bir arkadaşınız istediğinde vermek zorunda kalıp kapı önüne bırakılmış ve ona sizin vereceğiniz ilgiyi şevkati başkası verirken ki duyulan evlat acısı gibi koyar. onu yeniden elinize almayı deli gibi istersiniz. huzursuz olursunuz.
rita monaldi ve francesco sorti'den imprimatur sizi imha eder. orta halli bir tuğla büyüklüğündeki kitabı çantanıza sığdırmanız adeta bir geometri problemidir. edebi olarak çerçeveden bakarsak, gereksiz ağdalı anlatımı ve kapı gıcırtısına kadar her ayrıntıyı vermesiyle insanı uyumaya bu kadar çok sevkeden bir kitap daha yoktur herhalde, yazarların emeğine saygı diyorum.
charles dickens'ın büyük umutlarını bitirmek için insanüstü bir çaba sarf etmiş ancak sonunda dayanamayıp pes etmiştim.bir de vedat türkali'nin bir gün tek başınası kitabın boyutları açısından okurken zorluk yaratmış ve ''ayyyy''dedirtip yarıda bırakılmıştır.ama kendime sözüm var bir gün mutlaka geri dönüp yarım bıraktığım işi bitiricem.
atilla dorsay-hayatımızı değiştiren filmler 1985-1995...
neden bitmiyor ben de bilmiyorum...
hayatımızı değiştiren filmler 1995-2005 çıkmış...
bir ömür atilla dorsay...
ayıraçlarıyla birlikte baş ucunda uzun süre bekledikten sonra anne yada kız arkadaşın baskısı sonucu oradan kaldırılıp kitaplıkta müsait bir yere konulur bu kitaplar. ne yazıktır ki bazıları bir daha kolay kolay açılamayacaktır. halbuki taaa sonralarda açıldığında ne mutlu olur o güzelim kitap.
örn: ateş gecesi - reşat nuri güntekin ( kalan o 3 - 4 sayfayı da asla okuyacağımı sanmıyorum )