|
|
- yeni türkü grubunun şarkılarından hatırda kalan en güzel cümlelerden birisi. kişiye herzaman eskilerin daha temiz geldiğini belirten laf.
- (bkz: telli telli)
- (bkz: susam sokağı nesli)
- eskiden herşeyin bembeyaz tertemiz görüldüğü ama büyüdükçe aslında hepsinin ne kadar kirli olduğunu,biz büyüdükçe bizimle beraber dünyanın da kirlendiğini çok iyi özetleyen cümle.
- ''bi sabah uyandığımda,herşey değişmişti,hayat dün gece uyuduğumdaki kadar kolay değildi.ne olmuştu da bir gecede herşey değişmişti,bir gecede değişebilecek kadar kolaymıdı herşey.işte o günden sonra güldüğüm,ağladığım şeylerde değişti.neden 3 gün öncesine kadar beni hasta edercesine,kan kustururcasına kadar ağlatan olaylar 3 gün sonra beni nasıl tepkisiz bırakabilirdi?cevap geldi derin sessizlikten,büyüyorsun.hiç inanamadım bu söze ben hep ben değilmiydim?yoksa alışıyorudum bu sahte dünyaya,korkularım bi anda bu sahte dünyanın bir parçası olmak mı olmuştu.karar veremedim;büyüyormuydum,alışıyormuydum?işte o sabahtan geriye sadece,herşeyin sahte olduğu kaldı.herşey zaten hep kirliydi ve biz büyüdük ve biz alıştık''dedirten cümledir...
- murathan munganın dizeleri yamulmuyorsam.
tabi biz büyüyünce mi gerçekten dünya değişti, kirlendi; ya da hep böyle miydi de biz mi o çocuk saflığıyla fark edemedik; yada dünya aynı da biz mi değiştik orası meçhuldur işte.
ama hangi nesil olursa olsun bu duyguyu hissetmeye mahkum malesef...(eoron, 27.08.2007 12:40)
- gabriel garcia marquez evvelini şöyle anlatır:
"dünya daha öylesine çiçeği burnundaydı ki birçokşeyin adı yoktu ve onlardan bahsederken parmakla göstermek gerekiyordu."
- yeni jenerasyon arkadaşlar pek bilmezler lakin böyle bir durum vardı bir zamanlar. titanic in hangi sinemada tekrar oynadığı araştırılır ve sevgili ile bu filme gidilirdi. ben 6 kez izledim. o araba sahnesinde kate in eli buğulu camı okşuyordu hani, hatırladınız mı? işte o sahnelerde yanaklarımız kızarırdı. ''ehehe afacanlar ne de güzel sevişiyorlar'' derdik. titanic gişe hasılatındaki başarının yanı sıra, bir eğitim filmiydi. leonarda bizim yaşımızdaydı o zamanlar, şimdiki gibi çatık kaşlı değildi. sanki sürekli, gazı gelmiş insan tribinde, endişeli tavırlarıyla çekerdi filmlerini. eskiden herşeyin bir güzelliği vardı. esra ceyhan la a dan z ye ile büyüdük biz. ayşe özgün desen aynı şey.
- durumu en iyi anlatan dizeler sanırım bunlar;
bütün renkler hızla kirleniyordu
önceliği beyaza verdiler
özdemir asaf
- nesil farkı aramaksızın, herkesin ağızbirliğiyle tekrarladığı söz.
o değil de, bir de şu açıdan bakmaya ne dersiniz?
belki de biz büyüdük ve aslında dünyanın "bombok" bir yer olduğunu fark ettik. her geçen jenerasyon "madem dünya bu kadar kirli, o zaman ben de sıçayım, hep beraber sıçalım içine?" diye düşünmüş olabilir.
hiç öyle bez reklamlarındaki gibi de olmuyor valla; sıçıyoruz, sıçıyoruz, popomuz kuru falan kalmıyor, daha da ıslanıyor.
du bakalım bi yerlere gidiyoruz da neresi olduğu meçhul.
- çocukluğumuzda hiçbir çirkinliğin farkında olmadığımızı hatırlatan söz. büyüdük, kirlendi ama bitmedi. halâ kirleniyor dünya. insanların iğrenç yüzü her gün, bir kez daha çıkıyor karşımıza. yüreğimizde, bir damla sevgi bırakmamacasına iğrençleşiyorlar. keşke hep çocuk kalsaydık. bu pisliği fark etmeseydik. keşke...
- biz büydük ve aaa kirliymiş dünya!!!hepimiz eminim çok şaşırdık bunu farkettiğimizde ki muhtemelen çoğumuz bunu üniversitede anladık hayatın toz pembe olmadığını, arkadaş dediğimiz şahsiyetsiz şahsiyetlerin elinde kazma kürekle bizim geçtiğimiz yollarda harıl harıl çukur kazdığını ya da yavrucum diyen her teyzenin veya amcanın bunu içindeki şefkat yoğunluğundan söylemediğini, bunları gördükçe madalyonun diğer yüzüyle karşılaştıkça dost sohbetlerinde hani şu şarkı vardı ya "biz büyüdük ve kirlendi dünya" anlamlı kelime grubunu sık sık tekrarlar olduk.
- dünya kirlenmedi biz büyüğünce.
bizim düşüncelerimiz, saflığımız kirlendi suçu da dünyaya attık. biz kirlendikçe, kirli gördük dünyayı. güzel bakan, güzel görür, güzel gören, güzel düşünür denmiş. bulanık zihinler karanlık düşünceleri barındırdı içinde. ve biz de güzel bakmasını unuttuk kirlendikçe. ve biz büyüdük dünya kirlendi dendi. ama aslında dünya bir aynaydı ve evet gördüğümüz artık kirliydi.
- bir dakika için romantizmden çıkmamız gerekiyor şimdi. hiç hoşuma gitmiyor sisli dünyanın şiirsel anlatımından çıkmak, kendimi çıplak gibi hissediyorum, ama daha ileriye bir adım atacaksak bir dakika için yüzü asık ve akademik ağızlı çok övülen realist insanlar gibi büyük ve tuhaf konuşalım biraz.
güzel sözlerle büyüttüler bizleri. güzel kızım, yakışıklı oğlum benim diyerek delirttiler, kandırdılar bizi. ağlarsak meme verilir sandırdılar, bu yüzden bütün erkekler ağlıyor şimdi; kızları ise güçlü ve içine kapanık olmaya alıştırdılar, bu yüzdendir ki bütün kadınlar güç şimdi. "oyyy amann ne cicisin sen öyle oyyy" diyerek çocuk ağızla konuştular bizimle, "abu gubi dudi" diyerek küçük burunlarımızı sıktılar, yanaklarımızdan ısırdılar, annelerimiz kışın sokakta oynamamıza izin vermedi; bu yüzden gerçek soğuğu ve kara karın ağırlığını yüreklerimizde hiç bilemedik.
dünya hiçbir zaman kirli olmadı, dünya hiçbir zaman iyilik dolu da olmadı. dünyanın her zaman içi geçmişti, dünya çok güzel giysiler giyen ve yeri geldiğinde bir şarkı patlatan ağzı bozuk bir alkolikti, sıkıntıdan içiyordu, çok güzel ve çok çirkin olduğu için içiyordu. saman yolunun sol şeridinde ne de güzel içi bayılmıştı, anlatacak ne çok güzel şey vardı; intikam vardı, kaos vardı, kızıl yapraklar ve belediye park havuzlarında yüzen ölü sinekler..
ama bize gerçeği anlatmadılar, bizi gerçeklerle büyütmediler.. neye saldıracağımızı şaşırmamıza neden oldular. kimden şüphe edeceğimizi bilemez yaptılar, üstelik bize o yalanları palavraları sıkan ailelerimizi candan can bilip sevmeye devam da ettik.. ne kendimizi bilmezlik ama!
dünya.. o hiç kirli değildi ki. hiç kirlenmedi.
avlananları ve avlanmış kan kokan leşleriyle çok güzeldi. sonra midemiz kaldıramadı kustuk. kusmuklardan koca koca kitaplar yazdık, sonra onları okuyan diğer insanlar da kustu.
|