnisi seni aldı
hipnotize edilmiş kaleydeskopik yüz
boş bir bakışla seni kabullendi
ilahi kalbin içinde başka ruh
onu tutmuştum
amarant sembolü
gizli altın tapınağın içinde
çayırlardaki coşkumuzdan beri
sonunda gölgeler ile yürürken biz
o alevlere atılacak ve kaybolacak
kara gül ölümsüzdür
hava yeniden kararıyor
alacakaranlık tarlaların üzerinde süzülüyor
gece ağaçları bilirmişçesine inliyordu
geceleri hep seni rüyamda gördüğümü(dna, 02.11.2006 16:39 ~ 07.09.2007 23:20)
- bu nasıl bir şarkıdırki dinlenip hayran kalınalı aylar yıllar olmasına rağmen hala ardarda 4-5 kere dinlenilebilir ki kendisi bi kaç saate tekabül eder
- mikael akerfeldt'in 'opeth'in en epik şarkısı' olarak nitelendirdiği şarkı.
- içinden alelade bir gruba 1-2 albüm çıkartacak güçte opeth parçası. her ortamda dinlenebilir; her ruh haline uyabilir. bir dinleyen bir daha vazgeçemez.
zannımca pink floyd'un echoesu ne ise opeth'in black rose immortal'ı odur***.
- playlistimin vazgeçilmezinden olan opeth şarkısı.şarkı değil metal senfonisi demek daha doğru.9:40 tan sonrası özellikle tekrar tekrar dinlenen,muhteşem bi müziğe sahip.
(sophie, 26.05.2007 18:43 ~ 18:44)
- maslak kampüsündeki ağaçlı yola girerken şarkının 17:24 nden itibaren olan kısmı dinlenirse, bi de hafif yağmur varsa ,insanı havalara uçuracak girdiği yerin itü değil de farklı bi dünya olduğunu zannettirecek şarkı ya da sophie'nin dediği gibi metal senfonisi.
- şarkı süresinin uzun olmasına rağmen insanı sıkmaz, lezzetlidir, her daim dinlenebilir bir opeth şarkısıdır.
(fulya, 31.08.2007 15:44)
- bas gitarların icrası hakkında ciddi sorunları olan opeth parçası. aslında bas gitar sorunu morningrise albümünün temel sorunudur. opeth elemanları o bas kayıtlarından dolayı albümü sevmediklerini söylerler. bence black rose immortal kesinlikle yeniden kaydedilmelidir. umarım böyle bir şey gerçekleşir. ayrıca her yanı sorun olsa da bir şeyin değişeceğini sanmıyorum, tam anlamıyla eşşiz bir parça. on tane daha sağlam parça çıkar bundan.
- mikael akerfeldt'in tanrı rolüne soyunduğu kutsal şarkı.
- bas gitarlarının icrası hakkındaki sorunların dahi rahatlıkla gözden kaçırılabileceği kadar enfes olan, uzun zamandır defalarca dinlenmesine rağmen sıkmayan ve hala yeni keşfedilebilen bir noktaya sahip olabilen, dinlediğimde bana cehennemin alevlerinde soluyan ölümsüz siyah gülün yapraklarının arasına gizlenmiş bir cenneti, karanlığın ardında aramaya çalışan bir ruhu tasvir eden şaheser.
- konserde herkesin umutla beklediği ancak çalınamayacak kadar uzun olan, nickimin ilham kaynağı ve mikael gibi güzel bir insanın içinde ne denli büyük bir şeytanın barındığını adeta haykıran binyılın şaheseri.
(bkz: hidden inside the golden shrine)
- şarkının doruk noktası burasıdır;
ı have kept it
the amaranth symbol
hidden inside the golden shrine
until we rejoice in the meadow
of the end
when we both walk the shadows
it will set ablaze and vanish
ayrıca genç kızlarımızda bir "black rose immortal" olma akımı vardır ki sormayın gitsin..pafta pafta, çarşaf çarşaf donatırlar msn nicklerini, üye oldukları siteleri vs. vs...bir diğer değişik akım için (bkz: cadaveria olma akımı)
- black rose ve immortal ilişkisiyle lord soth çağrışımı yaptıran müzikal şaheser.
- 20 dakikalık mükemmel bir opeth şaheseri. o sert girişiyle sizi bulunduğunuz ortamdan başka dünyalara götürür. şarkı içerisinde kimi zaman sonbaharı yaşarsınız, kimi zaman ilkbahar... kimi zaman ağlatır, kimi zaman huzura kavuşturur. nihayetinde biter şarkı. siz de yeniden dinlemek için 'play' tuşuna basarsınız.böyle de gider saatlerce.
'do not turn your face towards me
confronting me with my loneliness'
- başlangıcında gaza getirip ardından damardan verdiği arabesk etkinin şarkı boyunca sürmesi nörotoksin etkisi yapar. öyle ki; beni gaza gelip 'burayı dağıtırım' tribinden çıkartıp 'bu dünyanın a.k' tribine sokar. o denli de güzel bir şarkıdır. afedersiniz mikael vokalleriyle, gitarıyla, basıyla, melodisiyle siker atar.
(bkz: çok seviyorum lan)
- 8.15te giren solosuna hayran olduğum muhteşemin de ötesindeki parça.
|