1975 yapımı türkçe, renkli türk filmi. ayrıca filmde münir özkul'un namı diğer yaşar usta'nın zalimin zulmüne balyoz gibi indirdiği yumruğunu izlediğimiz sahne tüyleri diken diken eder.
hababam sınıfında "okul her zaman dört tarafı duvar bir yer değildir" diyen münir baba, bu filmde de "aile her zaman dört duvar arasında olacak diye bir şey yok kardeşim" konulu dersini vermiştir bizlere.
yine yaşar usta'nın fabrikatör saim bey'e türk sinema tarihinin en güzel ayarını verdiğini sahnenin çözümünü birazdan girinin jeneriği olarak sunmadan önce aziz yıldırım ve fabrikatör saim bey arasındaki benzerliğe de dikkatleri çekmek istiyorum, tabi aziz başkan bu adam gibi zalim değildir o başka!
buyrun;
"bak beyim, sana iki çift lafım var. koskoca adamsın. paran var, pulun var, herseyin var. binlerce kişi calışıyor emrinde. yakışır mı sana ekmekle oynamak! yakışır mı bunca günahsızı, çoluğu çocuğu, karda kışta sokağa atmak, aç bırakmak! ama nasıl yakışmasın! sen değil misin öz kızına bile acımayan, bir damlacık saadeti çok gören. anlamıyor musun beyim, bu çocuklar birbirini seviyor. ama ben boşuna konuşuyorum. sevgiyi tanımayan adama, sevgiyi öğretmeye çalışıyorum. hıh, sen, büyük patron, milyarder, fabrikalar sahibi saim bey! sen mi büyüksün! hayır, ben büyüğüm! ben, yaşar usta! sen benim yanımda bir hiçsin, anlıyor musun, bir hiç! gözümde pul kadar bile değerin yok.(bu sahnelerde saim bey'in suratı düşer,boynunu büker) ama şunu iyi bil, ne oğluma ne de gelinime hiçbir şey yapamayacaksın. yıkamayacaksın, dağıtamayacaksın, mağlup edemeyeceksin bizi. çünkü biz birbirimizr parayla pulla değil, sevgiyle bağlıyız. bizler birbirimizi seviyoruz. biz bir aileyiz. biz güzel bir aileyiz. bunu yıkmaya senin gücün yeter mi sanıyorsun! dokunma artık aileme! dokunma çocuklarıma! dokunma oğluma! dokunma gelinime! eğer onların kılına zarar gelirse, ben, ömründe bir karıncayı bile incitmemiş olan ben, yaşar usta, hiç düşünmeden çeker vururum seni! anlıyor musun, vururum ve dönüp arkama bakmam bile"
..kapıyı çarparak dışarı çıkar. tüyler diken diken
1975 yılında yeşilçam'da çekilmiş en iyi filmlerden biri. en iyi 10'a girer 20'ye girer diye bir sınırlandırma yapmıyorum ama girer bu ikisine de. kadro zaten hiçbir zaman ulaşılmayacak kadrolardan biri. oceans 13'de bile bu kadar iyi bir kadro yok.
bu kadro hangi filmde var he hangi filmde. bu arada müzikler beklendiği gibi melih kibar'dan gelmiş. yönetmenliği ergin orbey, senaryo yazarlığını ise sadık şendil üstlenmiş. yapımcı ise yeşilçam'da birçok filmi yöneten şahsiyet ertem eğilmez.
çok titiz çalışılmış bir senaryosu vardır. her izlediğimde aralara serpiştirilmiş şifreler çözüyorum.
mesela bunlardan biri şu bayram namazı sahnesidir. münir'in çocukları namaza gitmiş, adile'nin üniversiteli entelektüel çocukları evde kalmışlardır. burda hakikaten çok yoğun bir modernizm tablosu var, gelişme sancılarımız var.
daha da birşeyler saptamıştım ama unuttum şimdi.
velhasıl iki gözle seyredilmesi gereken tabakalı bir film.
hayatımda asla izlemekten bıkmayacağım yer yer dalga geçtiğim yer yer duygulandığım çok sıcak bi film...büyük ustaların oynadığı ve şimdi çekilmiş hiç bir filmin veremeyeceği tadı veren film...