eskiden herşeyin bembeyaz tertemiz görüldüğü ama büyüdükçe aslında hepsinin ne kadar kirli olduğunu,biz büyüdükçe bizimle beraber dünyanın da kirlendiğini çok iyi özetleyen cümle.
''bi sabah uyandığımda,herşey değişmişti,hayat dün gece uyuduğumdaki kadar kolay değildi.ne olmuştu da bir gecede herşey değişmişti,bir gecede değişebilecek kadar kolaymıdı herşey.işte o günden sonra güldüğüm,ağladığım şeylerde değişti.neden 3 gün öncesine kadar beni hasta edercesine,kan kustururcasına kadar ağlatan olaylar 3 gün sonra beni nasıl tepkisiz bırakabilirdi?cevap geldi derin sessizlikten,büyüyorsun.hiç inanamadım bu söze ben hep ben değilmiydim?yoksa alışıyorudum bu sahte dünyaya,korkularım bi anda bu sahte dünyanın bir parçası olmak mı olmuştu.karar veremedim;büyüyormuydum,alışıyormuydum?işte o sabahtan geriye sadece,herşeyin sahte olduğu kaldı.herşey zaten hep kirliydi ve biz büyüdük ve biz alıştık''dedirten cümledir...
murathan munganın dizeleri yamulmuyorsam.
tabi biz büyüyünce mi gerçekten dünya değişti, kirlendi; ya da hep böyle miydi de biz mi o çocuk saflığıyla fark edemedik; yada dünya aynı da biz mi değiştik orası meçhuldur işte.
ama hangi nesil olursa olsun bu duyguyu hissetmeye mahkum malesef...
gabriel garcia marquez evvelini şöyle anlatır:
"dünya daha öylesine çiçeği burnundaydı ki birçokşeyin adı yoktu ve onlardan bahsederken parmakla göstermek gerekiyordu."
nesil farkı aramaksızın, herkesin ağızbirliğiyle tekrarladığı söz.
o değil de, bir de şu açıdan bakmaya ne dersiniz?
belki de biz büyüdük ve aslında dünyanın "bombok" bir yer olduğunu fark ettik. her geçen jenerasyon "madem dünya bu kadar kirli, o zaman ben de sıçayım, hep beraber sıçalım içine?" diye düşünmüş olabilir.
hiç öyle bez reklamlarındaki gibi de olmuyor valla; sıçıyoruz, sıçıyoruz, popomuz kuru falan kalmıyor, daha da ıslanıyor.
du bakalım bi yerlere gidiyoruz da neresi olduğu meçhul.
çocukluğumuzda hiçbir çirkinliğin farkında olmadığımızı hatırlatan söz. büyüdük, kirlendi ama bitmedi. halâ kirleniyor dünya. insanların iğrenç yüzü her gün, bir kez daha çıkıyor karşımıza. yüreğimizde, bir damla sevgi bırakmamacasına iğrençleşiyorlar. keşke hep çocuk kalsaydık. bu pisliği fark etmeseydik. keşke...
biz büydük ve aaa kirliymiş dünya!!!hepimiz eminim çok şaşırdık bunu farkettiğimizde ki muhtemelen çoğumuz bunu üniversitede anladık hayatın toz pembe olmadığını, arkadaş dediğimiz şahsiyetsiz şahsiyetlerin elinde kazma kürekle bizim geçtiğimiz yollarda harıl harıl çukur kazdığını ya da yavrucum diyen her teyzenin veya amcanın bunu içindeki şefkat yoğunluğundan söylemediğini, bunları gördükçe madalyonun diğer yüzüyle karşılaştıkça dost sohbetlerinde hani şu şarkı vardı ya "biz büyüdük ve kirlendi dünya" anlamlı kelime grubunu sık sık tekrarlar olduk.
bizim düşüncelerimiz, saflığımız kirlendi suçu da dünyaya attık. biz kirlendikçe, kirli gördük dünyayı. güzel bakan, güzel görür, güzel gören, güzel düşünür denmiş. bulanık zihinler karanlık düşünceleri barındırdı içinde. ve biz de güzel bakmasını unuttuk kirlendikçe. ve biz büyüdük dünya kirlendi dendi. ama aslında dünya bir aynaydı ve evet gördüğümüz artık kirliydi.
doğdum kirli, büyüdüm kirli ve biliyorum ki yaşadıkça temizlenmeyecek kiri.
dünya ilk dönmeye başladığında pek bir temizdi oysa.sonra ilk insan geldi.doğdu temizdi, büyüdü kirlendi ve yaşadıkça temizlenmedi kiri. ta ki ölünceye kadar. ölümüyle temizlendi sayılır dünya. dünya dönedursun, yeni adem doğdu. doğdu kirli, büyüdü kirli ve yaşadıkça sadece arttı kiri.
insanlık klişelerinin birbir gözümün içine sokulmasına isyan edebilirdim. bir zamanlar ettim de! bu kalıplaşmış sahte yakınmalardan ve içinden edebiyat, felsefe, siyaset çıkabilecek her türlü yarayı kaşımaktan bunalmadı kimse. gittikçe değişen veya kötüleşen bir şey yok. herkes kendi beynindeki paranoyalarla "kirletir" çevresini ve dünyayı. artık neyse bu kirlilik...
savaşlardan bıkkınmışız, cinayetlerden bıkkınmışız, sürekli hayatla mücadele etmekten bıkkınmışız, insanların birbirlerinin kuyusunu kazmasından bıkkınmışız. mışız muşuz hep zaten. biz büyümüşüz, dünyayı kirletmişiz. ya da bazılarımıza göre dünya zaten kirliymiş biz de bu pisliği görüp iyice batırmakla uğraşmışız. geçiniz bu ergen triplerini...
ben ne adamlar gördüm "biz büyüdük ve kirlendi dünya" edebiyatı yapıp "ben kötüyüm, beni böyle kabul et" diyen... güya bu bencilliklerden bunalıp kendini kabuğuna çeken sonra da insanları bencil olmakla suçlayıp genelleyen... okuduğu romanların, izlediği filmlerin etkisine alabildiğine giren ve hayatta hâlihazırda bulunan ekollerden birini kayıtsız şartsız kabul eden...
kirlenmişiz... hadi ordan! bundan yakınmayın artık. bile bile kirlenip bundan yakınmanın samimi hiçbir tarafı yok. o kadar sebep sayabilirsiniz ki dünyanın bu haline, büyümek son sebeptir bu kirlenme için. bunu söyleyen adam, gidip her siyasi, sanatsal, dinsel konuda bir tarafın skine yapışmış çekip çekip duruyor. ayrışma konusunda bir numarayız bak bu gerçek işte.
"onlar beni ezdi, ben de güçlü olmak için kendimi korudum."
dünyanın en salak argümanı da budur! yaşıyorsun işte bir şekilde. kimi zaman doğmayı ben istemedim dersin, isyan edersin ve çakallığa vurursun; kimi zaman vur patlasın çal oynasın yüzünden gülücük eksik olmaz. bir şeyleri çıkarsız, acısını çekeceğini bile bile sevmekten aciz adamların çıkıp da "herkes de çıkarcı herkes de kuyu kazıyo yeaaaa!" diye yakınması en saf haliyle hıncal uluçluktur. acı çekip çektiğin acıyı başkasından çıkarmaya kalkmak tipik insan davranışıdır ve az çok vicdanı olanlar bu davranışın farkına varıp kendinden nefret eder. zaten anca nefret edin aq! vicdanı lmayan adama zaten lafım yok. iyi ya da kötü anlamda değil.
maddî sorumsuzluklar ve acıların kaynağı psişik varlığın sürekli yoldan saptırılması sonucu ortaya çıkar. yani bebeğim, sen bu skimsonik ağlamalarına devam ettiğin sürece "biz büyüdük ve kirlendi dünya" şeklinde, o dünya kirlenmeye devam edecek. baş sorumlusu da sen olacaksın.
sonuç: memnun olmayan, daha fenası mutlu olmayan insan söylemi. selçuk erdem'e selâm olsun.
insanlar büyüdükçe dünyayı kirlettiği değildir bu cümlenin söylediği. çocuk bakış açısıyla yetişkin bakış açısı arasındaki iletkiyle ölçülemeyecek farktır cümlenin altında yatan.
öyle ya çocukken her şey güzel değil midir bizim için küçük üzüntülerimiz ve büyük mutluluklarımız olmaz mı çoğu zaman? eğer korkuyla yetiştirilmemiş bir çocuksak her gördüğümüz amca iyi amca, teyze cici teyze değil midir? yine o teyzeler ve amcalar değil midir ülkeyi soyup soğana çeviren, küçükken bizim için tek farklılığı televizyona çıkmaları olanlar değil midir büyüyünce insanların sırtından geçinip de neden sırtınız kirli diyenler.
dünya hep kirlidir de çocuk bilmez bunu şekerini elinden almazsan, dünya hep kirlidir de çocuk anlamaz sevgini azaltmazsan. dünya hep kirlidir. çocuk, evet çocuk temizdir bir tek. bu kirliliği görüp de bir şey yapamayan biz yetişkinler yapamadıklarımızla beraber çoktan kirlendik, burnumuza kadar boka battık. onlar temizler, dünyaları temiz çünkü. temizler çünkü kirlilikten anladıkları tek şey ellerin kirli olması. çikolata yerken koltuğa sürmek en büyük kirlilik ve top oynadıktan sonra ellerini yıkamamak.
büyüme küçüğüm, büyüme ve kal temiz dünyanda. büyüyünce kirlenecek çünkü, büyüyünce boka batacaksın.
büyüyünce ellerin hiç temizlenmemecesine kirlenecek.
büyüme...
kirlenen bizdik dünya değil.tükenen bizdik zaman değil. terkettiğimiz her şehirde biraz eksildik. ilkler özeldi diye sonlar sıradanlaşmalıydı. kandırıldığımızda şaşırmamayı ve kandırmayı öğrendik. her göç sonrası "evet işte burası, orası burası işte" diye diye azaldık. hep güzel başladık ama bitiremedik. kendiliğinden bitsin istedik; korkuyorduk çünkü. çocukluk arkadaşımız büyümüştü çoluk çocuğa karışmıştı oysa biz hala kaçmak istiyorduk.hani biri çıkıp "gidiyorum" dese "kal" diyemeyecektik gelen giden yoktu halbuki. unuttuğumuz bir yerden sonra kimsenin büyümediğiydi çocukluk arkadaşımız en azından deniyordu. biz buzağıyı öküzden çok uzakta arıyorduk belki. çok kullanılmaktan eski duygular.annemizi anlayamıyorduk ya anladığımızda hayatının ne kadar zor olduğunu anladık.hiç yapmadığımız şeyler yapmak istiyorduk bir fransızla dillere destan bir aşk yaşayacaktık daha..