bisiklet sürmeyi öğrenme süreci 

adana çık aradan

  1. zordur canım bu.

    hatılıyorum da, yerde bulduğumuz gazete parçalarındaki resimlere bakıp, saçma muhabbetler çevirdiğimiz, o dünya ile bağlantısız, eğlenceli yaşantımızın bize dayadağı ilk kazıklardan biriydi bu.

    her mahallede vardır elbet, aynı yaş grubunda takılan çocuklar. mahalle maçları, çocukluk aşkları, kavgalar, saklambaç falan derken gün gelir, mahalle çocuklarından birine babası bisiklet alır, hayran hayran bakar ufacık çocuklar. ardından başlar evde ağlamakla karışık yalvarma seansları.

    tabii evladına dayanamayan baba, gider bisikleti alır çocuğa. hani şu arka tekerlekten fırlayan iki ufak tekerleğe sahip bisikletimsilerden. tüm mahalle çocuklar sırayla tamamlar bisiklet alım sürecini. başlar sürme çalışmaları. işte düğüm burada. o mahallede hava yapmanın, kızların gözüne girmenin en güzel yolu, o arka tekerlekteki çıkıntılardan kurtulmaktır.

    neyse işte meşhur '' biyanki'' bisikletler gelir. bir süre o 4 tekerlek ile kullanılan bisiklet, daha sonra iki tekerlekli hale getirilmeye çalışılır. getirilir de ama sürülemez.

    işte tam bunları yaşamış bisiklete kavuşmuş ben de, aklımca hava atmak için bisikletin arka tekerleklerini çıkarmış bir pisliktim o zamanlar. tabii sik kadar boy, hafif rüzgarda uçabilecek vücut ile - o zamana göre- kocaman bisikleti iki teker üstünde dengelemek cambazlıktı resmen. yaşça büyük olanların, ellerini bırakmalarını hayranlıkla izler, bir gün yapabilme umudunu taşırdım.

    önce bisikleti dengede tutmaya çalışır bünye. hatta 3 sn kadar gitmeden dengede durmasıyla bile övünür. akıl ermez pedala basıp gitmeye. mantık önce durmayı öğrenmektir o yaşlarda. bir mahalle büyüğü elbet öğretir bunu. sizi tutar bir süre sürükler ve pedal çevirmeyi öğütler. '' oleyy'' nidaları eşliğinde giderken birden bırakır bu göt. tak iki metre sonra düşersin. böyle böyle sürmek öğrenilir. ama '' ayağı yere koymadan dönmek'' geyiği sürer sürekli. taşak malzemesi de olur insan.

    zordur yani. fazla uzatmaya gerek de yok. s.ke s.ke her çocuk yaşar bu aptal durumu. sonra öğrenir sürmeyi, elleri bırakmayı bile..

    özledim lan.
    (bete noire, 03.03.2008 09:30 ~ 09:32)


  2. çocukluğun en önemli süreçlerinden biridir. zira takım oyunu ve bireyselliğin kesişim kümesi üzerinde gerçekleşir. biri size eşlik eder önce, bisikletin arkasından tutar ve siz bu güvende ilerlersiniz. ama bir an gelir ki ustanız savaşa yalnız devam etmeniz gereken o anın geldiğini fark eder ve bırakır. fark etmezsiniz bir süre ve çizgi filmlerde uçurumu geçtiğini fark etmeyen coyote gibi devam edersiniz. yalnızlığın fark edildiği an tedirginlik, tedirginliğin geçmemeye karar verdiği an dengesizlik başlar ve arkadaşlara gösterip hava atabileceğiniz bir yaranız daha olur.
    (hiçmiyok, 16.04.2008 10:16)