akp hükümetine gelen eleştirilerin tek cevap biçimi olmuş gerçek. en ufak ya da en marjinal eleştiriden sonra bu gerçeği kanıt olarak gösterip, cevap verdiklerini zannediyorlar... popülistliğin dibine vurulumuş bu son örnekle. yüzde 46 alınca herşeyi yapılabilir, herşey mübahtır yaklaşımı içerisindeler. dillerine pelesenk olan demokrasiyi salt sandık başında kanıksadıklarının ifadesidir. hani 22 temmuz gecesi "tüm türkiye'nin başbakanı, hükümeti" nerede. tüm türkiye yüzde 46'dan mı ibarettir.
eğer bu ülkede demokrasi varsa ve kendilerini demokrasinin kalesi olarak görüyorlarsa, tüm soru ve şikayetlere kulak asmalı ve önemsemelidirler. bu ifade biçimi toplumu ikiye ayırır, ki zaten toplum ikiye ayrılmış durumda. tüm bunların üzerine, bu ifade, bu ayrımın arasına uçurum katmaktır.
gerçi yapılanlar karşısında mantıklı cevap aramak biraz da zor. son olarak
fazıl say'ın,
osman yağmurdereli'yi ne durumlara soktuğunu hepimiz gördük. cevap veremezki, nasıl versin. yeterli donanıma sahip mi, ama bir yandan da genel başkanını ya da partisini koşulsuz savunmak zorunda değil mi? yüzde 46'yı boşu boşuna mı aldılar sanki(!)