biz üç kişiydik   

adana çık aradan

  1. nazlıcan,bedirhan ve ben(suphi)
    sözlerini yusuf hayaloğlunun yazdığı ve ahmet kaya 'nın seslendirdiği müthiş parça.
    (all of nothing, 15.03.2004 23:25 ~ 23:25)
  2. "athos, portos ve aramis. dartanyan sonradan geldi." sözlerinin başı.
    (sensey, 29.03.2004 17:21)
  3. "onlar en az 10 kişi vardı" demeden önce söylenir
    (invisibleruh, 30.03.2004 20:57)
  4. küreselleşen dünya düzeninde nazlıcan'ın göğsüne kekik yerine jojoba özlü vücut losyonu sürdüğü rivayeti üzerine iki kişiye düşen güzel arkadaşlarımıza ithaf edilen söz öbeği
    (kısaaralıklarlalustral, 25.03.2005 20:50)
  5. (bkz: çarli'nin melekleri)
    (darkenfact, 11.06.2006 01:38 ~ 01:39)
  6. biz üç kişiydik;
    bedirhan, nazlıcan ve ben
    üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
    adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara
    boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek.

    el tetikte kulak kirişte ve sırtımız toprağa emanet
    baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
    yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
    deniz çok uzaktaydı ve dokunuyordu yalnızlık.

    gece uçurum boylarında, uzak çakal sesleri
    yüzümüze, ekmeğimize, türkümüze çarpar geçerdi
    göğsüne kekik sürerdi nazlıcan, tüterdi buram buram
    gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi.

    belki bir çoban kavalında yitirdik nazlıcan' ı,
    ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
    bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
    kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...

    oy nazlıcan vahşi bayırların maralı
    nazlıcan saçları fırtınayla taralı
    sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine
    oy nazlıcan... oy canevinden yaralı.

    nazlıcan serin yayla çiçeği
    nazlıcan deli dolu heyecan
    göğsümde bir sevda kelebeği
    nazlıcan ah nazlıcan...

    artık yenilmiş ordular kadar eziktik, sahipsizdik
    geçip gittik, parka ve yürek paramparça
    gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
    geçip gittik, nazlıcan boşluğu aramızda.

    bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular
    yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları
    omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca
    titredi ve iki yana düştü kolları.

    ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
    devrilmiş bir ağaçtı ay ışığında gövdesi
    uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
    göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi.

    sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
    birazdan ateşi karıştırıp bir cigara saracaktı
    oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
    o da nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı.

    ey bedirhan; katran gecelerin heyulası,
    ey bedirhan; kancık pusuların belası
    sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana...
    ey bedirhan ey mezarı kartal yuvası.

    bedirhan mor dağların kaçağı
    bedirhan mavi gözleri şahan
    zulamda suskun gece bıçağı
    bedirhan ah bedirhan.

    biz üç kişiydik
    üç intihar çiçeği
    bedirhan, nazlıcan ve ben
    suphi...
    (stairway to heaven, 13.07.2006 19:28)
  7. (bkz: ben biz gaia)
    (camel, 13.07.2006 19:32)
  8. lisedeyken yüksek sesle dillendirmemiz gerektiği salık verilirdi.sakıncalı imiş.şimdi bağırarak söylüyoruz o ayrı.
    (mistir loba loba, 22.08.2007 19:22)