courtney love'ın kurt cobain anısına yazdığı "doll parts" adlı şarkıda şu nadide cümle ile bahsedilen durum.
"i love him so much it just turns to hate" => onu o kadar seviyorum ki, artık bu bende bir nefrete dönüşüyor.
insanlar bir nefret etmeye görsünler, o zaman nefretlerinin derecesine göre ne yapacakları belli olmaz, sevgi nefret getirir, nefretle de insan öldürülebilir. böyle düz mantık da açıklanabilir bu cümle.
tek örneği vardır bu mevzunun.
bir küçük emrah filminde vuku bulur.
emrah'ın babası hastadır, ama öyle nezle değil. adam artık balataları yakmış, götüne başına kablolar bağlı, robocop'un oluşum şeklinde omurga ve kelleden ibaret yaşamaktadır.
emrah'ın aklına babasının vurduğu sakat atları gelir, emrah da kabloları çeker. (malum ötenazi de türkiye'de yasal değil)
işte budur öldürecek kadar çok sevmek.
sonrası alışıldık son. emrah hapse girer (çocuk on sekizine gelmemiş, çarpık hukuk sisteminden heralde) ana orospu kız daha ileri sürüm orospu olur, hapiste gardiyan emrah'ın arkadaşını harcar* emrah çıkar mutlu mesut eve döner.
oruç aruoba'nın ile adlı eserinde hakkında "bir kadın, seni seviyorum dediğinde, aslında 'yüreğime öyle bir çizik attın ki seni bu yüzden öldürebilirim' demektedir." buyurduğu kavramdır.
dizginlenmesi gereken bir sevgidir. iki tarafa da zarar verir. bu kadar çok sevmek ve sevilmek, kimsenin hayrına neticeler vermez.
sonuçta sevgi, değişime uğrayan bir şeydir. bir sevgi biterse, başka bir sevgi de başlayabilir pekala.
öldürecek kadar çok seven adamı, sevdiği kızla evlendir, 10 yıl geçsin, 5 çocuk, sevilen kız bulaşık yıkarken adama "faturayı ödeyemedik, kiracı her hafta kapıya geliyor, sen burda biraları deviriyorsun, zıkkım iç körolasıca" diye söylensin, öldürecek kadar çok seven adamın üstünde lekeli atlet olsun ve 34 ekran bir televizyonun önünde maç seyretsin. arada bir" sus be kadın, sus be kadın" desin. çocuklardan ikisi, bir oyuncak için feryat figan birbirine girsin.
öldürme isteği devam ediyor olabilir, ama sevgi sebebiyle olduğundan kuşku duyarım.
freud abimizin tam anlamıyla haklı çıktığının göstergesidir. freud'a göre insan güdülerinin en güçlüsü cinsellik ve şiddettir. sevme eylemide bir güdü olduğuna göre diğer güdülerle eşdeğer bir seviyeye taşınmasıda olasıdır. zaten cinselliğin içersinde bulunduğu sevgilerin birçoğunda şiddet eğilimleride bulunur. şiddetin gözü kör ettiği ve hırsların hümanizmi yendiği zamanlarda mümkün olan davranıştır. bütün bunlarla açıklanamayacak bir durumsa söylenebilecek tek şey kalır: ayı yavrusunu severken öldürürmüş.
oscar wilde'ın reading mapushanesi baladında kısa ve öz olarak anlattığı durumdur. söyle ki:
"her insan öldürür gene de sevdiğini,
bu böyle bilinsin herkes tarafından,
kiminin sert bakışından gelir ölüm,
kiminin iltifatından,
korkağın öpücüğünden,
cesurun kılıcından!
kimisi aşkını gençliğinde öldürür,
kimi sevdiğini yaşlılığına saklar;
bazısı öldürür arzunun elleriyle,
sevdiğini altının elleriyle boğar bazısı;
bunların en üstünü bıçak kullanır çünkü
böylelikle ölen çabuk soğuyup donar..!"
sizin de anlayaçağınız gayet normal olan durumdur. öyle ya da birbirimizi temize havale etmiyor muyuz? en sevdiğimiz kişiler bizim canımıza sıçmıyor mu? eh o zaman o halde bu pozisyon pek öyle şasılacak bir durum değil demek ki.