görseller
bit palas 
  
belki ilginizi çeker
  1. · penah
  2. · fortuna
  3. · çok kişilikli biri olmanın dayanılmaz dramı
  4. · saçmalıyorsun demenin en ince yolu
  5. · elif şafak
  6. · hijyen tijen
  7. · aşk
  8. · bir solukta okunan kitaplar
  9. · metis edebiyat
  10. · kayıp şahıslar albümü
  11. · madde 97: bir ünlü şahsiyeti seninle mcdonald's a gitmeye ikna et (reklam)
gündem
  1. · ugg düşmanı ezik kızlar
  2. · uykusu olup da uyumayan insan
  3. · her şey iyi giderken ayrılalım diyen sevgili
  4. · kurban bayramı vahşeti
  5. · umutların yitirildiği anda hayata giren sevgili
  6. · ateist yazarların itü sözlük ten defolup gitmeleri
  7. · ahmet kaya
  8. · eti tutku
  9. · racon kesmiyorum kafa kesiyorum

bit palas  

  1. bonbon palas sakinleri ve hepsinin ayrı hikayesini anlatıp ortak dertlerine çözüm arayan elif şafak romanı.
    (ya hu, 07.10.2005 23:47)
  2. "öyle bir şey yap ki, bir daha buraya çöp dökmek istemesinler. hadi şeker. beynini çalıştır. bulursun sen bir şeyler," dedi rakısını gene benden önce bitirirken.

    arkama yaslanıp, bir sigara yaktım. nedense karıncalar yok bu akşam. soluduğum duman havaya karışırken, aniden, kendiliğinden, küçük, bit kadar küçücük bir fikir geldi aklıma.
    (whisper, 06.03.2006 02:32)
  3. (bkz: fortuna)
    (kurufasulyepilav, 05.10.2006 23:33)
  4. bon bon şekerlerinin yarı saydam renkli kağıtlarından istanbul'a bakan yarı akıllı bir kadının isteği üzerine adı bon bon palas olarak konan apartmanı böcekler basınca, romanının adına bit palas demeyi uygun görmüştür elif şafak.
    (jane jones, 24.04.2007 10:12 ~ 06.06.2007 21:15)
  5. elif şafak romanıdır.

    kitaptan pek kendime yakıştırdığım bir bölümü oturdum yazdım;

    "...başkalarının özrüyle alay edilmeyeceğini kim söylemiş. ellerimizde zıpkınlar, gözlerimizde su geçirmez gözlüklerle balıklama dalıp kusurlar-kabahatlar-gafletler denizinin yedi kat dibine, yakaladığımız her özrü karaya çıkarıp uzun uzun inceler, didiklerdik lime lime. bazen bununla da yetinmez, ahtapot yakalamış kalamar tutkunlarına has bir iştahla havaya kaldırdığımız avımızı, o kayadan bu kayaya çarpardık saatlerce. gerçi eninde sonunda kimsenin kurtulduğu yoktu dilimizden ama kimileri daha çok alıyordu nasibini vızır vızır yağan genellemelerimizden. köylüler ve lumpenler, reklamcılar ve akademisyenler, ev hanımları ve hukukçular... farklı farklı sebeplerden de olsa, topluca hedef tahtasındaydılar. ama zaten bu tahtanın çapı oldukça genişti; envai çeşit insanı rahatlıkla içine alacak kadar geniş. orada herkese yer vardı. sarsaklığına tanık olduğumuz birini merhametsizce, akıllı geçinenleri hoyratça aşağılardık. giyimine kuşamına özen gösterenlere gıcık kapar ama zevksizce giyinenleri bir kaşık suda batıra çıkara birkaç kez boğardık/ezilenlerin eril kahramanlarından hazzetmez ama ezenlerin primadonnalarına ifrit olurduk/ ölümden korkanlara dudak büker ama ölümle derdi olmayanları da ezim ezim ezerdik/ kötü yazılmış bir makaleyi, öyküyü, romanı okumaya katlanamaz ama iyi yazılmış olanlara da şap şup çamur atardık/ geçirdikleri ilk ciddi ameliyat yahut tramva ertesi dindar kesilenleri kaale bile almaz ama ömürleri boyunca hep aynı raddede imanlı yahut imansız kalanları da kati surette ıskartaya çıkarırdık/düzgünleri düzgünlüklerinden ötürü bağışlamaz ama yamukların yamukluklarını da allı pullu teflere koyup şıngır şıngır çalardık/ hristiyanlığın islamiyetten daha az müdehaleci ya da yahudiliğin daha az ataerkil olduğunu zanneden bön laikleri yerden yere çalar, islamiyet içre çeşitlilikten bihaberleri kıtır kıtır kemirir ama dinlerin sınır kapılarından vizesiz geçen mistik hareketlere kapılanmakla kendilerini ayrıcalıklı sananları da pare pare top atışıyla bereler; hele hele ermek&olmak&varmak üçlemesi adına kendilerin hintli, çinli, tibetli alternatif mesihler arayanları didik didik ederdik/ evlenip çoluk çocuğa karışanlara koç başlarıyla saldırır ama evlenmemeyi muhalefet sayanlara da kıçımızla gülerdik/heteroseksüelliklerini başlarına gelen bir mecburiyet gibi taşıdıklarından herkese açık hezeyan çöllerinde hiç olmazsa bir günah elması dişleyebilmek dişleyebilmek için, kıtı kıtına, hırlaşa homurdana debelenenleri de; eşcinselliklerini de tamamen kendi seçimleri gibi görerek, başkalarına kapalı tecrit vahalarda pinekleyenleri de, aynı katrana bulayıp çırılçıplak gezdirirdik sofralarımızda/bizzat tanımadıklarımızdan hoşlanmaz ama yakinen tanıdıklarımızı da bozdurup bozdurup harcardık...."
    (kolektivist kedi koleksiyoncusu, 27.05.2007 23:28)
  6. yanlış bilmiyorsam yazarın mahremden sonraki kitabıdır.
    dantelli,böcekli kapağıyla dikkat çekicidir,okunasıdır.
    (rhododendronluteum, 27.05.2007 23:36)
  7. dantel üzerinde böcek olan kapağı gerçekmiş hissi uyandırdığından annenin yanında gazete kağıdı ile kapatılarak okunan, elif şafak'ın zekice kurgulanmış detay zengini,eğlenceli romanı. mahrem, pinhan ve araf'tan sonra okunması oldukça kolay gelen kitaptır aynı zamanda.
    (ludmilla, 29.05.2007 20:19)
  8. "hamileliğinin son aylarında aşırı kilo alıp, bir sonraki günü dahi taşıyamaz olmuş bir kadına benziyordu istanbul .yapabilse, bir an evvel kurtulmak isterdi bu kantarlı külfetten. yapamıyordu. yıllar, yüzyıllar boyu şiştikçe şişmişti. (...)" istanbulu bu kadar da güzel betimleyebilmiş nadide roman.
    (purplemurple, 31.07.2007 23:59)
  9. " karanlıkta, kendi içine kıvrılıp, beni yanında yalnız bıraktığında, onu hiç tanımadığımı kabullenmek zorunda kaldım. seviştiğimiz kadınların vajinalarını aralamakla vücutlarının her noktasını görebildiğimizi ve içlerine girdiğimizde, derinlerine ulaşabildiğimizi sanmak ne bağışlanmaz saflık... "

    " a benim manyak kızım, madem ki bir delilik ettin şu güzel suratını doğradın, sakın bundan sonra akıllanayım deme. hayatta en kötüsü, suratını keserken deli olup da, dikişlerden sonra aklını başına toplamaktır. bak işte o zaman çok acı çekersin, hem de beyhude bir acı. hiç bir işe yaramaz. sen sen ol, dikişlerden sonra da manyak kal, söz mü? "
    (fihimafih, 14.08.2007 00:56)
  10. original adı the flea palace olan sinemaya uyarlanması için ölüp bitilesi,zinhar elinden düşürülmeyesi elif şafak yapıtı.

    "ne söyleyeceğimi bilemedim.beklediğim türden bir hikaye değildi dinlediğim.bir insanı sevmek,gamhanesinde bir türlü huzura erememiş hikayeleri tomar tomar çıkartıp,birer birer temize çekmek demektir.aşk ise,o hikayelerin peşisıra dalıp sevdiğinin hayalhanesine,onun tasvir ettiğinden daha ötesi ve tezyin ettiğinden daha çirkiniyle karşılaştığın halde,çıkmayı istememektir oradan."

    "uyandığı andan, uyuduğu ana kadar sürekli bir şeyler atarak geçirir gününü şehirde yaşayanlar. haftalara, aylara, yıllara vurduğumuzda, hatırı sayılır bir çöp tepesi yükselir her birinin arkasında. ve tıpkı sinekler ve hamamböcekleri ve besinler ve nesneler gibi, insanların da bir miadı vardır. ortalama yaşam süresi erkekler için 65, kadınlar için 70'tir. sonra, malum son gelir ve onlar da ölür. çürür ve ayrışır, parçalanır ve dağılır, kendileri olmaktan çıkar ve başka başka şeylere karışırlar. ama eğer ölmeye ramak kala, hatıralarımız yerine, şimdiye değin attıklarımız olsaydı bir film şeridi gibi geçip giden gözümüzün önünden, fazladan uzatabilirdik ömrümüzü."


    "gidemeyenlerden olmanın en kötü yanı gidememek değil,kalamamaktır aslında;seni kışkışlayan toprakta penah aramaktır hala."
    (purplemurple, 23.08.2007 13:08 ~ 13:16)
  11. heyecanla ve merakla okuduğum, bitirdiğimde ise: " sinema filmi mi bu ya?" diye isyan ettiğim elif şafak romanı.
    (eppe, 27.08.2007 16:43)
  12. (bkz: uzun yağlı saç dipleri)
    (zoser, 05.09.2007 03:46)
  13. bir insanı tanımayı arzulamak, kof bir vaattir ve büyük külfet! günler, geceler, haftalar, seneler boyu dinlemeyi ve gözlemeyi, didiklemeyi ve hissetmeyi, deşmeyi ve dermeyi gerektirir; kabukları kaldırabilmeyi ve altlardan ince ince sızacak, belki de fışkıracak olan kanı görmeye tahammül edebilmeyi... bunca zahmete katlanamayacak olduktan sonra, daha yolun başındayken dönüp, bu işe hiç kalkışmamak yeğdir..

    bu ve benzerleri çok hoş cümlelerin ve paragrafların yer aldığı elif şafak'ın eserlerinden biri,tavsiye edilir.
    (skyward, 02.05.2008 03:35)
  14. "hayat ne tuhaf değil mi mösyö antipov? iki büyük, anlı şanlı imparatorluğun yıkılışının birebir tanıklarıyız. siz bizden en az 1 asır önce başladınız batılılaşmaya. büyük deli petro! oturmasını kalkmasını bilmeyenleri kırbaçlattığı rivayet ediliyor, doğru mu? hanımların çamaşırlarını, beylerin sakallarını denetlermiş, öyle mi? güzel olmalı petro'nun şehri. bataklıklardan yükselen saray. bir de şu istanbul'a bakın. dört bir yanı açık, püfür püfür rüzgar. pusulası şaşmış, çivisi çıkmış şehir! bilir misiniz, bundan on sene öncesine kadar sizin köklü imparatorluğunuzdan kaçan genç ve cüretkar aydınlarla bizim köklü imparatorluğumuzdan kaçan genç ve cüretkar aydınlar, aynı paris kafelerinde, yan yana oturup hararetli hararetli münakaşa eder ve tanrı bilir ya, ne basiretsiz kararlar alırlardı. onlara hizmet eden fransız garsonlar, bir o masadaki konuşmalara kulak kabartırdı, bir öteki masadakilere. sizden kaçanlar, ne pahasına olursa olsun devletlerini yıkmaktan söz ederdi. bizden kaçanlar ise, ne pahasına olursa olsun devletlerini yıkılmaktan kurtarmaktan. bu on sene içinde sizinkiler başardılar, bizimkilerse başarısız oldular. şimdi hangisine daha çok esef etmeli, bilmem ki? hayat ne tuhaf, değil mi mösyö antipov? çöken bir imparatorluktan kaçıp çökmek üzere olan bir imparatorluğa sığındınız. üniformalı kızıllardan kaçıp da, kendinizi kızıl bir üniforma içinde buluvermeniz, şu bizim fortuna'nın oyunlarından biri olmasın sakın?"
    (ilyiştaykovski, 29.08.2008 13:06)
  15. 'kapalı bir sandığın içinde günışığına çıkmayı bekleyen, kıymeti bilinmemiş bir define değilim ben. hakkımda soracağın her sorunun cevabı üç aşağı beş yukarı sende saklı zaten. beni keşfetmeye çalışmanı da , keşfettiğini sanmanı da istemem. tanımak zorunda değiliz birbirimizi, daha bir arpa boyu tanıyamamışken kendimizi. başkaları hakkında edinilen bilgiler, çöplükten gelişigüzel çıkarılan yiyeceklere benzer. tadına varamayacak olduktan sonra, kokutmak zorunda değiliz beynimizde. '- bit palas -elif şafak
    (ada, 06.10.2008 16:48)
  16. "çok zevkli, çok sürükleyici, süper ötesi" sıfatlandırmalarını hakedecekken, saçma sapan bitişiyle insanı deli eden kitaptır. kitap bittikten sonra okuyanın damağında bonbon tadı bırakır, ekşi bir bonbon ama.
    (nisan cadısı, 30.10.2008 18:26)
  17. "....renklerin kodlanmış dünyasında kurallar katidir. herkes bunu bilir.
    sarıya boyanmış saçlar saygınlıkla bağdaşmaz.
    sarışın bir kadın ancak bir koşulla delebilir bu kuralı:eğer hakiki sarışınsa!
    orijinalite sarışınlara özgü bir derttir. kızıllar,esmerler kumrallar
    ve ambinolar saçlarını diledikleri kadar sık ve olabildiğince farklı tonlarda boyayabilir
    ama asla günde elli kere bunun hakiki renkleri olup olmadığı sorusuyla karşılaşmazlar.
    sarışınlık hevesi, yalana mecbur,hinliğe meyyalkılar kadınları.
    oysa çok da çabuk ortaya çıkar foyaları. onlar karşılarındakini ikna etmeye çalışadursunlar,
    saç diplerinden sinsice sırıtır hakikat. heveslisini hilekar, hakikisini asosyal yapar sarışınlık."

    ********************************************************

    "bir insanı tanımayı arzulamak, kof bir vaattir ve büyük külfet! günler, geceler, haftalar, seneler boyu dinlemeyi ve gözlemeyi, didiklemeyi ve hissetmeyi, deşmeyi ve dermeyi gerektirir; kabukları kaldırabilmeyi ve altlardan ince ince sızacak, belki de fışkıracak olan kanı görmeye tahammül edebilmeyi... bunca zahmete katlanamayacak olduktan sonra, daha yolun başındayken dönüp, bu işe hiç kalkışmamak yeğdir"


    ********************************************************

    "uyandığı andan, uyuduğu ana kadar sürekli bir şeyler atarak geçirir gününü şehirde yaşayanlar. haftalara, aylara, yıllara vurduğumuzda, hatırı sayılır bir çöp tepesi yükselir her birinin arkasında. ve tıpkı sinekler ve hamamböcekleri ve besinler ve nesneler gibi, insanların da bir miadı vardır. ortalama yaşam süresi erkekler için 65, kadınlar için 70'tir. sonra, malum son gelir ve onlar da ölür. çürür ve ayrışır, parçalanır ve dağılır, kendileri olmaktan çıkar ve başka başka şeylere karışırlar. ama eğer ölmeye ramak kala, hatıralarımız yerine, şimdiye değin attıklarımız olsaydı bir film şeridi gibi geçip giden gözümüzün önünden, fazladan uzatabilirdik ömrümüzü."


    **********************************************************

    "gidemeyenlerden olmanın en kötü yanı gidememek değil,kalamamaktır aslında;seni kışkışlayan toprakta penah aramaktır hala."


    **********************************************************


    detayları ve eğlenceli üslübundan dolayı bana amelie filmini hatırlatıyor.
    (lastrose, 30.12.2008 22:28)
  18. böcekleri güzel yapan elif şafak romanı. ince ince işlendiği belli, paçalarından unutulmuş sözcükler akıyor. haksızlık öztürk de unutulmaması gereken kahramanlar listemde yerini aldı.

    --spoiler--

    şimdi önünde iki seçenek var. ya atlayacaksın denize, dalgaları falan unutup, sen de bir katre olacaksın onun içinde. ya da kıyıda durup bekleyeceksin. o zaman da onlar birer katre olacak gözlerinin önünde. iki türlü yaşanır hayat eğer bir şeye benzeyecekse. ya kendini yok edeceksin hayatın içinde ya da hayatı yok edeceksin kendinde.(163)

    --spoiler--
    (morcivert, 07.01.2009 21:02 ~ 21:02)
  19. plato film' in elif şafak' la beraber çekeceği yeni dizi. yeşim salkım başrolde.
    (kurdeşendöken, 12.07.2009 12:44)
  20. spoiler:

    buraya çöp dökmeyin, yatır var.
    (usuyitik, 25.07.2009 17:12)
  21. mükemmel bir kitaptır. elif şafak okudum ve beğenmedim diyenlerin her birine önerecğim kitaptır aynı zamanda. dili pinhan a göre çok daha hafif, anlatımı oldukça akıcıdır.

    elif şafak bu kitapta kişileri, şehirleri, hayatları, aynılık ve farklılıkları o kadar iyi betimler ki "ancak bu kadar olabilirdi" dersiniz.
    (hı hı evet, 25.07.2009 17:19 ~ 17:22)
  22. insanın kendini ya da bir yakının bazen bulabildiği ruhsal portreleri anlatan edebi paragraflara sahip...


    "...endişelenmeye başladığımda, nerede ne zaman ne söylemem gerektiğini karıştırdığımda, insanların bakışlarından korktuğumu belli etmemeye çalıştığımda, tanımak istediğim birine kendimi tanıtmak istediğimde, aslında kendimi ne kadar tanıdığımı bilmezden geldiğimde, geçmiş canımı yaktığında, geleceğin de daha âlâ olmayacağını kabullenemediğimde, ne bulunduğum yerde, ne de göründüğüm insan olmayı içime sindirebildiğimde... saçmalarım."


    "...ancak antipova doğduğu günden beri el üstünde tutulmuş, kıymet görmeye alışmış, ve ne zaman bir isteği yerine getirilmese, bunun karşısındakinden kaynaklanan bir kusur olduğuna inandırılmıştı..."

    "...titrek ürkek bir yağmur bulutu gibi, hem ağlamaklı, hem de hiç bir şeye değmeden seyrediyordu istanbul'un üzerinde..."
    (identity, 05.09.2009 18:34 ~ 22.09.2009 09:28)
  23. "tanımak zorunda değiliz birbirimizi,daha bir arpa boyu bile tanıyamamışken kendimizi"
    altını çizdiğim yerler arasında en çok sevdiğim ancak okuduğum elif şafak romanları arasında en az altı çizili sayfaya sahip, akıcı olmayan, inat ettim bitireceğim diye okunan ama okunduktan sonra da zaman kaybı olarak değerlendirilemeyen bir garip roman.
    (asabi martı, 13.09.2009 23:46 ~ 23:46)
  24. ---- spoiler ----

    bir insanın acısını yürekten paylaşabilmemiz için, bizimle aynı hakikati paylaşıyor olması gerekir öncelikle. eften püften oyuncağın zımbırtısı kırıldı diye ağlayan çocuğu pışpışlarken, kadidi çıktığı halde kendini hala kilolu sandığı için bunalıma giren anoreksi hastasına yemin billah şişko olmadığını söylerken, epi topu iki haftadır beraber olduğu beş para etmez bir kadın tarafından aldatıldığı için hayata küsen can ciğer dostumuzun hezeyanlarını sineye çekerken, bir sabah açık duran penceresinden başını uzatan bir güvercin ruhunu çaldı diye meydandaki tüm güvercinleri tek tek yakalayıp ağızlarından içeri bakmaya kalkan akıl hastasını doktoru gelinceye kadar oyalarken...yanıbaşlarında dikilir ama acılarına fersah fersah öteden bakarız. böyle basit bir şey için gözyaşı döken çocuk, hakikatten bu kadar uzakta kamp kuran anoreksik, öyle biri için üzülmeye değmeyeceğini göremeyen bedbaht dost, zavallı güvercinlerin soyut ruhlara değil, somut buğday tanelerine üşüştüklerini idrak etmekten aciz deli...ilgi ya da merhamet, teselli ya da dayanışma bekleyebilirler bizden. alırlar da muhtemelen. itiraz etmeksizin yapabiliriz bunları. acı çektikleri için saçmalayıp, saçmaladıklarından ötürü nasıl acı çektiklerini gördükçe, içten bir yakınlık duyabiliriz onlara. sevgi dahi bekleyebilirler bizden. yeter ki acılarını paylaşmamızı beklemesinler.

    ---- spoiler ----
    (balefulwhisper, 24.10.2009 16:56 ~ 16:57)

künye  ·  iletişim / şikayet / reklam  ·  sıkça sorulan sorular  ·  itü sözlük görseller  ·  itü sözlük extra  ·  itü sözlük mobil