kayahan'ın bir şarkısı olup sözleri şöyledir:
bizimkisi bir aşk hikayesi,
siyah beyaz film gibi biraz
gözyaşı umut ve ihtiras
bizimkisi alev gibi biraz alev gibi
bizimkisi bir aşk hikayesi,
siyah beyaz film gibi biraz
ateş ve su diken ve gül gibi,
bizimkisi roman gibi biraz
bu güller senin için,
bu gönül ikimizin,
hiç üzülme ağlama
sen gülümse daima
bizimkisi bir aşk hikayesi,
siyah beyaz film gibi biraz
hüzünlü sonbahar kapısından
çıkmak gibi aydınlığa biraz
bizimkisi bir aşk hikayesi,
siyah beyaz film gibi biraz
ateş ve su diken ve gül gibi
bizimkisi roman gibi biraz
inönü stadında hepbir ağızdan söylenirken oldukça duygulu anlar yaşatan şarkı.
(bkz:
inönüde aşk başkadır)
bizimkisi serin bir aşk hikayesi...
ne güzeldi diil mi yaşadıklarımız, ne güzeldi...
artık ne sen, ne de ben bulamayız o günleri.
bazen düşünüyorum da...
bende de kazmalık vardı galiba, diyorum.
ikimiz de kıymetini bilemedik gençliğimizin.
hatırlar mısın, akşam olur pijamalarımızı giyerdik.
sen kokunu sürerdin...
oda mahvolurdu, adeta içinde yüzerdin çünkü.
olmadık şeylere güler, durup-dururken ağlardık.
görenler deli sanırdı, sanırsam.
güzel havalarda sokaklara çıkardık.
ama hep yağmura yakalanır, sıçana dönerdik.
bir de kar yağınca kartopu oynardık seninle.
topların içine hep taş koyardın, atardın.
sen, iskambil kağıtlarından fal bakardın.
istediğin çıkmadığında sövüp kalaylardın, ağzın bozuktu biraz çok kızardın sigara içtiğime.
ve içkime karışırdın, oklavayla karşılardın beni eve sarhoş geldiğimde.
az dayağını yemedim.
arasıra rejim yapardın, ama ihtiyacın vardı.
hükümet gibi karıydın şerefsizim.
komşunun çocukları vardı, bizim oğlanın kafasını yarmışlardı
beraber çocuk bahçesine giderdiniz. ben televizyonda maça bakardım.
ne işim var çocuk parkında.
arasıra arkadaşlar gelir poker oynardık.
ben hile yapardım, sen yardım ederdin.
benim askerde yediğim dayak hikayeleri...
senin anderson'dan hikayelerin hiç bitmezdi..
ilk tanıştığımız günü hatırlar, gülerdik.
sen bana, üstümde ne vardı diye sorardın.
ben de, '40 sene geçti, ne bilim ben?' derdim
sen kızınca ben de sallamaya başlardım.
çingene pembesi bi kazak, ördek yeşili bi etek, beyaz çoraplar, mor pabuçların....
güzel bir bahar akşamı sinemada karşılaşmıştık.
ikimiz de önümüze bakmamıştık.
özellikle ben, güneş gözlüklerimin ardından kızları kesiyordum.
çarpıştık önce, sen,'çüşşş ayı' dedin.
sonra ben 'güzel olduğunuz kadar küstahsınız da! dedim.
sen hemen yavşadın, göz-göze geldik ve başladık, film gibi yani..
sonra ayrıldık. sen benim ayak kokuma dayanamamıştın.
ben senin sarmısak kokan nefesine…
inönü'de duygulu anların yaşanmasına sebebiyet veren kayahan şarkısıdır.
ne zaman aklıma gelse stattaki o havayı tekrar yaşarım.